Gündüzleri anlamsız bir kaosun, geceleri ise anlamsız bir kimsesizliğin pençesindedir sokaklar.
Gündüzleri bir kimliğim yoktur, gece olduğunda ise kendimi bulurum...
Kalbimin el vermediği iki yoldan birini tutturmak durumundayım. Ya aklımın şiddetle itiraz ettiği yoldan giderek düşlerde yaşamayı ya da duyarlı ve hassas tabiatımın karşı koyuşuna aldırmayarak eyleme geçmeyi seçeceğim....
Dahil olduğum topluluğa hiçbir zaman aidiyet hissetmediğimden, yekvücut olmanın coşkusuyla devasa bir sel gibi sürüklenip giden kalabalıkların hep kıyısında köşesinde duran biri olduğumdan, yalnızca parçası olduğum ormanı değil, aynı zamanda onun etrafını saran geniş ovaları, uçsuz bucaksız vadileri de görebiliyordum.