nihal sipahi

Milli Mücadele'deki yan yana kan ve silah arkadaşlığıyla kuvvetlenen bu kaynaşma, bugünkü millet birliğinin, ilk başlangıcıdır. Çünkü ondan önce halk ile, halkın içinden yükselen okur yazarlar arasında müşterek olan hiçbir şey yoktu.
Sayfa 85 - Remzi Kitabevi
Alıntı
Reklam
Sönen güneş, her zamanki güneşti. Dağlar renkli, engin ve güzeldi. Bulutlar yer yer çöküyor, yer yer yükseliyordu. Dünya sayısız günlerinden birini daha yaşıyordu. Bu azametli alemin içinde biz, bütün bu gürültülerimiz, boğuşmalarımızla ne kadar silik kalıyorduk...
Sayfa 82 - Remzi Kitabevi
Alıntı
Bu yolculuğun başında biz, sanki serada yetiştirilen birer bitki gibiydik. Sera, mekteplerimizin sunî havasıydı. Halbuki bu son haftalar içinde, Anadolu'nun bir tarafından diğer tarafına, sanki bir potadan, bir çileden geçer gibi geçtik. Anadolu'nun bitmiş, yolunmuş, sert tabiatı gibi zavallı, bahtsız hakikati her adımda önümüze serildi. Bütün bunlar sert, fakat çıplak gerçeklerdi.
Sayfa 79 - Remzi Kitabevi
Alıntı
Sarıkamış öyküleri, bizim cephe sohbetlerinin, daima kanlı ve karanlık bir konusu olarak kaldı. Bir Allah-u Ekber Dağı'ndan, bir Allah-u Ekber gecesinden bahsederlerdi. Sarıkamış çukurunun kuzeybatısına düşen bu yolsuz, izsiz dağlarda, bir adım ilerisinin görülmediği kar tipileri ve fırtınalar arasında bir türlü sabah gelmeyen zifiri bir gecede, hatta bir tek düşman görmeden, bir tek düşman öldürmeden olduğu yerde donan, eriyen binlerce yaralı ve yarasız askerin hikayesini anlatırlardı.
Sayfa 78 - Remzi Kitabevi
Alıntı
Fakat bizim gençliğimizde harp, biraz daha insanların harbiydi. Harpte insan denilen mahlûk, biraz daha hakim, biraz daha yaşayan bir varlıktı. Eski harbin, hem kendimizi, hem kendi insanımızı tanıyabilmek için, bize bıraktığı vakitler, imkanlar da vardı.
Sayfa 78 - Remzi Kitabevi
Alıntı
Reklam