Bir şeyi öğrenmek için olayın kaynağına inmek aslında uzmanların işi ve okuyucunun ilk kaynağa gitmesi biraz kimya laboratuvarında çay yapmaya benziyor.
İçimi çok derin, çok büyük, sanki gövdeme sığamayacak denli büyük bir kızgınlık kapladı. Çocukken çayırlarda baharın ilk papatyalarını yolan arkadaşlarıma duyduğum kızgınlık. Öylesine delice, öylesine çaresiz.
bi an geldi annadum artı ayakta duramaycam çöküvercem oraya napıyım ağacın gövdesine sarılmışım sanki beni seven bi insan varmış da ona sarılıyormuşum gibi
Şimdi düşünüyorum da o ilk anda bana en korkunç gelen Melek’e yapılanlar değil de, bunu birçok kişinin yapabilmesi, birçok kişinin de yapılmasına göz yummasıydı sanırım.
‘İşte hapisten çıkmış, heykelinin dikili olduğu kaideden atlamış, zincirlerini de, tacını da, ermiş olduğunu gösteren halesini de atmış, koşarak geliyor, sadece bir kadın, yaşayan bir kadın olarak!’
-Charlotte Perkins Gilman