Klasikler denince akla ilk gelen eserlerden biri "Sefiller". Orta okul yıllarımda sadeleştirilmiş versiyonunu okumuştum ama oturan dünya görüşümün etkisiyle tam metnini okumak uzan zamandır aklımdaydı.
Kitap; roman kahramanının tesadüf eseri karşılaşacağı ve hayatına yön veren, onu dipten alarak bütün kötülüklerden arındırıp hayatına bambaşka bir yol çizmesine sebep olan bir rahibi anlatarak başlıyor. Kitaptaki bölümü kısa ama etkisi her olayda gözüken, gerçek iyiliğin ve inancın, kötülüğe iyilik ile cevap vermenin insanın hayatını sıfırdan kurabileceğini bizlere kanıtlıyor.
Gençliğinde kardeşinin aç kalan çocukları için bir ekmek çalan, bundan dolayı kürek mahkumu olan ve cezasını çekmesine, içindeki kötülüğü susturmasına rağmen bu damgadan-ne toplumun gözünde ne de kendi vicdanında- ömür boyu kurtulamayan Jean Valjean,
Annesi Fantine'nin gençlik hatası olan ve toplumun o günkü şartlarından dolayı acı çeken, bir kürek mahkumunun yanında oradan oraya savrulur gibi olup kök salmayı başarabilen Cosette,
İdealistliğin de bir noktası olduğunu keşfeden polis Javert, burjuva dedesine karşı koyup kendi ayakları üstünde durmaya çalışan Marius, yeri geldiğinde güldüren yeri geldiğinde ağlatan kitabın yumurcağı, boyundan büyük cesaret gösteren Gavroche, devrimin en inançlı destekçisi Enjolras, karşılıksız aşkın en saf ve cesur hali Eponine ve aç gözlülüğün ete kemiğe bürünmüş timsali Thenardiers;
Hepsini bir hikaye ile birbirine bağladığınızda gerçekten ortaya hem kendi bireyselliklerinde (kadın, erkek, genç, yaşlı, çocuk) hem toplumsal konumlarında (burjuva, fakir, kürek mahkumu, rahip) "Sefiller" çıkıyor.
Kitap akıcı olmak ile beraber belli bölümlerinde akışı kesen, çok fazla günümüzü ilgilendirmeyen isimler, mekanlar ve olaylar arasında kaldığınızı hissediyorsunuz. Belki