Puan vermedi·112 syf.··
2026 11. kitabı
Kedisinin yanlışlıkla çarpması ile nutella kavanozu faks makinesine düşen kahramanımız farkında olmadan ağzımızdan çıkanlarla gerçek düşüncelerimizin neler olduğunu kağıda döken bir makine icat eder. Yani bu kadar eğlenceli bir fikri bu şekilde yazmak... Olaysız, hareketsiz, macerasız bir kitap olmuş. Yazık olmuş.
Söz - Düş MakinesiStefano Bordiglioni · Can Çocuk Yayınları · 201518 okunma
8/10
·528 syf.··
Beğendi
·
2025 8. kitabı
Bu yorum ikiye ayrılıyor, çünkü kitabın iki yarısı bambaşka iki ruh hali. İlk yarı: Dişlerimi sıka sıka okudum. Cidden. Gabriel Ferrara, okuduğum 8. TL Swan kitabı içinde beni en çok sinirlendiren, hatta tiksindiren erkek karakter oldu. Aşırı kendini beğenmiş, duygudan yoksun, ukala, yalancı, egoist, narsist ve oyunbaz… Kadın kalbi kırmayı otomatikleştirmiş bir makine gibiydi. Her sayfada ona olan öfkem arttı. Her sahnede “bu adam ne ya?” diye söylene söylene okudum. Buna rağmen kitabı bırakamadım — çünkü ne yazarsa yazsın, TL Swan’ın kalemi bana dokunuyor. En berbat erkek karakteri yazsa bile okutur. Ama Gabriel… gerçekten züppeydi. Sürünmeyi hak ediyordu. Jameson Miles’ı düşündüm durdum. Miles erkeklerinden yanayım, net. Tristan Miles’ın içindeki şefkatle, bu adamdaki öküzlük arasındaki fark beni daha da sinirlendirdi. Grace’e de ayrı sinir oldum. Aşırı “aptal âşık” modundaydı. O diyaloglarda çoğu zaman kendimi tutamayıp “bir dur, ben cevap vereyim” demek istedim. Yüzüne tokat atıp gerçekten hak ettiği cevapları vermek istedim ama tabii sadece kudurup okumaya devam ettim. Ve evet, aşırı spoiler içeriyor ama sinirim geçsin diye yazıyorum: Adam asistani Grace’le ateşli bir ilişki yaşıyor, sonra bir sabah kalkıp “ben İtalyan eş istiyorum” diyebiliyor. Kız hamile kalıyor, söylemeye çalışıyor ama herif ortada yok. Telefonlar açılmıyor, randevu vermiyor. Yedi yıl sonra çıkıp “niye söylemedin?” diye hesap soruyor. Cidden mi Gabriel? O yedi yılda sen neredeydin? Başka kadınları tavlarken. Yetmedi, bir de çocuklarla tamamen vedalaşmaya geliyor. Yani istemiyor onları. Bu noktada midem bulandı. “Tristan Miles nerdesin, gel şu adama biraz adamlık öğret” diye sayıklıyordum. Adam evlenme aşamasında, düğün planlıyor, güvercin uçuracak… ama aynı dönemde iki çocuğunu ve
The BonusT.L. Swan · Arndell · 202412 okunma
Reklam
7/10
·152 syf.··
2025 19. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 15 Ağustos 2025 14:35
Fournier'den okuduğum 8. kitap ve Fournier'in yazdığı son kitap. Öncelikle yazarla daha hiç tanışmamış biri için uygun bir başlangıç kitabı değil bence ama kitabın içinde barındırdığı konu tüm insanların bilinçlenmesi gereken bir konu olduğu için özellikle bazı insanların kesinlikle okuması gerekiyor. Tabii ne kadar işe yarar orası tartışılır. Kitaba gelecek olursak konusu aslında hepimizin bildiği, uzun bir süredir de gündemde olan çevre kirliliği ve bunun doğaya ve hayvanlara verdiği zarar. Bu kitabın farkı derdini hayvanların ağzı ile anlatması. Küçükken izlediğimiz filmlerde, okuduğumuz kitaplarda görürdük hep konuşan hayvanları ve düşünürdük acaba gerçekten konuşsalar nasıl olur diye. O zaman tabii iyimser düşünürdük ama gerçekten hayvanlar konuşsaydı eğer işte böyle isyan ederlerdi bizlere. Haksız da sayılmazlar isyanlarında. Biz insanlar dünyayı tehlike altındaki bir başyapıta, cennetleri de cehenneme çevirdik. Bu yaptıklarımızı birer birer yüzümüze vuruyor Fournier'in röportajına katılan hayvanlar ve durup düşünmemizi sağlıyorlar. Gerçekten de kitabı bitirdikten sonra sorguladım biz ne yapıyoruz diye. Kendi evimizi, yaşam alanımızı, dünyamızı kirletiyoruz ve bunu yaparken bu dünyada yaşayanın tek biz olmadığını unutuyoruz. Oysa diğer canlılar bize, dünyaya katkı sunmaya devam ediyor. Arılar mesela bugün de bal üretmeyeyim demiyorlar. Bıkmadan usanmadan bizler için bal üretmeye devam ediyorlar bizim onlara verdiğimiz zarara rağmen. Biz insanlar bunları hak ediyor muyuz bilmiyorum ama böyle devam ederse ekmeğimize Nutella sürmekle yetinmek zorunda kalacağız. Bir gün daha bilinçli bireyler olmamız dileğiyle... İyi okumalar...
Ne Düşünüyorsun?Jean-Louis Fournier · Yapı Kredi Yayınları · 2025225 okunma
KÖTÜ KİTAPLAR ÜZERİNE YAZILMIŞ UZUN BİR KONUŞMA
1/10
·288 syf.··
2023 56. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 13 Eylül 2023 12:45
Selamlar ben leyla 1000k'da daha önce hiç yorum yapılmamış bir kitaba ilk kez inceleme yazıyorum. Bu durum biraz trajikomik çünkü bu kitabı benden başka kimse okumaz. Hiç gerçekçi gelmeyen, tamamen pazar araştırması yapılarak oluşturulan karakterlerin ve ortada doğru dürüst konunun olmaması bunun en büyük iki kanıtı. After serisinin yan serisi olan, Hardin'in kardeşi Landon'ın hikayesini okuyoruz. Seriyi okumayanlar için (Ben ikinci kitapta bırakmıştım.) Hardin karakteri dövmeli, bir dediği bir dediğini tutmayan, toksik, serserinin biridir ve dünyanın en masum kızıyla ilişki yaşarlar. (Kötü Çocuk???) Landon ise Hardin'in tam tersi... Sweetshirtlerini sevgilisine isteyerek veren, kızların pembe sıçtığını düşünen, kız arkadaşı regl olduğunda nutella- sıcak su torbası- film üçlemesinde yaşatan, nahif, prensesini bekleyen beyaz atlı bir prenstir. Sizi bilmem ama benim yazarken midem bulandı. Aynı mide bulanmasını daha önce Kuantum Öpücüğü kitabında yaşamıştım. O karakterde dünya ile bağlantısını kuramayan ultra ütopik bir yapıya sahipti. Bu konuya neden bu kadar takıldım bilmiyorum belki bu bir türdür ve okumamam gereken bir türü okuduğum için sevmiyorumdur belki bilemiyorum ama teenage kitapları bana göre değil onu anladım. Kitabın konusu Landon'ın sevgilisiyle yaşamak için şehir değiştirmesi ve g*t gibi ortada kaldıktan sonra hayata tutunma çabasını anlatıyor. Wattpad kitaplarının olayı bu mu bilmiyorum fakat kitap bir romandan ziyade Landon'ın bilinç akışını da içeren upuzun bir günlük gibiydi. Onu da nereden anlıyoruz: YAZARIN HER DETAYI VE HER BİR GÜNÜ YAZMASINDAN... Yazdıkça yazmış... Aynı durumu zirvenin savaşını okurken hissetmiştim ve o da wattpad kitabıydı. Acaba sosyal mecrada dizi mantığı ile yazılan kitapların genel sorunu bu mu onu düşünüyorum. Bunu
1000k
Kararsız KalplerAnna Todd · Pegasus Yayınları · 201928 okunma
Yoluna Kuş Konmayan Kadının Dilinden Lady Lazarus.
10/10
·99 syf.··
Beğendi
·
2023 25. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2023 00:38
İntihar... Birtakım sebeplerden ötürü özellikle son iki yıl kadardır hayli hassas ve ilgili olduğum, gerek diziler, filmler ve kitaplardan yararlanarak gerekse çevremde tanık olduğum bazı olayların arka planlarını özenle araştırıp sorgulayarak derinden anlamaya çalıştığım bir olgudur. Tam da bu nedenlerden ötürü; Sylvia (2003) filmini izledikten hemen sonra, aşığı olduğum bir kadının aşığı olduğum bir diğer kadın hakkında yazdığı bu tezini okumayı daha fazla erteleyemeyeceğimi anladım. Öncelikle, bu iki yetenekli ve değerli kadını kısaca tanıtmak istiyorum sizlere. (Gerçi kısa biyografilerin kişiyi tanıtabilirliğini sınırlı bulmuşumdur hep, ama her neyse...) Nilgün Marmara ; 13 Şubat 1958'de, İstanbul'da, Balkan göçmeni olan bir ailenin iki kızından biri olarak dünyaya geldi. Evlerinde kocaman bir kütüphane ve Schubert ninnileri ile büyüdü. (...) Boğaziçi Üniversitesi Batı Dilleri ve Edebiyatları bölümünden, hakkında yazıyor olduğum bu tez ile mezun oldu. Daha birçok detaydan, Nilgün'ün ruhunu boğan Libya'da yaşam (eşinin işi sebebiyle) döneminden uzunca bahsetmek isterim fakat yazı fazla uzayacağından bunu yapmasam iyi olur. Türkiye'ye dönüşünde Nilgün'e konulan manik-depresif tanısı ardından gidilen her doktor okuma yazmaya (aslına bakılırsa içine yer edinen acı ve yalnızlığı bir nebze olsun hafifleten yegâne eylemlere) ara vermesini önerdi. (Ki, Virginia Woolf'un da benzerini yaşadığı bir olaydır.) 13 Ekim 1987'deki acı intiharından kısa süre önce eşine tüm yazdıklarını vermiş ve belki de bu sayede bu kırgın kalemi tanıma fırsatına sahip olabilmişizdir... Sylvia Plath ; 27 Ekim 1932 tarihinde Massachusetts'te doğdu. Bir bilim insanı olan babasını 8 yaşına girmeden kaybetti ve ilk şiirini de 8 yaşında yayımladı... Hayatı boyunca baba sevgisi ve anne ilgisinden yoksun
İntihar
Sylvia Plath'ın Şairliğinin İntiharı Bağlamında AnalizNilgün Marmara · Everest Yayınları · 20241,485 okunma
Samimi olabilirim tarafsız değilim:
Puan vermedi·152 syf.··
2023 13. kitabı
Selahattin Demirtaş’ı sevebilir yada sevmeyebilirsiniz, özgürsünüz, ben seviyorum onuda, yazdıklarınıda, samimiyim ama tarafsız değilim ondan yanayım. Benim için çok önemli bir yazar olma yolunda ilerliyor, onun bu hikaye kitabını okurken içindeki espirileri sanki Moliere okuyormuşum gibi geldi. “ Söyle uzaktan bakarak bile hangi çöp tepesinin zengin bir mahalleye ait olduğunu anlarsınız çünkü martılar orada birikmiştir ve en amansız kavga o çöplerin üstünde yaşanır. Karışık pizzadan orta pişmiş bifteğe, kırmıza şaraptan tekilaya kadar her seyi bulmak mümkün. Biraz sabırlı olup "reyonları" iyice dolaşırsanız taze mevsim çileği, yarım Nutella, vibratõr, Kars kaşarı, pembe tanga, zeytinli çavdar ekmeği bile bulabiliyorsunuz.” Onun yazdıklarının okuduklarımda hep sesli gülüyorum, hikayeleri genelde hüzünlü ama o kadar espirili bir şekilde anlatılıyor ki gülmemek elde değildir. Dad kitabında dokuz hikaye vardır hepsi birbirinden değerli ve güzeldir, benim favorim çöplük ve dad’tır.
DadSelahattin Demirtaş · Dipnot Yayınları · 20232,534 okunma
Reklam
Reklam