cress eteğinin şifon kumaşını çekiştirdi. "sence bizi bir araya getiren kader miydi?"
thorne bir an düşündükten sonra kafasını salladı. "hayır bence cinder'dı. neden?"
"benim bir itirafım var." elini bacaklarına bastırdı. "ben... seni tanımadan önce de beğeniyordum. fotoğraflarını görmüştüm ve... sana aşık olduğumu sanıyordum. bir gün kaderin bizi buluşturacağını ve romanlardaki gibi bir aşk yaşayacağımızı hayal edip duruyordum."
thorne'un tek kaşı kalktı. "vay canına! çok iddialı."
cress huzursuzca kıpırdandı. "biliyorum. bence haklısın. belki de kader diye bir şey yoktur. belki kader dedikleri, bize sunulan imkanlar ve onlarla ne yaptığımızdır. artık büyük, destansı aşkların da kendiliklerinden olmadıklarını düşünüyorum. onları kendimiz yaratmalıyız."
"bir dakika," dedi Thorne hızla doğrularak. "benimle açık konuş. şu anda bir bunalım mı geçiriyorsun? çünkü eğer öyleyse beni kesmeni istemiyorum anlaşıldı mı?"
bir süredir tuttuğu nefesini verip gözlerini açtı. bunalımdaki bir kurt melezini, gözleri görmeyen bir adamı ve yaşlı bir doktoru bunca askerin ortasından nasıl çekip alacaktı?
kalp kırıklığı. trajedi. aşk
teninde dolaşan ürpertiler sıcak suyla keskin bir zıtlık yaratıyordu. cress elini göğsüne bastırdı.
ızdırap.
yalnızlık.
aşk.
bütün kapılar aşka çıkıyordu. özgürlükten ya da kabullenişten daha güçlüydü aşk. ikinci çağ şarkılarını özündeki gerçek aşk öyleydi en azından. insanın tüm benliğini dolduran, ruhunu ele geçiren türden aşklardı onlar. fedakarlığa teşvik eden, dramatikçe davranmaya iten türden aşklardı. tüm dünyayı kuşatan, karşı konulmaz aşklar.
bize zayıf cins diyorlar. her pazar kilisede içimize işleniyor bu, şansı varken sihrini defetmediği için her şeyin Havva'nın suçu olduğunu söylüyorlar ama yine de neden kızların da söz hakkı olmadığını anlayamıyorum. gizli anlaşmalar, karanlıkta fısıldaşmalar var tabii ki ama niye her şeye oğlanlar karar vermeli? görebildiğim kadarıyla hepimizin kalbi var. hepimizin beyni var. görebildiğim sadece birkaç fark var ve erkeklerin çoğu da o farklı parçayla düşünüyorlarmış gibi görünüyor.