Amin maalouf, dilini beğendiğim yazarlardan biri. Işık bahçeleri kitabında da özlü anlatımını korumuş bu yüzden okuması zevkliydi. Fakat bu kitabında olay örgüsü biraz daha farklıydı çünkü yazar sebeplerden ve sonuçlardan ziyade var olan durumu önplana çıkarmaya çalışmış fikrimce. Bu yolda olmak gibi bir şey, varmak ile ilgilenmemiş yolu anlatıyor. Çünkü sonuçta bir varış noktası yok. Bu yüzden anlatım oldukça geniş çerçevede ele almış bazen kayboldum diyebilirim :) buna rağmen yazarın vermek istediği mesajlar oldukça kıymetli. Sizi anlayacak kulaklara konuşun düşüncesinin öne çıktığı kanısındayım. Ve yine amaç edindiğin yolda dosdoğru yürümek bazıları için beyhude olsa, yitip gitse de kıymetli neticede yola çıkma cesareti göstermişsin. O zaman incelememi yazarın son cümlesiyle sonlandırmam manidar olacaktır. "O hayatını anlatmak istedi. Ya da yalanlarla, unutuşla örülmüş onca yüzyılın ardından seçilebilenleri."