5. kitap
Puan vermedi·554 syf.··
2026 8. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 00:00
Koku alamıyordu, boğuluyordu ve hiçbirşey duyamıyordu. Merak çok geçmeden Damon'ın başına bir sürü iş açmıştı. Artık ne o 250 kilovatlık gülüşünü yapabiliyor ne de köpek dişlerini hissedebiliyordu. Damon insan olmuştu. Tekrar karanlık boyuta gitmek ve vampir olmak bir yıldız topu kullandı ve bir kapı açtı. Bonnie de istemeden de olsa artık o boyuttaydı. Kasaba her geçen gün daha da yok oluyordu. Orası artık fells church değildi. Kadim bir kötülük tanrısının meskeni haline gelmiş iğrenç bir kasabaydı. Saito ailesi tesirli tılsımlarla her ne kadar kasabayı korumaya çalışsa da ellerinden başka birşey gelmiyordu. İkiz tilki ruhlardan misao artık yoktu neredeyse ölmüştü. Kasabanın tek umudu Bonnie'nin kehanetiydi, 7 kitsune hazinesi ve bu 7 hazineden biri olan en büyük yıldız topu. Elena bu yolculukta sevdiklerini kaybetti, gece karası gözleri, umudunu ve kanatlarını. İlahi saray kanatlarını ondan almıştı ama ona bağzı dilekler de verdiler. Elena çok geç olmadan uyandığında, geçmiş aslında hiç yaşanmamış olacaktı.
Vampir GünlükleriL. J. Smith · Artemis Yayıncılık · 2012352 okunma
Bu Aşk Çok Büyük
10/10
·184 syf.··
Beğendi
·
2026 52. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 22:55
Aslı Özgür’ün okuduğum ikinci kitabı Asi'l Aşk oldu. İlk kitabını okurken açılan pencerenin bu kez başka bir manzaraya baktığını hissettim. Aynı kalemin izleri duruyor ama sesinin farklı tonlarını da duymak mümkün. Kitap üç bölümden oluşuyor ve her bölüm okura başka bir kapı aralıyor. İlk bölüm olan Uzun Duygularım, Kısa Yolu Şiiridir kısmında en çok kendimden parçalar buldum. Bazı şiirleri yalnızca okumadım; hissettim, düşündüm, sorguladım. Bazen insan bir dizeye değil, kendi geçmişine denk geliyor. Bu bölüm bana tam olarak bunu yaşattı. Bazı duyguların yıllar geçse de eksilmediğini, bazı insanların gidişinin bile insanın içinde kalmaya devam ettiğini yeniden hatırlattı. İkinci bölüm olan Ruh Hali Günceleri ise benim için kitabın en dikkat çekici bölümlerinden biriydi. Burada yalnızca şiirler değil, aforizmalar da vardı. İkinci bölümde yer alan aforizmalar ise ayrı bir parantezi hak ediyor. Bazıları tek cümleydi ama etkisi uzun sürdü. Hatta bazı satırların karşısında durup düşündüm: İnsan gerçekten birkaç kelimeyle bu kadar çok şey anlatabilir mi? Bazen bir aforizma, uzun bir şiirin bıraktığı etkinin tamamını tek başına taşıyabiliyor. Üçüncü bölüm ise benim için farklı bir deneyimdi. Şiirden denemeye uzanan bu geçiş, kitabın duygusal yolculuğunu tamamlayan bir son gibiydi. Her bölümü acele etmeden, sindire sindire okumak istedim. Kitabın en sevdiğim ayrıntılarından biri ise her bölümün sonunda okura bırakılan o küçük davetti: “Sıra sizde.” Okuru yalnızca okuyucu olarak bırakmayan, onu düşünmeye ve kendi duygularıyla baş başa bırakan güzel bir dokunuştu. Kitabın son sayfasını kapattığımda yüzümde hafif bir tebessüm, içimde ise sıcacık bir his kaldı. Özellikle finaldeki bazı şiirler, okurun dünya görüşüne, hafızasına ve duygularına göre bambaşka karşılıklar
Asi'l AşkAslı Özgür · İkinci Adam Yayınları · 202078 okunma
Reklam
Sapıkça davranışları normalleştirmeyin
Puan vermedi·%22 (108/480 syf.)·
Açıkçası bu kitaptan gerçekten de yüksek bir beklentim vardı ve bunun en büyük sebebi de Damla'nın (samimiokur) bu kitabı çok beğenmiş olmasıydı. Maalesef pek de düşündüğüm gibi çıkmadı. Belki ilerleyen sayfalarda daha ilgi çekici oluyordur ancak sabredemeyeceğime karar verdim. Yarım bırakmama sebep olan şeylerden bahsedeceğim, belki birileri için yararlı olur. Dikkatimi çeken ilk şey yazarın anlatımıydı. Cümleleri genellikle "şu olduğunda bu oldu" şeklinde kurmuş. Daha anlaşılır olması için birkaç örnek: 1. Çatık bakışlarım onu bulduğunda ürperdim. 2. Karşısında aptal gibi durduğumu anlayıp, kendime öfkelendiğimde elimdeki kalemi tezgahın üzerine bırakıp başımı dikleştirdim. 3. Duyduklarımla dudaklarım aralandığında nefesim kesildi. Yazar bence "ve" kelimesinden nefret ediyor. Bu tarzda kurduğu cümlelerin çoğunda "ve" kullanmış olsaydı çok daha akıcı ve güzel bir anlatım yakalayabilirdi diye düşünüyorum, en azından benim için. Tercih ettiği anlatım beni rahatsız etti, çok gereksiz buldum ve bazı noktalarda anlam da bozulmuştu. Bir örnek: Kaşlarım çatılıp alnımın ortasında ince bir çizginin oluşmasına neden olduğunda, parmaklarımın arasında duran zarfın maksadını çözemedim. Kaşların çatıldığı için mi zarfın maksadını çözemedin yoksa zarfın maksadını çözemediğin için mi kaşların çatıldı? Mantıkken ikinci seçeneğin olması gerekiyor, öyleyse burada cümlelerin sırası yanlış. Sonrasında her şeyin renginden bahsedilmesi var. Bordo kadife kumaş, çizim defterinin kırmızı kapağı, giydikleri her bir kıyafet, Berna ablanın yeşil kazağı, Ekrem amcanın kahverengi gözleri... Karşımıza çıkan neredeyse herkesin göz ve saç rengini biliyoruz. Bazen de aynı şeyin renginden birden fazla kere bahsediliyordu. Feray her tayt giydiğinde taytın renginin siyah olduğundan
Persona 1: KaranlıkAsena Nişikli · Pukka Yayınları · 2024436 okunma
10/10
·344 syf.··
Beğendi
·
2026 27. kitabı
·
29 saatte okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 17:34
Ana karakterin güçlü kadın olduğu kitapları okumaya bayılıyorum. Ama en sevdiğim şey de o karakterlerin mükemmel olması değil, geçmiş travmalara, yaşadığı şeylerle tetiklenen anılara sahip olmaları. Onları bu ana getiren iyi anıları olduğu kadar kötü anıları da olması. Bu seri tam olarak öyle bir seri. Bu kitapta Josie'nin çocukluk travmalarını, annesiyle yaşadıklarını, gerçek sandığı her şeyin aslında bir yalandan ibaret olduğunu okuyoruz. Her kitapta başına bir olay gelse de bu kitap en pik noktasıydı bence. Daha ne olabilir dedikçe ne kadar ağır travmalar yaşadığını gördüm. Annesi kadar iğrenç, pislik ve daha ağzıma alamayacağım kadar çirkin tüm sözleri hak eden bir karakter okumadım. Yaptıkları, tavırları ve karaktersiz karakteriyle ne biçim bir varlıktı. İnsan bile demeye dilim varmıyor. Maalesef ki böyle insanların içimizde yaşadığını, bu senaryoların belki de çok daha beter hallerini yaşayan çocuklar olduğunu bilmek beni kahrediyor... Josie, konteyner parkında yaşayan iki çocuğun kazdığı bir çukurda kemikler bulunması ihbarı üzerine geçmişe dalar. Annesiyle bağlantılı olan bu kemikler, karanlık bir geçmişe kapı aralar. Herkesin sakladığı bir sır vardır. Geçmişi eşeledikçe altından daha da pis sırların çıktığı bu yolda Josie, sevdiklerimi koruyarak hayatta kalmayı başarabilecek midir?.. Keyifli okumalar dilerim...
Edebiyat
Bir Annenin MezarıLisa Regan · Olimpos Yayınları · 2025100 okunma
10/10
·120 syf.··
Beğendi
·
2026 157. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2026 02:40
"33 PENCERE" Edebiyat, bazen aklın sınırlarını zorlayan bir fikri, kalbin en derin hissiyatıyla buluşturduğunda gerçek büyüsüne kavuşur. Ne sadece bir tefekkür metninin tercümesi, ne de kuru bir şerh. O, hakikat okyanusunda süzülen damlaların, bir şairin gönül fırtınasında yeniden hayat bulmuş hali. Hakikatin farklı veçhelerine açılan 33 ayrı kapı, 33 ayrı nefes, 33 ayrı tefekkür anı. Yazar, okuyucuyu bir binada dolaştırıp her odada farklı bir pencereyi aralamaya davet ediyor. Her bir pencere, insanın iç dünyasından evrene, inançtan âhlaka, varoluşsal sorgulamalardan gündelik hayatın inceliklerine uzanan geniş bir perspektif sunuyor. · Kiminde âyet ve hadislerin şiirle yoğrulduğu bir tefekkür var · Kiminde gönül fırtınalarının billurlaştığı lirik bir sızlanış · Kiminde çağın sorunlarına İslami bir perspektiften bakış · Kiminde sadece bir gülü, bir kuşu, bir çocuğu seyretmenin huzuru Eseri anlamak için sadece gözle değil, gönülle de okumak gerekir. “Kalbin ve hissiyatın, akıl ve fikriyatın ikisine birden” sesleniyor. Şeair-i İslamiye okyanusunda derin bir iman şuuruyla yüzen şair, hikmeti asla kafiyeye feda etmemiş. Her beyitte mana önce gelmiş, duygu şiirin kalıbına sığmayacak kadar engin olmuş. Her cümlesi insanın içinde fırtınalar koparan bir eseri manzum hâle getirmek; ilim, irfan, edebî zevk ve büyük bir cesaret istiyor. Belki de en kritik soru şu: Bir gayeye koşmanın şevkiyle hareket etmiyor musunuz? Gayeniz engin bir deniz (bahr-i muhit), siz de bir balık gibi hissediyorsanız ancak o zaman bu iş becerilebilir. Bu eser, okyanusun derinliklerinden süzülüp gelen billur damlalar gibi. Kimi aklı, kimi kalbi, kimi de her ikisini birden titretiyor. Ve belki de en önemlisi, okuru kendi iç yolculuğuna çıkmaya cesaretlendiriyor. Peki ya siz? Bir damla mı olacaksınız,
Edebiyat
33 PencereHikmet Erbıyık · Foliant Yayınları · 20261 okunma
8/10
·176 syf.··
2026 39. kitabı
Geçmişe dönebilseydiniz neyi değiştirirdiniz? Annesini kaybetmesinin üzerinden 7 sene geçmiş olmasına rağmen hala ilk günkü gibi yas tutan bir kadının hikayesini okuyoruz kitap boyunca. O kadar fazla pişmanlıkla ve “keşke” ile boğuşuyor ki kendi hayatına yabancılaşmaya başlıyor karakterimiz. “Ya daha iyi bir evlat olsaydım, ya onu o gün yalnız bırakmasaydım, ya hastaneye daha erken gitmiş olsaydık…” gibi bir sürü düşünce dolanıyor kafasında. Yine böyle düşündüğü günlerden birinde karşısına bir kitabevi çıkıyor ve biraz dolaştıkça anlıyor ki bu kitabevi normal bir kitabevi değil. İçerisindeki kitapları karıştırmaya başladıkça buradaki her bir kitabın bizzat yaşadığı anılardan oluştuğunu fark ediyor. Başka bir travmasına, başka bir anısına açılan bir kapı adeta her kitap. Hatta dilerse bu kitaplar aracılığıyla -kalan ömründen eksilmesi şartıyla- geçmişe bile dönebilir. Peki geleceğini tehlikeye atmak pahasına geçmişe dönmek iyi bir karar mı? Bu, annesini kurtarabilmesi veya bir şeyleri değiştirmesi için ona tanınmış bir fırsat mı? “Geride kalan” olmayı çok iyi işleyen bir kitap. Özellikle ana karakterin; zaman geçtikçe annesinin sadece bir “anne” olmadığını, daha bir sürü farklı sıfatla yaşadığını, onun da kendi kararları, istekleri, keşkeleri olan bir insan olduğunu fark etmesi beni çok etkiledi. Bana “Gece Yarısı Kütüphanesi” kitabını hatırlatan, küçük ama önemli detayları incelikle işleyen, bir şekilde içinizi ısıtacak anlamlı bir kitap. Hatıra Kitabevi
Hatıra KitabeviSong Yu-jeong · Yuzu Kitap · 20261 okunma
Reklam
Reklam