"Her türlü gururu bir yana bırakarak düşünürsek, bence de onlar gerçeğe bizden daha uzak, ama öte yandan şunu da hissediyorum :Bizde olmayan, bize karşı üstünlük kurmalarını sağlayan bir şey de var onlarda... Gençlik olabilir mi? Hayır! Tek başına gençlik olamaz. Bu üstünlük, toprak sahipliği izlerinin onlarda bizdekinden daha az bulunmasından olabilir mi? "
Demek hayat böyle iki adım ilerisi bile görülmeyen sisli ve yalpalı bir denizdi. Tesadüflerin oyuncağı olacak olduktan sonra ne diye bir irademiz vardı? Kullanamdıktan sonra göğsümüzü dolduran hisler ve kafamızda kımıldayan düşünceler neye yarardı? Yaşayışımıza ve etrafımıza şekil vermek arzusuyla dünyaya gelmekten ise hayatın ve muhitin verdiği şekli kolayca alacak kadar boş ve yumuşak olmak daha rahat, daha makul değil miydi?