Naz’ire türkmen

Naz’ire türkmen
@ntrkmn
7 okur puanı
Ocak 2021 tarihinde katıldı
Puan vermedi·262 syf.··
2021 55. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 14 Nisan 2021 01:35
İnsan beynini tamamen anlayabilmek hiç mümkün olabilecek mi? Kitabı okurken kendinizi bu soruyu defalarca sorarken bulacaksınız.. Yirmi dört hasta var, birbirinden ne kadar farklı hayatları olsa da ortak bir noktada buluşuyorlar. Talihsiz bir hastalık mevcut hepsinde. Çoğunlukla da tedavisi mümkün olmayan hastalıklar. Hepsi birbirinden ender neredeyse eşsiz vakalar. Hastalıkların ne olduğu, neyin sebep olduğu-olabileceği üzerinde duruluyor kitapta. Ayrıca yazar bazı hastalar arası bağlantı kuruyor, benzerlikleri - farklılıkları gösteriyor. Bu sayede hastalığın kişiler üzerinde değişen etkilerini de görebiliyorsunuz. Hastalardan birkaçı beni diğerlerine göre daha fazla etkilediğini söylemeliyim. Özellikle Tikli Ray ve Cupid hastalığı olan kadın. Tikli Ray Tourette Sendromuna sahip bir adam. İlk başta hastalığından kurtulmak istese de bunu yaparken kişiliğinin bir parçasının yok olduğunu düşünmeye başlıyor. Bu kaybı yaşamamak için de kendince bir çözüm buluyor. Çözümü sonucu neredeyse iki farklı kişiliğe bölünüyor diyebiliriz. Kişiliğinin sevdiği yönlerinden ödün vermemek için de hastalığıyla anlaşmaya varıyor.. Cupid hastası olan yaşlı bir kadın ise iyileşmeyi istemiyor. Çünkü hastalık onu daha enerjik, neşeli ve mutlu bir insan yapıyor. Yaşlı kadın halinden memnun olduğunu söylüyor.. Her hastalığın tedavisinin sonucunda mutlaka iyi bir halden söz etmek mümkün müdür ? Yaşlı kadın için hasta olma ve iyileşme kavramlarının farklı anlamlar taşıdığı çok açık.. Ray ve yaşlı kadın hastalıklarıyla yaşamaya mecbur değil, hastalıklarıyla yaşamayı tercih ediyorlar. Bu iyileşme kavramını sorgulamamıza neden oluyor. Çoğu bilim insanının ve sanatçıların bir 'hastalığından' söz edilir. Dahilik ile hastalığı bir arada kullandığımız da olmuştur. Onlara hastalıklarından kurtulmayı
Karısını Şapka Sanan AdamOliver Sacks · Yapı Kredi Yayınları · 20206,4bin okunma
Naz’ire türkmen
İnceleme ilgi çekici ve bir o kadar da sürükleyici..Özellikle terimlerin olmasının yanında okuyucuyu boğmadığına yönelik verilen ayrıntı çok hoş olmuş..⭐️⭐️ Emeğinize sağlık..
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·147 syf.··
2021 54. kitabı
·
24 saatte okudu
·
Okunma: 11 Nisan 2021 10:13
"Yenilik getirmek ne zor imiş bizim Türkiye'ye? Işık getirmek ne zor imiş?" Köy Enstitüsü'nden çıkmış köy öğretmenine yakışan bir kitap. Fakir Baykurt bizlere Anadolu'yu, köyü anlatıyor. Köy insanlarına ve onların sorunlarına değiniyor. Eğitim, bilim, kardeşlik, dostluk ve barış gibi evrensel kavramları da es geçmiyor. Yalın bir dili ve neredeyse çocuk masalını andıran bir anlatımı var. Biribirinin içine geçmiş üç hikaye karşılıyor bizleri. Kitabın ismini aldığı hikaye Eşekli Kütüphaneci, kitabın en önemli hikayesi ve merkezde yer alıyor. Eşekli Kütüphaneci, Mustafa Güzelgöz adında bir adam. Çocuk ruhlu, duygusal ve hayalleri de çocuklarınki kadar güçlü. Kitap sevgisiyle doğmuş adeta. İçinde de gizli bir öğretmen yatıyor. Karanlığa, cahilliğe ışık tutmayı öğretmek istiyor insanlara. Bunu da en güzel yolla yapıyor, kitaplarla. Bir köyün, toplumun kalkınmasının yolunun eğitimden ve kitaptan geçtiğini biliyor. Neden karanlıkta duralım, aydınlıkta olmak varken? Neden geleceğe ışık olacak çocukları karanlıklara tutsak edelim? Karar veriyor. Alıyor kitaplarla yüklü eşekleri, önyargıları kırmaya köylere gidiyor. İnsanları kitap okumaya teşvik ediyor. En çok da küçük çocukları ve kadınları. Gelecek çocukların elinde, evet. Ama onları yetiştiren anne-babayı da karanlıktan kurtaramazsak nasıl ulaşılabilecek o parlak geleceğe? Kolay olmuyor eşeklerin de dahil olduğu bu macera. Önüne bir sürü engel çıkıyor. Bazı engeller gözle görülür, elle tutulur cinsten. Bazı engeller ise zihinlerde.. Eşekli Kütüphaneci, ateşi yakmak için bir kıvılcımın yeteceğini bizlere kanıtlıyor. Pasif bir yaşamı tercih etmek yerine, hayatın içine girmenin önemini anlatıyor. Etkin olmak, olurken de diğer insanları etkin kılmanın gerekliliğini vurguluyor.. "Mustafa Güzelgöz'ün bu yalın ama önemli başarısı
Eşekli KütüphaneciFakir Baykurt · Literatür Yayınları · 201018,3bin okunma
Naz’ire türkmen
Öğretme, ufuk açma yolunda atılmış şahane bir süreç..İncelemeyi okurken içine alıp götürdü..Eşekli Kütüphaneci okunacaklar listesine dahil edildi..Emeğinize sağlık..⭐️⭐️⭐️
Puan vermedi·192 syf.··
2021 51. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 03 Nisan 2021 22:51
Böyle bir kitap için söze nereden başlanır bilmiyorum.. Okurken ilk sayfalarında zorlandığım, ortalarında sevmeye başladığım bir kitap. Sonlara doğru ise en sevdiğim kitaplar arasına gireceğinden emin bir şekilde okumuş olduğum kitap. C. ya da Aylak Adam. "O" kişiyi arayan bir adamın hikayesi. Onun için "O" kişiyi bulmak daha zor. İmkansızı arıyor çünkü.. Okuyanı ikilemde bırakan, zor diyebileceğimiz karakterlerden biri daha Aylak Adam. Anlamak, çözmek isterken daha da karmaşık buluyorsunuz onu. Karamsar, umutsuz ve mutsuz olmaktan memnun bir görüntü çiziyor neredeyse. Beni en çok şaşırtan şey ise umutsuz bir adamın "O" nu ararken bu kadar hayalperest olabilmesiydi. Aylak adam kendisiyle de çeliştiği için okuyucuyu da buna itiyor sanki. Onun düşüncelerine katıldığınız da oluyor, şiddetle karşı çıktığınız da oluyor. Onu hem seviyorsunuz hem de sevemiyorsunuz. Hayata karşı yakınmalarını değil de çabalamamasını sevemiyorsunuz. Eleştirel olmasını değil, kendini eleştirmeyi becerememesini sevemiyorsunuz.   Karamsar olmasını değil, mutlu olan insanları çekememezliğini sevemiyorsunuz. Hayatına giren kadınları değil, o kadınlara yaşattıklarını sevemiyorsunuz.. C. "Bir ben miyim düşünen? Bir ben miyim yalnız?" diye soruyor. Değil oysaki. Herkes gibi o da dünyanın merkezinde biricik, tek olduğunu düşündüğü için böyle söylüyor. Başkasının da aynı sorunlarla baş ettiğini hiç düşünmeyiz zaten.. C. toplumdan kendini soyutlamış. Bir duvar örmüş diğer insanlarla arasına. Soranlara Aylakım ben diyor. Toplum dayatmalarından, sesli dile getirilmeyen ama herkesçe uyulan kurallardan sıkılmış. Adım attığı her yerde sahtekarlığı ve ikiyüzlülüğü hissediyor. Hayatından memnun olanları da küçümser bir havası var gibi. Ama içten içe neden onlar gibi olamadığını, neden onların arasında
Aylak AdamYusuf Atılgan · Can Yayınları · 201971bin okunma
Naz’ire türkmen
Zevkle okuduğum ve okuma listesine herkesin şüpheye düşmeden ekleyeceği bir eser..İnceleme çok başarılı olmuş ne eksik ne de fazla👏🏼👏🏼
Puan vermedi·68 syf.··
2021 49. kitabı
·
24 saatte okudu
·
Okunma: 29 Mart 2021 23:51
   Bazen bazı kitapların sizi zihinsel olarak yorduğunu hissedersiniz. Belki dilinden belki de içeriğinden. Bazen de kısa süre içinde çok fazla kitap okumuşsunuzdur ve biraz dinlenmek istersiniz. Ben de kitaplar arası ne zaman soluklanma ihtiyacı hissetsem, kitaplarıyla kısa bir mola verebileceğim yazarla tanıştım. Stefan Zweig..  Genellikle uzun olmayan öykülerinden ve yalın, akıcı dilinden dolayı olabilir. Bunun dışında yazılarında tam olarak ifade edilemeyen ama insana dokunan bir şeyler var.    Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu'nda da olduğu gibi.. "Sana, beni asla tanımamış olan sana." Mektup bu cümleyle başlıyor. Basit, kısa bir cümle gibi. Ancak o cümle aşık bir kadının acısını, hayal kırıklığını ve öfkesini içinde barındırıyor. Kadın tarafından belki de en acısı mektup sona erdiğinde bile sevdiği adam onu tam olarak bilemeyecek-tanıyamayacak. Çocukluk aşkını neredeyse saplantılı diyebileceğimiz bir şekilde yetişkinliğe kadar kalbinde taşıyan bir kadın. Adamı gördüğü ilk günden itibaren hayatı 'O' oluveriyor. Onun için akıllı, onun için güzel ve onun için yetişkin bir kadın olmak istiyor.Her şey, ondan haberi olmayan sevdiği adam için. Bazen onun yüzünden acı çekiyor bazen de küçük düşüyor. Aşkından ise asla vazgeçmiyor. Kısacık ama aşk hakkında düşündürecek  bir kitap. Aşk nedir? Tek taraflı aşk yaşanabilir mi? Ve bu 'aşka', gerçek aşk diyebilir miyiz? Siz de küçük bir mola ihtiyacı hissederseniz çekinmeden Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu'nu okumaya başlayabilirsiniz. :)
Bilinmeyen Bir Kadının MektubuStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2022266,4bin okunma
Naz’ire türkmen
Stefan Zweig’in anlatımlarına güzel naif bir dokunuş olmuş..⭐️
Puan vermedi·158 syf.··
2021 48. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 28 Mart 2021 23:01
    Yoksulluk, açlık, acı ve keder dolu bir yaşam... Nadir olarak yazdığı yazıları gazeteye satan ve bunun parasıyla geçinen bir yazar. Aldığı para bir hafta zorlasa belki iki hafta için onu idare ediyor. Başını sokacak herhangi bir yer varsa ve haftada üç-dört kere de boğazından bir şey geçtiyse ondan mutlusu yok. Yoksulluğa alışmış hatta yoksulluk adeta onun üstüne yapışmış. Sık sık da belirttiği gibi 'talihsiz' bir adam yazarımız. Bütün kapılar yüzüne kapanmış, kime gitse reddedilmiş. Belki de umut vaat edecek olan hayal gücü ve yazarlığı açlığının esiri olmuş durumda. Düşünceleri çoğu zaman kendinde olmayan bir adamın sayıklamalarını andırıyor. Zihnindeki düşünceler hayal gücünden mi yoksa artık açlığın yarattığı delilikten mi kaynaklanıyor kestirilemiyor. Yoksulluğun vermiş olduğu o çaresizliği iliklerine kadar hissediyor.   Peki bizler yoksul olmanın ve açlığın ne olduğunu gerçekten biliyor muyuz? Yoksa bu sözler ağzımızdan kolayca ve alışkanlıktan mı çıkıyor ? Hiç tükürüğünüzü açlığınızı bastırmak için defalarca yuttunuz mu? Ağzınızda yiyecek olmayan bir şeyi çiğneyerek midenizi kandırmaya çalıştınız mı? Ufak bir lokma yediğinizde bile günlerce aç olmanıza rağmen kustunuz mu?  Hayır mı? O zaman kitabı okuduktan sonra bu kelimeleri kullanırken en azından iki kere düşüneceğimiz kesin.. Talihsiz yazarımıza geri dönecek olursak.O fakirliğin içinde hem umut dolu hem de kaderine karşı biraz isyankârdı. Olmaması gerektiği zamanlarda bile cömert , fazlaca da gururluydu. En dayanılmaz hallerinde bile gelen yardım tekliflerini geri çeviriyordu-sonra pişman olsa bile-. Küçük düştüğünü düşünmek onu kahreden bir düşünceydi ve kendine yediremiyordu bunu. Fakirlik ve açlık içinde bu gurur yersiz mi yoksa takdir edilesi bir durum mu bilemiyorum.. Elinde avucunda hiçbir sey
AçlıkKnut Hamsun · Varlık Yayınları · 201735,7bin okunma
Naz’ire türkmen
Yazarın içine düştüğü durum güzel bir şekilde açıklanmış..Okuma merakı uyandırdı..Okuyuculara verdiğiniz ipuçları için teşekkürler..⭐️