Nur Altay

Nur Altay
@nurraltaay
Sıkılmadınız mı hep aynı şeyleri söylemekten?
Saygısızca yaşanmış bir aşk düşünün işte o aşk tam olarak neye benzer biliyor musunuz? Koskocaman bir salonu yeni silmişsiniz , temizlemişsiniz ve birinin çamurlu ayakkabılarıyla girdiğini uyarılarınızı hiç dinlemeden delicesine gezindiğini düşünün. Saygısızca yaşanmış bir aşk tam olarak bu noktadır. Yada karanlık korkunuzun olduğunu varsayın birinin bile bile tüm ışıkları söndürdüğünü düşünün. Bilmiyorum yalnızlık korkumuz olduğu için mi izin veriyoruz tüm kapıları üzerimize kapatmalarına. Çok arzuladığımız bir şeyi önümüzden çekip aldıklarını düşünün ne hissedersiniz? Size yapılan bir saygısızlıktır bu. İşte saygısızca yaşanmış bir aşkta böyledir ne kadar severseniz sevin bir noktada kendinizden ödün veriyorsanız aşkı bulmuş değil aşk dışında h Hacere Nur Altay er şeyi kaybetmeniz demektir yada aşkı kazanırsınız ama kendinizi kaybedersiniz... -Nur Altay
Hayata Dair
Reklam
"Bilmem ben hiç çocuk olamadım yada bilemiyorum belki de bir tarafı eksik bir çocuk olduğumdandır. " "Eksik bir çocuk derken nasıl yani? " "Uyumadan önce masallarımı kendim okurdum ben... " -Nur Altay ( Şimdi Farklı Yollarda...)
Kitap Alıntısı
"Bazen konuşamazdım gözlerini düşünür dururdum. Sanki ikimiz kalırdık dünyada evrenin saatleri başı boş bırakması kadar saçma olaylar olurdu etrafta ama bizim ruhumuz duymazdı. Bir deniz kenarında bir sahil kasabasında kaybederdik kendimizi ama inatla bakışmaya devam ederdik. Sanki kelimeler yetmezdi konuşmaya harfler hiç yokmuşcasına ortadan kaybolur bizde öylece oturur kalırdık. Ama bilirdik bir yerlerde sevgimiz biriktirdiğimiz bir aşk vardı. Konuşamadıklarımız öyle ağır gelirdi ki bize ağlardık. Işıklar yağmur gibi yağardı üstümüze biz karanlıklar altında kalır bir yorgana sığınırdık. Farklı limanlar arıyorduk belki ama deniz hep aynı denizdi... ' -Hacere Nur Altay ( Şimdi farklı yollarda)
Edebiyat
Şeytan bir melek midir?
"Şeytan da bir melektir." dedi öğretmen. Bunun üzerine öğrenci parmağını kaldırdı ve söz hakkı istedi. Öğretmen kafa sallayınca ayağa kalktı, konuşmaya başladı. "Madem şeytanda bir melek neden yıllarca bizi şeytanın kötü bir varlık olduğuna inandırdınız? Şeytanın Tanrı ile olan davasında haksız olduğunu anlatıp durdunuz ama hiç biriniz şeytanın gözünden bakmadınız. Asırlardır ateş yakmaz mı toprağı küle dönüştürmez mi? Bu üstünlük savaşında kimin galip olduğu bariz belli değil midir? Şeytan Tanrının yarattığı üstünlüğünü savundu diye mi kötülüyoruz biz şeytanı? Davasında haklı olduğu için mi öfkeli yaratılışa? Lütfen öğretmenim, bize şeytanın bir melek olduğu yalanını söylemeyin. Çünkü şeytan yalnızca düzene karşı geldiği için haksızlık edilmiş bir varlıktır..."
Din
Hayata farklı bir pencere
Garipsediğim, anlam veremediğim bu hayatta herkes birbirini eleştirirken ben kendimi boşluktan aşağı atmak, intihar süsü verilen ama bir ruhun işlediği cinayet olmak istiyorum. Çünkü, bugün herkes asla dediği şeyleri yapar olmuş. Aptal gibi davranıyor. Dünyanın çivisi çıktı. Kalp kırmadan geçirdiğimiz bir gün yok. Yalan söylemeyi alışkanlık haline getirip bir de bu yalanlara kendimiz de inanıyoruz. Yarın bir gün doğrular ile karşılaştığımızda kafamıza "dank" edecek haberimiz yok. Her gün biraz daha benliğimizi unutmuş şekilde açıyoruz gözlerimizi. Bir bakalım şu pencereden, cam kenarında çiçekler dizili, tertemiz bu pencerenin ardında yatan kirli hayata. Lütfen bir bakalım ya! Görmüyor muyuz? söylenen yalanları. Bu yalanlara söyleyenler de inanmıyor mu artık? Bakalım yine edilen ihanetlere, ihanet edenler de başını yastığa rahat koymuyor mu artık? Biz ne aciz insanlar olmaya başladık. Vicdanımız ne kadar rahat masum olmamamıza rağmen, masumlara karşı. Gerçekten hayata farklı bir pencereden bakıp kendimizi, insanlığı eleştirince yıkıcı da olsa biraz soğuyoruz. Sorgulamaya falan başlıyoruz belki. Sırf bu gözle pencereden baktık diye benliği ile henüz yeni tanışan insanlardan pencereyi suçlayacak gerçeklerden kaçacak korkakları da tanıyorum. Neyse siz yine de hayata farklı bir pencereden bakın...
İnsan ve Hayat
Reklam