Herkese merhabaa Serinin ilk kitabıyla geldim. Bu kitapta Anne’in 11-16 yaş aralığına şahit oluyoruz. Oldukça sürükleyici ve akıcı bir hikayeydi ve bu tatlı kızla tanışmak çok keyifliydi. Derin bir hayal gücüne sahip olan Anne’in hayalleri sizi de büyülüyor. Okurken ne güzel ve masum düşünüyor diyorsunuz.
Matthew ve Marilla Curhbert kardeşler çiftlik işlerine yardım edebilecek bir erkek çocuk evlat edinmek isterler. Fakat yetimhaneden gelen çocuk kızıl saçlı bir kız çocuğudur. Önce kızı geri göndermek isterler ama Anne onların gönlünü bir günde sevimliliği ile kazanıp Green Gables’ta kalır. Çiftliğin güzelliği ile büyülenen ve hayallere dalan Anne türlü türlü maceralara atılır. Kendisine çok iyi bir dost olan Diana da bu maceralara tanık olur. Bir çok hata yapan Anne her zaman hatalarından ders çıkarmayı başarır. Yani kısaca serinin ilk kitabında Anne dostluğu, aile sevgisini, hatalardan ders çıkarmayı, olumsuzlukları görmemeyi öğreniyor.
İlk kitabı ben çok sevdim herkesin seveceğinden de eminim
Herkese merhabaa Sabahattin Ali’yi okuyanlar onun kalemini çok iyi bilir. Her zamanki gibi bu eseri de bence en çok sevilen “Kürk Mantolu Madonna” kadar iyiydi. Çok severek okudum. Ve tüm kitaplarını daha önce okumuş olsamda tekrardan okumaya karar verdim.
Kitabın konusunu kısaca anlatmak istiyorum. Çocukken anne babası gözleri önünde katledilen Yusuf her ne kadar soğukkanlılıkla katillere karşı koymuş ve parmağını kaybetmiş olsa da yıllar boyu bu yara içinden gitmemiştir. O olay günü evine gelen kaymakam ona üzülür ve onu evlatlık alır. Gittiği evde yufka yürekli bir baba, rahatına düşkün sivri dilli ve Yusuf’tan hiç haz etmemiş evin annesi Şahinde hanım ve tabiki ki çiçek gibi bir de evin kızı minik Muazzez.
Sabahattin Ali bu kitabında para, pul, mal, mülk ile adaletin yan yana yürüdüğünün ve bu duruma karşı koyan Kuyucaklı Yusuf ile Muazzez’in aşkını bütün duyguları ile önümüze sermiş.
Sabahattin Ali okurken içimi hep sıcaklık kaplar. Bu kitapta o kadar ilginç ve korku dolu başladı ki anlatamam. Yusuf’un o korkunç anı nasıl kalbine hapsedip yaşamına devam ettiğini, hayata karşı dimdik durduğunu ve sevgisine nasıl sahip çıktığını okumak bana mutluluk verdi. Keşke sonuda o kadar güzel bitseydi. Gerçekten içim parçalandı. Benim için güzel bir maceraydı okumadıysanız geç kalmışsınız demektir.