Yapısal olarak bizler ürkek ve özgüvensiz yaratıklarız. Bildik ya da tanıdık olmayanlardan hoşlanmayız. Bunu telafi etmek için bizi güçlü ve emin gösteren fikirler ve yargılarla kendimizi ifade ederiz. Bu fikirlerin büyük çoğunluğu kendi derin düşüncelerimiz yerine başkalarının düşündüklerine dayanır. Üstelik bu fikirlere bir kez sahip olunca, hatalı olduklarını itiraf etmek egomuzu ve gururumuzu incitir. Gerçek yaratıcı insanlar olabildiğince uzun bir süre geçici olarak egolarını askıya alırlar ve bir karar ileri sürmeden gördüklerini deneyimlerler. En sevdikleri fikirlerinin gerçekle çelişkiye düştüğünü görmeye hazırdırlar. Gizemlere ve belirsizliklere dayanmak ve hatta onları kucaklamak yeteneğine Keats ‘nesnel karar verme’ özelliği adını vermişti.
Saygılı sevgisizliklerle dolu
Işıldayan geceler,
Tüm uykusuzluklar uykulu.
Tüm sıcak yastıklar soğuk,
Sevgiler yorgun, yapay,
Açık gözler kapalı.
Bir dönülmezliğe düşmüş
Kimbilir kimlerin yolu,
O gidilmezliğe gömülü.
Kaliteli bir eğitim sistemi şu üç amacı gerçekleştirmeye çalışmalıdır: Yaşamının herhangi bir anında mevcut kaynaklara ulaşmak suretiyle bir öğrenim gerçekleştirmek isteyen herkese imkan sağlamalıdır; bilgi sahibi olanların, bu bilgilerini paylaşmaları konusunda kendilerinden birşeyler öğrenmek isteyenleri bulmalarına yetki tanımalıdır; halka, yeteneklerinin ortaya çıkmasını sağlayabilecek bir imkân olarak, bir konuyu onlara sunmak isteyenler için gereken her türlü olanağı sağlamalıdır.