Nurullah DEMİRHAN

Nurullah DEMİRHAN
@nurullahd33
Hiçbir şey anlamsız ve amaçsız yaratılmamıştır. Gayesiz olmak ot olmaktır. instagram.com/nu33___
BİR ERKEK GİDİNCE NE OLUR.
Bir erkek gidince; Kentin tüm yolları çökmüş, Dağları yan yatmış gibi olur. Bir erkek gidince, Raflarda kalır dizi dizi kitaplar, çekmecede dosyalanmış evraklar, ödenmiş senet koçanları, su, elektrik faturaları, banka dekontları, maaş ekstreleri, taksit tarihleri, kalın bir defter içinde doğum günleri, baş başa çekilmiş gülen resimler, telefonlar, görüşme günleri, araba anahtarı, cep telefonu, dizüstü bilgisayar, Boynunu büker kalır. Bir erkek gidince; Susar dış kapının gürültüsü, Kahvaltı için ekmek almaya, gazete getirmeye giden olmaz. 'Gelince ne gerekli?' diye telefon eden, 'Hazırlan, akşam gidiyoruz' diyen, 'Boyunbağım nerede?' 'çoraplarım yıkanmamış mı?', 'Hani beyaz gömleğim?', 'Anahtarımı unuttum!', 'Sahi, saatim evde mi kalmış!' 'Evlenme yıldönümümüz dün müydü?' Sesleri eksilir.. Bir erkek gidince; Ev kapanmaz ama ışıkları söner, karanlığa gömülür.. Bir erkek gidince bir evden; Bir dede, bir baba, bir oğul, bir ağabey,
Şiir
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Doğruluk
Rabia Arapça’da “dördüncü” demektir. Öyle sanıldığı gibi mübarek ve anlamlı bir isim değildir. Çünkü Arap kültüründe, kız çocukları insandan sayılmadığı için, kızı olanlar isim vermez numara verirlerdi. Vahide isim değildi, birinci demekti. İlk doğan kıza verilen numaraydı. Saniye ikinci demekti, ikinci kızı olana verilen numaraydı. Selase ve Bite isimleri üçüncü demekti, üçüncü doğan kızlara verilen numaraydı. Rabia da dördüncü demekti, dördüncü doğan kıza verilen numaraydı. Bizimkilerde Rabia’yı çok mübarek ve çok dini içerikli bir isim zannederler, bilmiyorlar ki Araplar, insandan saymadığı ve isim vermeye lüzum görmediği kız çocuklarına işte böyle numara takarlardı, tıpkı otomobillere takılan plakalar gibi.! Dünya kurulduğundan beri kız çocuklarını, diri diri toprağa gömen kültüre sahip tek millet Araplardı. Bunun esas sebebi ise, tefecilik yapan, fahiş faizlerle verdikleri paraları ödeyemeyen kişilerin kızlarına, karılarına el koyup pazarlayan insafsız ve ahlaksız, Arap egemenlerinin eline düşmesinden korkan Araplar, yeni doğan kız çocuklarını diri diri toprağa gömerek bu akıbetten koruduklarını zannederlerdi.. Peki o çağlarda Türk’ler nasıldı? Türk’ler kız çocuklarına, hatunlarına değer veren, onları önemseyen, insan yerine koyan, komutanlar ve hakanlar gibi yetiştiren tek tanrılı dine mensup bir milletti. Ve insan hakları açısından da çağdaş kültürün örneklerini vermiş önder uluslardandı. Eski Türkçe’de “namus” sözcüğü yoktu çünkü namussuzluk nedir bilmezlerdi! Türk geleneğinde kadın arkadaştı, kadın anneydi, kadın sevgiliydi, tek başına bir devletti. Ne zaman ki Türkler müslüman oldu, arap kültürü geldi, kadın kadın olduğuna bin pişman oldu.! Kadın dövmek malesef Türk’lerin arap kültürüyle tanıştıktan sonra başlayan bir olaydır. Eski Türk kültüründe, örfünde
Din
Ben sana kürk alamam doğrusu Güzel bileklerine bilezik alamam. Bir kap yemek, bir elbise. Öyle bir tat var ki fakirliğimizde Başka hiçbir şeyde bulamam... Sokağımız arnavut kaldırımı, Evimiz ahşap iki oda. Daha iyisi de olabilirdi ya, Şükür buna da. Turgut Uyar, Büyük Saat Turgut Uyar
Şiir
Gerçek ( -Hakikat- )
'Başka bir insanın hakikati, onun sana açıkladığı şey değil, açıklayamadığı şeydedir. Bu yüzden; onu anlamak istersen, söylediğine değil, söylemediğine kulak ver.' İnsan, sustuğu şeyler kadardır ve insan, insanı anlatamadığı yerden anlayabiliyorsa yakındır.
Edebiyat
🍃Küçük şeylerle mutlu olmayı öğrettiler bize. Ne her gördüğümüzü isterdik, ne de her istediğimiz olurdu. Ama bunalımlara girip çıkmazdık. Ertesi gün unuturduk. Bir giydiğini bir daha giymemek, önüne konan yemeği beğenmemek ne haddimize. Bunları sorgulayacak kadar zengin değildik. Hani bir kıyafetin miras gibi büyükten küçük kardeşe kaldığı günlerden bahsediyorum. Sökülenin atılmayıp dikildiği, yıprananların yamalarla saklandığı günler. İşte bu yüzden her anne iyi bir terzi ve her baba yenilerini alamadığı için içi biraz buruk olurdu. Ama modayı yinede takip ederdik biz. Mesela; ipten kemerlerimiz, çoraplardan eldivenlerimiz vardı. İşte bu yüzden ekmek ve emek bizim için nimettendir. Kaybetmemek için sıkı sarılırız ekmeğimize de, sevdiklerimize de.... . . . .
Şiir