Okurken gerçekten hissettiğim kitaplardan biri. Hayatın gerçeklerini yüzümüze vurması da bizi biraz olsun sorgulatıyor.Hayatta hep Goriot Baba gibi karşılığını alamadan masum bir şekilde seven o kadar çok insan var ki, bi o kadar da Madamlar kadar bu sevgiyi bir hiçmiş gibi görenlerde...İnsanlar nankördür kim ona ondan fazla değer verirse onu hor görür umursamaz oysa sevgi karşılığını alamadiğında kendi kendini yer ve bitirir ve sonunda ne sevgi kalır ne de o kişi... susuzluktan yavaş yavaş ölüyormuş gibi insan yavaş yavaş hayattan kopar. Goriot Baba bu susuzluğu, sevgisizliği yıllarca yaşıyor. Artık ne Goriot Baba kalıyor ne de ondan bir eser sanki hiç varolmamış gibi hayattan gôçüp gidiyor. Tabi birde Eugene var. Kendine bir yer bulmak istiyor.Zengin olmak, geçim sıkıntısı çekmemek. Kibar alemine giriyor orda kendine bir yer bulabileceğini sanıyor ama o alemdekiler sırf elaleme mutlu mesut görünmek için cirit atıyorlardır. Nucingen gibi çevresindekileri kıskanıp o herkesin gittiği bir davete çağırılmak için insanları kullanıp bir kenara atmak o kadar kolaydır ki. Onlar için sadece güzel kıyafetler giyip süslenmek yüzlerine mutluluk maskesi takmak ve elalemi çatlatmak için giderler bu davetlere. Oysa içlerine baksalar bu insanların ne kadar boş ve ikiyüzlü olduklarını görürler.