Reyhan.

Puan vermedi·520 syf.··
2021 8. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 21 Nisan 2021 14:18
Arayışın, umudun, azmin, aşkın ve en sonunda hayal kırıklığının kitabı. Martin Eden; aşağı tabakadan gelen, eğitimsiz, kaba ve kavgacı bir denizcidir. Burjuva biri olan Arthur'u kavgadan kurtardıktan sonra teşekkür etmek için çağrılan evde tam manasıyla hayatı değişmiştir. Ruth ile, onun dünyası ile tanışmıştır. Ruth'a duyduğu hayranlık hayatını bambaşka bir yola sokmuştur. Kitap aşk romanı olarak başlasa da Martin'in o aşka tutunarak kendine bir şey katmaya başlaması ve kendini bulma yolculuğu şeklinde devam ediyor. Çamaşırcıda çalışması, denizlere açılması, eşyalarını rehine bırakması, aç yatması, uykusuz kalması ama buna rağmen saatlerce çalışıp hedefine tutunması... Martin'in o kadar umutsuz ve yalnız anlarına eşlik ediyorsunuz ve yazar bunu size o kadar iyi aktarıyor ki, kitabın içine girip Martin'i teselli etmek istiyorsunuz. 2 yılda kendine bir şey katma noktasında o kadar ilerliyor ki Martin daha önce hayran olduğu insanlar gözüne artık kendini geliştirmeyen, olaylara dar bir bakış açısıyla bakanlar olarak görünmeye başlıyor. Kendini bulduğunda, hep hayalini kurduğu yere ulaştığında ise her şey değersizleşiyor. Çünkü tanıdığı ve tutunduğu insanlar hayallerini gerçekleştirmek için çabaladığında onu küçümsüyor, boş hayallere kapıldığını, başaramayacağını söylüyorlar. Hatta en kötüsü onu başka insanlarla karşılaştırıp, onları örnek alması gerektiğini vurguluyorlar. Açlık ve sefalet içindeyken yaptığı çalışmalara değer vermeyen insanlar, Martin Eden eserleri yayımlanan ünlü bir yazar olduğunda değişiyorlar. Kitapta belki de en vurucu cümle iki yüzlü insanlarla her muhatap oluşunda içinden "kitaplar yazılmıştı." diye tekrar etmesiydi.
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025134,8bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·208 syf.··
2021 1. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 04 Ocak 2021 21:19
"Yakmak bir zevkti." Kitap konusuna ve anlatmak istediğine uygun bir cümleyle başlıyor. Yangın söndürmek için var olan itfaiye kurumu ileri teknolojide artık evler yanmadığından atıl duruma düşmesi gerekirken kitap okumanın gereksiz ve insanları mutsuz ettiği düşüncesinin gelişmesiyle kitapları yakan bir kuruma dönüşüyor. Yani hortumdan su değil kerosen akıyor. Ve bu kurumda hayatını, yaptığı işi, geçmişi ve geleceğini sorgulamadan sadece öyle yapılması gerektiği söylendiği için yaşayan ve kitapları yakan bir itfaiyecinin, uyanışının, yaptığı işi sorgulamasının, bu uğurda verdiği mücadelesinin evrelerine, kitapları seven ve onları bir sonraki nesle aktarmak isteyen bir grup insanın, kitabı ezberleyerek adeta birer kitap oluşlarına, bir gün her şey normale dönerse ezberlerindeki kitapları aktarma umutlarına tanıklık ediyoruz. Eskiden distopya okuduğumda sadece okur geçerdim. Anlık bir gerilim duygusu yaşatsa bile kitap bittiğinde gerilim ve sıkışmışlık hissi de biterdi. Ama öyle dönemlerden geçiyoruz ki, olmaz denilen her şey olabiliyor. O yüzden kitap gerçekten başımıza gelebilecek bir şeyi anlatıyormuş gibi okunduğunda etkisi inanılmaz oluyor.
Fahrenheit 451Ray Bradbury · İthaki Yayınları · 2022108,2bin okunma
Puan vermedi·1724 syf.··
2020 26. kitabı
Klasikler denince akla ilk gelen eserlerden biri "Sefiller". Orta okul yıllarımda sadeleştirilmiş versiyonunu okumuştum ama oturan dünya görüşümün etkisiyle tam metnini okumak uzan zamandır aklımdaydı. Kitap; roman kahramanının tesadüf eseri karşılaşacağı ve hayatına yön veren, onu dipten alarak bütün kötülüklerden arındırıp hayatına bambaşka bir yol çizmesine sebep olan bir rahibi anlatarak başlıyor. Kitaptaki bölümü kısa ama etkisi her olayda gözüken, gerçek iyiliğin ve inancın, kötülüğe iyilik ile cevap vermenin insanın hayatını sıfırdan kurabileceğini bizlere kanıtlıyor. Gençliğinde kardeşinin aç kalan çocukları için bir ekmek çalan, bundan dolayı kürek mahkumu olan ve cezasını çekmesine, içindeki kötülüğü susturmasına rağmen bu damgadan-ne toplumun gözünde ne de kendi vicdanında- ömür boyu kurtulamayan Jean Valjean, Annesi Fantine'nin gençlik hatası olan ve toplumun o günkü şartlarından dolayı acı çeken, bir kürek mahkumunun yanında oradan oraya savrulur gibi olup kök salmayı başarabilen Cosette, İdealistliğin de bir noktası olduğunu keşfeden polis Javert, burjuva dedesine karşı koyup kendi ayakları üstünde durmaya çalışan Marius, yeri geldiğinde güldüren yeri geldiğinde ağlatan kitabın yumurcağı, boyundan büyük cesaret gösteren Gavroche, devrimin en inançlı destekçisi Enjolras, karşılıksız aşkın en saf ve cesur hali Eponine ve aç gözlülüğün ete kemiğe bürünmüş timsali Thenardiers; Hepsini bir hikaye ile birbirine bağladığınızda gerçekten ortaya hem kendi bireyselliklerinde (kadın, erkek, genç, yaşlı, çocuk) hem toplumsal konumlarında (burjuva, fakir, kürek mahkumu, rahip) "Sefiller" çıkıyor. Kitap akıcı olmak ile beraber belli bölümlerinde akışı kesen, çok fazla günümüzü ilgilendirmeyen isimler, mekanlar ve olaylar arasında kaldığınızı hissediyorsunuz. Belki
Sefiller (Kutulu 2 Cilt Takım)Victor Hugo · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2019105,2bin okunma
Puan vermedi·508 syf.··
2020 16. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 25 Temmuz 2020 11:10
Kitabın ilk bölümü çok çarpıcı bir paragrafla başlıyor. Devamında yazar İngiltere ve Fransa’nın genel durumunu iki ülkeyi de kayırmadan, birbirine üstünlük kurmadan açıklıyor ama kitabın sonlarına doğru Fransa’nın İngiltere’den daha kötü duruma geldiğini de vurgulamayı ihmal etmiyor. Hikayede birbirinden bağımsız olaylar kısa kısa anlatılarak ilerliyor. Kitabın konusu hakkında fikir sahibi olunmasa acaba yazar ne anlatmak istiyor denilebilir. O yüzden tarihten yardım alarak Fransız Devrimi hakkında biraz araştırma yapmak faydalı olabilir. Soylular, burjuvalılar ve köylüler. Olaylar bu üç grubun hayat şekli, köylülerin yaşadıkları travmalar ve vergilerin altında ezilişleri, yeri geldiğinde insan yerine bile konulmayışları, burjuvalıların bir türlü soylular tarafından kabul görmeyişi üzerinden ilerliyor. Fransa’da durum soylular ve diğerleri üzerinden denge bulmuşken, ibrenin ters dönmesiyle ve cumhuriyet adı altında, halkın soylulardan intikam almasına dönüşüyor. Birinin soylu olması, giyotinle buluşması için yeterli bir sebep olarak görünmeye başlıyor. Hatta yeterli bir sebep bulmak için soylular bir üst soylarında yaşanılan olaylardan sorumlu tutuluyorlar. Romanda Fransız İhtilali’nin öteki yüzünü anlatan ana karakterler doktor Manette, kızı Lucie, damadı Charles Darnay, meyhaneci Defarge ve örgü ören eşi iken, kitabın en trajik karakteri, umutsuz aşık Sydney Carton etkisi atlanmadan geçilemez. Kitabı bitirdiğinizde aklınızda şu sorular beliriyor: halk neyi neden istedi, neden yaptı, amaç neydi, sonuç ne oldu?
İki Şehrin HikâyesiCharles Dickens · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202376,5bin okunma
Puan vermedi·140 syf.··
2020 15. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 05 Temmuz 2020 14:44
Ne zaman Dostoyevski okusam onun gözlemlerine, insan ruhunu bu kadar iyi tahlil edişine şaşkınlıkla karışık büyük bir hayranlık duyuyorum. Kitap iki bölümden oluşuyor, diğer Dostoyevski kitaplarına göre daha ince bir görselliğinin olması kimseyi yanıltmasın. Az ve öz, insanın içine dokunan bir anlatıcılığı var. Kitabın genel havası isimsiz bir kahramanın hesaplaşmaları şeklinde geçiyor. İlk bölümde anlattığı yeraltı düşüncelerini ikinci bölümde yeraltından çıkarak bir hikaye ile perçinliyor. Adeta kendini haklı çıkarmak istercesine, denedim ama olmadı dercesine anlatıyor. Yüzyıllar öncesinden biri nasıl günümüzdeki insan düşüncelerini, içimizde bir yerlerde dile getirdiğimiz kendimizle ve başkalarıyla ilgili hesaplaşmalarımızı bu kadar rahat bir şekilde anlatabiliyor. Belli ki insana dair bazı şeyler çağsız olacak, insan her dönemde aynı insan olarak kalacak.
Yeraltından NotlarFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025159,3bin okunma