Biz kadınların gün boyunca bilinçaltımızda kendimizi koruduğumuz pek çok ince yöntem vardır. Kendimizi gölgelerden, görünmeyen yırtıcılardan koruruz; eğitici masallardan ve şehir efsanelerinden. Bunu o kadar ustalıkla yaparız ki farkına
bile varmayız.
Karanlık çökmeden işten çıkarız. Bir elim izle çantamızı göğsümüze bastırır, diğer elimizle de anahtarlarımızı parmaklarımızın arasında bir silah gibi tutarak, hava kararmadan önce işten çıkamama ihtim aline karşı stratejik konumdaki bir sokak lambasının altma park ettiğimiz arabamıza doğru ilerleriz. Arabamıza yaklaşır, ön kapının kilidini açmadan önce arka koltuğa göz atarız. Telefonumuzu sıkıca kavrarız, işaretparmağımızı 9-1-1'i aramak için ekranı kaydırmaya hazır tutanz. Arabaya bineriz. Tekrar kapıları kilitleriz. Vakit geçirmeden hızlıca uzaklaşırız.
Bilmiyoruz ki öğrenmeye gayret ediyoruz.
Öğrenmeye gayret etmekle beraber öğrendiklerimizi hallere ve fiillere çeviriyoruz. Hafızada yeni kapılar açmak, beyni çalıştırmak bildiklerinle amel etmekten geçiyor.
Bir şeyden bir şey öğrendin, "Bildim." demedin "Öğrendim." dedin. Sonra bunu kendi hayatında fiiliyata geçirdin. Fiiliyatla eş değer olarak beyin "Kapasiteyi arttır." diyor. O adam filiyata geçti, harekete geçti, ibadete dönüştürdü.