Körlük Gözde Değil, İnsandadır...
9/10
·336 syf.·
2026 183. kitabı
Sivas’ın Kangal ilçesine ilk kez gidiyordum. Çocukluğumdan beri adını duyduğum, dünyanın en güçlü çoban köpeklerinden biri olarak gösterilen Kangal köpeklerini yerinde görmek istiyordum. Fotoğraflarına defalarca bakmış, haklarında onlarca yazı okumuştum. Fakat bazı şeyler uzaktan öğrenilmiyor. Bazı değerleri anlamak için onların bulunduğu toprağa basmanız gerekiyor. İlçeye vardığımda ilk dikkatimi çeken şey bozkırın dinginliği oldu. Şehirlerin bitmek bilmeyen gürültüsünden sonra buradaki sessizlik insana yabancı gelmiyor, aksine yıllardır özlediği bir sesi yeniden duyuyormuş hissi veriyordu. Kangal köpeklerini ilk gördüğüm an ise anlatılan hiçbir cümlenin onları tam karşılamadığını anladım. Heybetleri yalnızca iri cüsselerinden gelmiyordu. Bakışlarında acele etmeyen bir güven vardı. Kendilerini ispatlamak zorunda olmayan canlıların huzuru... Sürünün etrafında dolaşırken attıkları her adım ölçülüydü. Gereksiz hiçbir hareket yapmıyorlardı. Güçlerini göstermek için saldırmaya ihtiyaç duymayan bir asaleti seyrediyordum. Uzun süre onları izledim. Sonra yürümek istedim. İlçenin dışına doğru uzanan eski demiryoluna çıktım. Rayların üzerinde ağır ağır ilerlerken karşıma yıllardır ayakta duran Deliktaş Tüneli çıktı. Taştan örülmüş kemeriyle bozkırın ortasında sessizce bekliyordu. İçeri girdim. Her adımda dışarıdaki gün ışığı biraz daha geride kaldı. Tünelin serinliği yüzüme vuruyordu. Ayak seslerim taş duvarlardan geri dönüyor, sanki önümde benden birkaç saniye önce yürüyen başka biri varmış gibi yankılanıyordu. Tam tünelin ortalarına yaklaşmıştım ki uzaktan rayların titrediğini hissettim. Ardından trenin sesi duyuldu. Hızla duvara yaslandım. Lokomotif yaklaştıkça karanlığın içini delen beyaz far büyümeye başladı. Bir an...
KörlükJosé Saramago · Kırmızı Kedi Yayınları · 2022132,2bin okunma
Piyon Olmayı Reddeden Bir Ruhun Hikayesi
Puan vermedi
Stefan Zweig, "Dürtü" adlı eserinde, savaşın gölgesinde ezilen bireyin iç dünyasını ve toplumsal histerinin insan iradesi üzerindeki yıkıcı etkisini her zamanki psikolojik ustalığıyla masaya yatırıyor. I. Dünya Savaşı'nın militarist baskısından kaçıp İsviçre'ye sığınan ressam Ferdinand’ın, gelen bir seferberlik emriyle tepe taklak olan huzuru, aslında hepimizin içinde uyuyan o tehlikeli dürtüyü tetikliyor: Otoriteye körü körüne itaat etme güdüsü. Zweig, karakterin gitmek istemediği halde kendisini konsolosluğa çeken o görünmez kelepçeleri öyle muazzam tasvir ediyor ki, okurken devlet aygıtının ve toplum baskısının bireyi nasıl bir piyona dönüştürebileceğini iliklerinize kadar hissediyorsunuz. ​Kitabın asıl kırılma noktası ve felsefi derinliği ise Ferdinand ile eşi Paula arasındaki o muazzam zihinsel çatışmada gizli. Paula, yaşamın, aşkın ve her şeyden öte bireysel özgürlüğün sesini temsil ederken; Ferdinand, çocukluğundan beri ruhuna işlenmiş olan "vatan görevi" ve "düzenin kuralları" arasında sıkışıp kalıyor. Zweig bu iki karakter üzerinden aslında çok temel bir soruyu tartışmaya açıyor: İnsanın asıl mecburiyeti, başkalarının çıkarları uğruna kurgulanmış ölüm makinelerine hizmet etmek midir, yoksa kendi varlığına, insanlığına ve sevdiklerine sadık kalmak mıdır? Bu yönüyle eser, sadece bir savaş karşıtlığı anlatısı değil, aynı zamanda bireyin kendi iradesini geri kazanma mücadelesidir. ​Eserin sarsıcı ve bir o kadar da umut verici sonu, körü körüne teslimiyete karşı atılmış en büyük çığlıktır. Ferdinand’ın bürokrasinin o ruhsuz, insanı sadece bir sayıdan ibaret gören çarkları arasından sıyrılıp kağıtları fırlatarak özgürlüğe koşması, her türlü totaliter baskıya karşı insan onurunun zaferini simgeliyor. Zweig, trajik hayat hikayesinin aksine bu kitapta bizlere güçlü
DürtüStefan Zweig · Martı Yayınları · 201975,2bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
10/10
·424 syf.··
2026 79. kitabı
"Her insan kendi derdini, dert sanıyordu oysa dertler asla kiyaslanmaması gereken meselelerdi. Görünen o ki bir derdi unutmanın en iyi yolu, daha büyük bir derde sahip olmaktı." Selam #materserisi bin ilk kitabı #piamater #okudumbitti Nöro-roman kategorisindeki kitapta sinirbilimsel gerçekler ve kurgu harmanlanmış halde okuyucuya sunuluyor. Verilen bilgiler, örnekler öyle güzel kurguya yedirilmiş ki sıkılmadan hatta büyük bir merak ile okunuyor. Sakin tempoda başlayan kitap ortalarına doğru hareketleniyor , sonlarına doğru dav tempo ve merak artıyor. Meryam eşini dedektiflere takip ettirir ve onun kendisini aldattığını öğrenir. Çok kızgındır, evi terk eder ve kayıplara karışır. Kocası, kız kardeşi ve çevresindeki insanlar onu aramaya başlarlar... Bol karakterli olan kitapta başta her karakter birbiri ile çok ilgili gibi görünmese de sayfalar ilerledikce aralarındaki bağlantılar ortaya çıkıyor ve okumayı keyifli olduğu kadar heyecanı da yüksek bir kurgu ile bizi başbaşa bırakıyor. Büyük bir keyifle okudum kitabı Şimdi sırada serinin ikinci kitabı var
Pia MaterSerkan Karaismailoğlu · Elma Yayınevi · 201919,1bin okunma
3/10
·136 syf.··
2026 18. kitabı
·
7 saatte okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 23:37
Son derece güçlü ve acıklı bir konu olmasına rağmen; olayların kopukluğu,anlatımın zayıflığı, konular arasında duygusal bir bağ ve geçiş olmayışından kaynaklı beklediğim hissi alamadım. Kitabın konusunu ve yaşanan trajediyi bildiğim halde içimde o duyguyu hissedemedim. Ayrıca çok fazla batıl düşüncelere yer verilmiş olması da beni olayın içinden alıp götürdü.
Cümbezin KızıÜlkü Demiray · Bilge Kültür Sanat · 20242,009 okunma
8/10
·576 syf.··
Beğendi
·
2026 63. kitabı
Selamlar! Fantastik seri kitap sever misiniz? Kendi adıma konuşuyorum bana ejderhalar ile gelirseniz sizi kovalarım. Net. Ama bana gerçek dünya dururken yepyeni başka bir evrene ışınlanan karakterler gelirseniz araya, iksirler, büyüler ve güç savaşları da eklerseniz sizi nasıl kırabilirim? Aldınız mı benden daha ilk cümlede spoileri! Hadi devam edelim… Rozelin İzmir’de üniversitede okuyan genç bir öğrenci. 4 kardeşe sahip ve tamda kitabın en başında babasının rahatsızlığı, kirada olmaları derken okul sorunlarına nazaran birde ailenin geçim yükünü sırtlanır. En yakın arkadaşının bir burs desteği veren vakıf bulması ile şansını denemek ister. Daha vakıfa ilk adımını attığında bir şeylerin normal olmadığı gün gibi ortadadır. Kendisinden gerekli bilgileri ve kanı alınır.(?) Bir zaman geçtikten ansızın gece vakitlerinde tekrar vakıfa çağırılır. Elindeki tek dayanağı buradan gelecek olan bir destek olan Rozelin için çok da seçim şansı olmadığından gider ve bu gidiş onun bambaşka bir evrende gözlerini açması ile sonuçlanır! Sakornifon ülkesinin Aydınlık bölgesinde, üstelik hamiledir! Kime neyi anlatsa saçmaladığı düşünülmekte hatta güçlü bir büyünün etkisinde olduğu sanılmaktadır Çünkü geldiği yerin asla var olmadığını söyler bu gezegenin insanları! O ise kendi doğruları ile ailesine dönmek için savaşırken bir lidere ait mucize bir bebek taşımanın verdiği sorumlulukla yüzleşmekle kalmayacak birde o liderin düşmanı başka bölge liderinin intikamı içinde kaçırılacaktı. Şimdi benim tek derdim diğer kızıl bölge olan Kimpras'ın lideri Biran Nuh! Bu lideri tanımlamak değil yaşamak lazım! Adamın geçmişinde yaşadığı travmalar sonucunda dönüştüğü intikamcı kişiliğin altında yatan kalbi görmemek için delirmiş olmak gerekir. Kaçırdığı kişi ise Rozelin! O hiç durur mu? Herkese
Kızıl GeceDuruMavii · Vera Kitap · 2026210 okunma
8/10
·200 syf.··
2026 12. kitabı
𝓜𝓮𝓻𝓱𝓪𝓫𝓪𝓵𝓪𝓻𝓻𝓻𝓻... Nasılsınız canım dostlar... Uzun zamandır buralara çok uğrayamasam da okumaya tüm hızımla devam ediyorum. Peki siz neler okuyorsunuz? Bugün size @inkilapkitabevi ‘nden çıkan kalemine hayran kaldığım @dilekgormezofficial ‘ın #aşkaözürdiletmem kitabının yorumu ile geldim... #kitaphakkındadüşüncelerim Hepimizin geçmişten taşıdığı yaralar vardır. Ancak bazılarımız için yaralar, daha derindir ve yetişkin yaşamımız üzerindeki etkileri daha belirgindir. Eksik büyüyen, özellikle kız çocukları hep başkalarıyla tamamlamaya çalışır kendini. Ada’da eksik yanını Toprak’ta tamamlamak istedi. Ama yalanlar, günahlar, sırlar arasında bir aşk ne kadar tamamlanabilirdi. Ada ve Toprak’ın geçmişi önünde engel olarak dururken bu aşkın sonu ne olacaktı? Uzun zamandır hiç bir kitap beni bu kadar etkilememişti. Son sayfalarında kendimi ağlar halde buldum. Ada’yı o kadar çok sevdim ki onu kız kardeşim gibi sarıp sarmalamak geldi içimden. Ah sen Toprak sevgine sonsuz saygım olabilirdi keşke evli olmasaydın. Tabi birde Fadıl faktörü var kitapta nefret ettiğim. Neden nefret ettiğimi kitabı okuyanlar bilir okumayanlar okuyunca öğrenir. Sadakatin, dostluğun, aile ilişkilerinin, hüzünlü çocukluk anılarının sorgulandığı bu şahane eseri kesinlikle herkes okumalı diyor şiddetle tavsiye ediyorum... Kitabınız bol keyfiniz daim olsun... Sevgili @dilekgormezofficial sizi çok geç tanıdığım için özür dilerim.Artık fanatik okuyucularınıza bir yenisi eklendi. Kaleminiz hep daim olsun... #alıntılar "Bazı babalar yoktur ve kendilerinden büyüktür yoklukları. Benim babamın varlığı eve sığmıyordu o yüzden yoktu." (Syf: 53)
Aşka Özür DiletmemDilek Görmez · İnkılap Kitapevi · 2022201 okunma