Maya Angelou'nun bir sözü var: "There is no greater agony than bearing an untold story inside you." Yâni mealen "İçinde anlatılmamış hikâye taşımaktan daha büyük bir eziyet yoktur." Benim içimde anlatılmamış o kadar çok hikâye birikti ki, birazcık paylaşım belki de yüreğimde bir cıva şişesi gibi taşıdığım ağırlığı hafifletebilir. Söz orucunu bozuşum bundandır vesselâm.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Biz 5000 sene süren tarihimiz boyunca, 16 defa cihan hâkimiyeti kurmuş bir milletin çocukları olarak, bu neticeye 17. defa varabileceğimize inanıyoruz. Biz büyük bir milletiz ve tarihte büyük olan milletlerin sayısı çok değildir. Büyük milletlerin zaferleri de ızdırapları da büyük olur. Bu his, bu kanaat, bu irade, bu iman fertlerine kadar işlemiştir. "Uludağ'dan duman eksik olmaz" deyimi bizim maceramızı anlatır. G. Antep'in bir köyünde ihtiyar bir Türkmen ağası "Türk'ün cihangir olacağından şüphe edersen kâfir olursun", dedi ve ilâve etti: "Türk kırılmış kırılmış iki kız iki oğlan kalmış; bir dağın ardına sinmiş, türemiş, bir kurdun deliğinden çıkıp cihana hükmetmiş, şimdiki halimiz ondan daha kötü değil.