“Ama düşler, Tanrı’nın diliyle konuşurlar. Tanrı dünyanın diliyle konuşursa bunun yorumunu yapabilirim. Ama senin ruhunun diliyle konuştuğu zaman bunu yalnızca sen anlayabilirsin.”
“Bunlar dişi kurt için doğanın kendisine telkin ettiği, kim bilir, belki de yukarıdan ona yollanmış, sonradan hatırladığında kendisine yüreğini delecek kadar acı veren ama umutsuzca ve sıklıkla kurduğu hayallerdi. Hayallerinin bedelini acı acı kurt ulumasıyla ödeyecekti. Zira tüm hayaller böyledir, önce tasavvurumuzda doğarlar ve sonra çoğunlukla bazı çiçekler ve ağaçlar gibi köksüz büyümeye yeltendiklerinde yok olurlar. Zaten nihayetinde tüm hayaller böyledir ve iyi ile kötüyü kavramada onlara duyulan trajik ihtiyaç da bundandır. . “
“İnsanlar düşünen varlıklar haline geldiklerinden beri kendilerini tanımaya çalışmalarına rağmen, kötülüğün her zaman iyiliğe nasıl olup da galip geldiği bilmecesini çözmeye çalışsalar da bunda başarılı olamadılar. . “
“Oysa, der şair, hatıralar, hafızada birbirinden bağımsız durmaz; onlar dağ doruklarında hiç erimeden kalan karların üzerine yeni mevsim karlarının yağmasına benzeyen bir birikim sürecinden geçer. Her hatıra, öncekilerin üzerine yağar. Onlara eklenir; öyle ki zamanla birbirinden ayrılmaz olurlar. Birbirine karışır, bulanır, yeni şekillere bürünür, hatta bazı yanılsamalara bile sebep olurlar. Ama kaybolmazlar. Tıpkı üst üste yağan karların birbirine karışması, yapışması gibi hatıralar da hafızada anlamlı bir şekilde birbirine yapışır. Ve unuttuğumuzu zannettiğimiz hatıralar bile üzerine yağan karların altından uygun bir uyaran bulduğunda beklenmedik bir anda ortaya çıkıp kendilerini gösteriverir.