Puan vermedi·304 syf.··
2018 102. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 22 Ekim 2018 00:00
Bu gün @aydinhiz1 imzalı #hayaldenizi kitabımla geldim. Doğrusu ne yazacağımı bilmiyorum, çünkü sayfalar arasında kayboldum. Sadece kitabın değil ha! kalem elimde okuduğum için, çıkardığım alıntılar ve aldığım notlar arasında da kayboldum. Hangisini çıkarsam eksik anlatacak gibiyim sanki. Benim için müthiş bir yolculuktu. Bir çok tarih araştırmama vesile olduğu da ayrı bir gerçek. Polisiye tutkumu herkes bilir. Tarih üzerine kurgulanmışsa tadı başkadır, Ahmet Ümit bunu sık sık yaşatır kitaplarında. Hepsi tasavvufun içine yedirilince bambaşka bir lezzet olmuş. Üniversitede akedemisyen olan, eşini yeni kaybetmiş, oğluyla hayata tutunmaya çalışan bir babanın, tarihi eser niteliğinde bir haritayı incelemek için üst makamlardan teklif almasıyla başlıyor herşey. İşin içinde terör olunca harita altın tepside sunulmuyor tabi. O haritanın tarihi (541) ve sahibinin imzası bizi İbn Arabi'nin hikayesine götürüyor... Onun hikayesinde ki büyük değişim ise, katıldığı bir eğlencede içindeki sese kulak vererek elinde ki kadehi fırlatmasıyla eğlenceden ve dahi şehirden ayrılmasıyla, sonrasında gördüğü rüyayla başlıyor... İçine düştüğü arayışta onunla birlikte Mekke'yi, Kudüs'ü, Anadolu'yu gezdik karış karış. Bir sürü yolcu tanıdık, bir sürü zadla tanıştık, ölümlere şahit olduk... Onca zaman ve olaydan sonra elimize verilen haritada gözlerimiz bile birlikte doldu... En başta dediğim gibi, ruhumu dinlendiren, rüyalardan nefessiz uyandıran müthiş bir yolculuk oldu. Hangisini seçeceğimi bilmiyorum ama not aldıklarımdan sığdırabildiğim kadar alıntı bırakıyorum şuracığa. "Neden kaçıyorsa insan, onun sağanağına tutuluyor." "Nereye dönersen Allah'ın yüzü oradadır." "Kendine olan nefret ne büyük acı! Allah'ın merhameti geniş de, insan kendini o merhamet denizine taşıyamıyor çoğu zaman."
Hayal DeniziAydın Hız · Timaş Yayınları · 2018135 okunma
Aferin İyilere !
10/10
·156 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
Pofidik Ajan Kedi Mizah severler , keyifle korkusuz bir ajan ve casus arkadaşlarının maceralarını okuyacaksınız ! Olay Su Parkında Yaşanıyor . En Büyük Düşmanlarının O Parkı Gizli Üs Olarak Kullandığını Öğrenip , Onları Durdurmaya Çalışıyor . Ama O Zamanını Pineklemekle Mi Geçirecek ? Bunu Öğrenmek İçin Sayfaları Çevirmeye Devam Edelim .
Pofidik Ajan KediAdrian Beck · The Çocuk Yayınevi · 20265 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·166 syf.··
2018 100. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 17 Ekim 2018 00:00
Okuduğum farklı bir kitapla geldim bu sefer. Öykü yarışmalarında çeşitli dereceleri olan, 2017 yılında düzenlenen uluslararası öykü yarışması kapsamında Barselona'da Türkiye'yi temsil eden Gökten Çağrı Aktan'ın kitabı. Yeni bir yazar @gokten_aktan ve daha önce tanışmadığım @la_kitap ile tanıştığım için memnunum. Kitap kapağından ve arka kapak yazısından yola çıkarak çok daha fantastik bir kitap beklemiştim aslında ama karşıma bir kabile çıktı. Yaşadıkları yeri anlatırken yazarın kullandığı masalsı giriş hem şaşırttı hem daha çok meraklandırdı. Ama kabile içi yaşananlara girince çok yabancı olmadığını anlıyorsunuz. O kadar yabancı değil ki, o ilkellikten günümüze kadar gelen şeyler mevcut. Günün koşullarına uydurulmuş haliyle tabiki. Güç arayışı, hırs, sahip olduklarına rağmen doymamak ve sahip olmak için savaşmak, ihanet, yancılık... Sorgulayanların zaten vay haline. Kitabımız, anlatılan maceraya uygun olarak güç gösterileriyle dolu. Kabile reisi seçerken ya da onun sağ kolu olmak için yerine getirilmesi gereken şartlar dehşetti. İtiraz eden, sorgulayan, inanmayan birinin verdiği mücadele ve feda ettikleri de ayrıca tartışılır. Olmasaydı dediğim küçük bir nokta var, ikilemeler biraz az mı olsaymış acaba. Kısaca türü sevenler rahatlıkla okuyabilirler. Zaten akıcı olan yormayan anlatımıyla, farklı oluşuyla da tercih edilebilinir. Bir kaç alıntı bırakıp müsadenizle yeni kitabıma doğru yelken açıyorum... "... inandılar : çünkü akıl yürütmek yerine, yürütülmüş akılların peşinden gitmeyi yeğleyen insanlardandılar..." "Korku, saygının eli sopalı zorba sevgilisiydi..." "Umuyorum ki bu dünya da adalet diye bir şey var ve herkesin ruhu kalbinin karaltısı kadar acı çekecek..." "İnsanların aklına kilit vurmanın tek yolu, korkutma üzerine kurulu bir din anlayışıyla mümkün
Sevimsiz TanrılarGökten Çağrı Aktan · La Kitap · 2018869 okunma
8/10
·392 syf.··
Beğendi
·
2026 34. kitabı
Selam Müptelalar Karina Halle, Ölümcül Konular'da okuyucusunu yalnızca gizemli bir hikâyenin içine değil, aynı zamanda sürekli tetikte hissettiren karanlık bir atmosferin içine davet ediyor. Hikâye ilerledikçe geçmişten gelen sırlar, karakterler arasındaki gerilim ve çözülmeyi bekleyen düğümler birbirine karışıyor. Özellikle malikânenin yarattığı kasvetli hava, romanın en güçlü yanlarından biri olarak öne çıkıyor. Kitap boyunca beni en çok etkileyen şey, neyin gerçek neyin yalnızca bir korkunun yansıması olduğunu ayırt etmenin giderek zorlaşmasıydı. Karakterlerin taşıdığı yükler ve saklanan gerçekler, olayların önüne geçmeden hikâyeye derinlik katıyor. Yazar, gerilimi ani sürprizlerden çok yavaş yavaş yükselen bir huzursuzluk hissiyle kurmayı tercih etmiş. Ancak bu ağır kanlı ilerleyiş, hikayenin sonlarına doğru yerini biraz aceleye getirilmiş bir finale bırakıyor. Bu da okuyucuyu tam doyamadan hikayeden koparabiliyor. Bir de tabii ki satır aralarına sızan o karanlık ilişkiler ve sert temalar, her okurun sınırlarına ya da tarzına hitap etmeyebilir. Sayfalar ilerledikçe ortaya çıkan her ayrıntı, hikâyenin karanlık tarafını biraz daha görünür kılıyor. Bu da kitabı sadece bir gizem romanı olmaktan çıkarıp okuyucusuna, psikolojik yönü güçlü bir okuma deneyimine dönüştürüyor. Gotik atmosferi, aile sırlarını ve psikolojik gerilimi seven okuyucuların ilgisini çekebilecek, etkisini son sayfadan sonra da bir süre koruyan bir roman olduğunu düşünüyorum. Sağlıkla ve kitapla kalın müptelalar... #ölümcülkonular #karinahalle #noxyayınları #kitap_muptelasi_ #engelsizokurlaokuyoruz @authorhalle @noxyayinlari Semra
Ölümcül KonularKarina Halle · Nox Yayınları · 202554 okunma
Dünyayı Kuran Beyin
9/10
·351 syf.··
Beğendi
·
2026 76. kitabı
·
28 günde okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 08:30
“Dünyanın yapılandırılması ve kurulması muazzam bir iştir, bunu her gün binlerce kez bilinçdışında yaptığımız için ne yaptığımızın farkında bile olmayız.” (s. 155) Oliver Sacks kitaplarının beni en çok etkileyen yanı, nörolojik vakaları anlatırken aslında insanın dünyayı nasıl kurduğunu sorgulaması oluyor. Bu kitapta renkleri kaybeden bir ressamın, hafızası zamanın bir noktasında donup kalan bir adamın, sonradan görmeyi öğrenmek zorunda kalan Virgil’in, Tourette sendromlu bir cerrahın ve otistik savantların hikâyeleri yer alıyor. İlk bakışta birbirinden çok farklı görünen bu vakalar, sonunda aynı noktada birleşiyor. Beyin dünyayı algılarken belirli ölçüde onu yeniden kurar. Bu fikir özellikle Jonathan I. vakasında belirginleşiyor. Renkleri kaybeden ressamın hikâyesinde Sacks, algının ne olduğu sorusunu da düşündürüyor. Bu bölümleri okurken sık sık Steven Pinker çağrışımları uyandı. Pinker dilin ve zihnin dünyayı doğrudan almadığını, onu kategoriler aracılığıyla işlediğini söyler. Johann Wolfgang Von Goethe ise renklerin yalnızca fiziksel bir olgu olmayıp deneyimin ürünü olduğunu düşünür. Sacks ise küçük bir beyin hasarının bütün gerçeklik deneyimini değiştirebildiğini gösterir. Üçü de farklı yerlerden aynı soruyu soruyor aslında: Gerçeklik nerede kurulur? “Rengi yapan şey, bizzat beyindi.” (s. 45) Bu cümle kitabın felsefi merkezlerinden biridir. Jonathan I. başlangıçta renkleri hatırlayabiliyor, onlar hakkında konuşabiliyordu fakat zamanla yalnızca renk görme yetisini değil renklerle ilgili zihinsel dünyasını da kaybetti. Renk, duyusal bir eksiklik olmaktan çıkıp hafızadan silinen bir deneyime dönüştü. Bu fikir beni özellikle etkiledi. Çünkü burada kaybolan şey bir duyudan ziyade o duyunun etrafında kurulmuş anlam dünyası gibi görünüyor. Hatta gördüğü renk gri bile değildir, kullandığımız
Mars'ta Bir AntropologOliver Sacks · İletişim Yayınları · 1997247 okunma
8/10
·224 syf.··
2026 170. kitabı
Lanetler Kitabı #okudumbitti Masum görünen bir şeyin (evet, bir kitabın!) içinden kocaman bir macera fışkırması… Ve bunu yaparken hem ürpertip hem de kalbi sıcacık tutmayı başarması. Fable’ın Larkmoor’daki “fazla sakin” hayatını okurken bile içten içe bir şeylerin ters gideceğini hissediyorsunuz. Çünkü Fable’ın içinde saklanan o kıvılcım var; bir yandan merak, bir yandan kontrol altında tutulmuş güç… Derken o tuhaf kitap ortaya çıkınca olaylar bir anda kontrolden çıkıyor ve kuzeninin sayfalara çekilmesiyle ben de Fable’la birlikte “geri dönüş var mı?” dedirten bir yolculuğa savruldum. Kitabın en sevdiğim tarafı: büyülü dünyanın sadece “ışıltılı” değil, aynı zamanda tekinsiz ve gizemli oluşu. Orman sahnelerinde gerçek bir tehdit duygusu var; ama karanlığın ortasında bile umudu diri tutan dostluklar var. Fable’ın yol boyunca tanıştığı karakterler öyle güzel yazılmış ki, aralarındaki bağın yavaş yavaş kurulmasını izlemek ayrı keyif. Yer yer gülümseten küçük detaylar da var ve bu denge kitabı çok akıcı yapıyor. Fable’ın cesur bir “kahraman” olarak değil de, korksa da yürüyen, hata yapsa da denemekten vazgeçmeyen biri olarak çizilmesini ayrıca sevdim. Bence bu, genç okur için çok kıymetli: “güç” dediğimiz şey bazen sihirden değil, sevdiklerini bırakmamaktan geliyor. Bu yazarla ilk tanışmam oldu ve kalemini gerçekten çok sevdim. Dil akıyor, sahneler gözünüzün önünde canlanıyor, bölüm sonları “bir sayfa daha” diye diye ilerletiyor. Final de tam seri başlangıcı gibi: hem tatmin ediyor hem de “devamında neler olacak?” merakını cebinize koyuyor. Fantastik seven, macera ve dostluk temalı hikâyelerde kaybolmayı seven 10-12 yaş ve üzeri okurlara (ve içindeki çocuğu hâlâ büyütmeyenlere) gönül rahatlığıyla öneririm. @teraskitap #LanetlerKitabı #Starfell
Lanetler KitabıJessica Renwick · Teras Kitap · 20261 okunma