Her şeyi konuşuyordunuz. Çocukluk hayalleri, gençlik çiğlikleri, orta yaş tökezlemeleri... Otuzlarının sonundaki birine baktığında dans ediyor sanırsın oysa tökezliyordur, demiştin sen. Belkıs gülümsemiş, biz birbirimizi düşerken bulduk, demişti.
Tanrı'nın ilgilenmesini istemediği durumlara ve işlere gönülsüz karışan, sıradan ve acınası bir insan değil miydim ben? Her bir karanfili ya da yabanimenekşeyi, doğası gereği açtığı, sonra da solduğu yerde, derenin kıyısında bırakmam gerekmez miydi?