nihal sipahi

Evet, her yer bizi bekliyordu. Ve biz bu her yere, hiç düşünmeden, hiç bir şeyden şüphe etmeden, koşuyor, koşuyorduk. Bu tükenmez yollarda kanlarımız tükenip, nefeslerimiz sona erinceye kadar... Bizim neslimizin, kuşagımızın kaderi ve nasibi buydu...
Sayfa 61 - Remzi Kitabevi
Alıntı
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Evet Kâbe Turan'dı. Hatta onunla da kalınmamak ve kısaca dünyaya hakim olmak lazımdı.
Sayfa 60 - Remzi Kitabevi
Alıntı
Bizler kendimizi, zaten bu ölüm için yetişmiş sayıyorduk. Bu ölüm için hazırlanmıştık. O zaman bizim neslimiz, kendisi için hiçbir hak düşünmeyen bir nesildi. Bize göre hak yok, vazife vardı. Vazife görülecek, can verilecek, şan vatana bağışlanacaktı. Can bizimse şan onundu...
Sayfa 59 - Remzi Kitabevi
Şu Bilinmeyen Anadolu
Anadolu'yu biz Rumeli çocukları, onu görüp tanıyıncaya kadar, yalnız hayalimizde yaşattık. Ve hayalimizin özlediği gibi. Ama sonra gördük ki, bu hayal ve özlemle, gerçek Anadolu arasında, hiçbir benzerlik yoktur. Bu hayal kırıklığı bizim, hayat boyunca yaşadığımız nice hayal kırıklıklarının, en baş döndürenlerinden biri oldu. Ve sanıyorum ki Anadolu'ya asıl, bütün varlığımızla ilk defa, bu hayal kırıklığı içinde bağlandık...
Sayfa 58 - Remzi Kitabevi
Alıntı
Ama bizim bütün ümidimiz, ordunun başı padişahtaydı. Padişahta bütün dünyayı durduracak bir kuvvet umulurdu. Fakat ne çare ki padişah, her nedense kılıcını bir türlü çekemiyordu. Bayrağını açamıyordu. Yoksa, o bir defa bayrağını açsa, o zaman: —Biz ne yapacağız biliriz! diyorduk. Lakin bu yapılacak şey, bir türlü yapılamıyordu. İsyanlar büyüyordu. Türk mahalleleri boşalıyordu. Gidenlerin Yemen'den, Arnavutluk'tan Arap içinden mektupları ya geliyor, ya hiç gelmiyordu. Zaten bizim mahalle halkı arasında askere giden delikanlıların, döneceklerini beklemek pek de alışılmamış bir şeydi. Dönüş ya olur, ya olmazdı. Giden gider ve gidenlerden çok defa haber gelmezdi.
Sayfa 38 - Remzi Kitabevi
Alıntı