Bizde kendimizi hayat yaşıyoruz sanıyoruz!
Bir çoğumuz gibi bende Sabahattin Ali yi kürk mantolu Madonna kitabı ile tanıdım. Kitabı çok sevdiğimden olsa gerek yazarın bütün külliyatı kütüphanemde olmasına karşın, bir türlü yazara ait ikinci bir kitaba başlayamamışken sevdiğim bir dostum olan osman baykan sayesinde bu kitapla tanıştım ve derhal alıp okudum.
Şuan yazacak kelime bulmakta çok ama çok zorlanıyorum. Bu nasıl bir yaşam öyküsü, bu nasıl dolu dolu geçen bir ömür! Sabahattin Ali bugünden itibaren hep bir üzüntü olacak yüreğimin bir köşesinde. Hayatının baharında ülkesini terketmek zorunda bırakılan ve bu yolda vahşice katledilen bir yazar o. Üstelik evli ve dünya tatlisi bir kızı varken ! Kitaptan satırlar gözlerimin önüne gelirken dahi bu incelemeyi yazarken boğazimda hissettiğim düğümün tarifi yok.
Sabahattin Ali ile ilgili kendi cahilliğimden, bilmediğim bir çok detay biliyorum artık. Mesela çok sevdiğim bazı şarkıların yazariymis megersem kendisi. Hayatında tanıdığı sohbet ettiği insanlar arasında kimler yok ki? Nazım hikmet, aziz nesin ve Hasan âli yücel bunlardan sadece bazıları.
Her devrim mutlaka kurban ister! Genç Cumhuriyet kurulduktan hemen sonra, gerek kendi çocuklarını gerekse iktidar sahiplerinin yanlışlarını söyleyenleri yemekte hiç cimri davranmadi. Sırf cumhuriyet elden gitmesin diye, ülkeyi ve cumhuriyeti savunmayı çok yanlış anladı birileri ve çok yanlış uygulamalarda bulundu. Bu yüzden, Nazım gibi, Sabahattin gibi, Aziz Nesin gibi vatan ve hümanist ustalara çok yazık edildi. Bugün, bu ülke hala üçüncü sınıf, gelişmekte olan bir ülkeyse, bunun nedenini, bu adamların kıymetini bilememesinde aramak gerekir.
Ve 2022 Türkiyesi... Öyle isterdim ki "neyse ki günümüzde böyle şeyler artık olmuyor, daha çağdaş modern bir ülkede yaşıyoruz" yazmayı. Hala
Atatürk'ü seven, onu doğru anlayan kim varsa, onun neler yaptığını sorduğunuzda üç aşağı beş yukarı aynı cevapları alırsınız. Bazı kişiler dışında;
Yılmaz özdil de bunlardan biri.
Mustafa Kemal ve son cüret isimli kitapları ile başlayan bu muhteşem üçlü seriyi Anka kuşu isimli üçüncü kitapla noktalamış Yılmaz özdil.
Kitap 1923 den 1938 e kadar geçen sürede, cumhuriyetin ilk on beş yılında neler olduğunu anlatıyor, ama öyle üstün körü, sadece Atatürk odaklı bir anlatım degil bu! Yeni kurulan cumhuriyet ve bu cumhuriyet in ardından dur durak bilmeyen inkilaplarin toplumda nasıl sonuçları olduğunu, Avrupa nın ve dünyanın nasıl tepki verdiğini, cehaleti yenmek, ekonomiyi iyileştirmek, yeni Türkiye yi madden ve manen sıfırdan hatta eksiden nasıl inşa edildiğini, kısaca muassir medeniyet seviyesine ulaşırken başardığımız hemen hemen her şeyi okuyacaksınız bu kitapta. İnanılmaz bir araştırma, inanılmaz bir emek var. Halka ait en ufak magazin detayına da yer verilmiş, Atatürk hakkın da anılara da... tam bir baş ucu kaynağı yani.
İçinden geçtiğimiz bu karanlık süreçte, özellikle Atatürk düşmanı gericilerin ve yürütülmekte olan ekonomi siyasetini savunanların yüzüne tokat gibi çarpılası bir kitap bu! Ama bir yandan da hüzün verici.
Aradan neredeyse 100 yıl geçmiş, kitabı okuyunca daha da iyi anlıyorsunuz ki, Türkiye Cumhuriyet i 1923 de Ata'nın devraldığı seviyeye geri gelmiş durumda. Cumhuriyet in bütün kazanımları tek tek yok edilmiş, Osmanlı'nın devredip ama Atatürk Türkiye'sinin geri aldığı yabancı imtiyazlar tek tek geri verilmiş durumda. Yalnız artık bir Atatürk'ümüz yok! Ama ihtiyaçta yok! Ne söylüyordu bize ulu önder;
...Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zapt edilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her
Ya dışındasındır çemberin
Ya da içinde yer alacaksın
Kendin içindeyken kafan dışındaysa
Çaresi yok kardeşim
Her akşam böyle içip, kederlenip
Mutsuz olacaksın
Meyhane masalarında kahrolacaksın
Şiirlerle, şarkılarla kendini avutacaksın... Murathan Mungan
Ya dışındasındır çemberin
Ya da içinde yer alacaksın
Kendin içindeyken kafan dışındaysa
Çaresi yok kardeşim
Her akşam böyle içip, kederlenip
Mutsuz olacaksın
Meyhane masalarında kahrolacaksın
Şiirlerle, şarkılarla kendini avutacaksın... Murathan Mungan