İçinde korku vardı. Anadolu kasabaları için kendisine neler anlatmışlardı! Uçsuz bucaksız bozkırların ortasında bir tepeye sırtını dayamış, birkaç toprak dam. Susuz. Kışın kar altında, yazın toz içinde...
Öyle ya kim dönüp gölgesine bakardı ki? Gölgesini sadakatle sürünerek ve sessizce adımlarının arkasından geldiğini hissederdi insan, bazen bilincine varmadığı bir dilek gibi önünden acele ettiğini de bilirdi,ama gölgenin parodi yaparcasına aldığı biçimleri gözlemlemeye ve bu çarpıtılmış şekillerin içinden kendi varlığını seçmeye çalışması çok nadirdi.
Crescenz, çocukluğundan beri ilk kez şarkı söylemeye çalışıyordu ve yılların üzeri örtülü karanlığından güçlükle gün ışığına doğru yükselen bu ürkek notalarda insanın içini acıtan bir şey vardı.