Keşke şaşırsaydım dedim okurken, sürekli. Salgınlar, su kesilmeler, yağmalamalar ve daha da kötü birçok şey… Jack London ileri görüşlüymüş. Kurgusunu da akıcılığı da gayet yerindeydi, okurken hiç sıkılmadım.
Birkaç noktaya değinmek istiyorum;
İlki kuşak çatışması. Bazen büyüklerimizle anlaşamadığımızda onlardan sıkılıyoruz ya da onları yargılıyoruz ve bir şekilde iletişimimiz yürümüyor ya işte o konuda haksızlık yaptığımızı düşündüm. Arada yıllar yılı fark var ve neler yaşadılar kim bilir. Kitaptaki torun karakterler Dede Smith ile her alay ettiklerinde ya da onu dikkate almadıklarında üzüldüm. Düşünmek lazım, görmüş geçirmiş insanlarla bizim haliyeti ruhiyemiz aynı olur mu hiç diye.
İkincisi okurken sık sık aklıma ‘I am legend’ filmi geldi. Yalnızlıkla baş edebilmek. Dede Smith yerinde olsam ne yapardım diye her düşündüğümde içinden çıkamadım. 3 yıl tek başıma ıssız bir dağ başında yaşama fikri ve insan bulma ümidinin hiç tükenmemesi takdire şayandı.
Bir diğeri de bundan binlerce yıl önce yakılan iskenderiye kütüphanesini getirdi aklıma. Bilgilerin yok olduğu, belki de şimdiki zamandan kat be kat ileride olmamızın engellendiği o yangın. Gerçi ben ister miydim daha ilerde olmak bilmiyorum. Her iyi gelişme beraberinde bir sürü olumsuz durum getiriyor. Kitapta da bunun ufak bir yansımasını gördük. Bilinmez ama belki ileride yine sıfıra düşülebilecek bir duruma gelebilir Dünya. Ne de olsa insanoğlu bu, tüketmeyi sever.