"Zekâ yönünden başkalarından geri kalmazdı, billur gibi saf ve şeffaf bir ruhu vardı. Yüce gönüllü, sevecen bir insandı. Kendini mahvetti!”
“Niçin? Sebep neydi?”
“Sebep mi? İlginç bir sebep!” dedi Ştoltz. “Oblomovşçina, yani Oblomovculuk!”
Eskiden bir çocuğa hayatın ne olduğu erkenden anlatılmaz, yaşamanın çileli, çetin bir iş olduğu düşüncesi verilmezdi; çocuğu kitaplarla yor mazlardı. Çünkü kitaplar türlü sorunlar çıkarır, bunlar da insanın yüreğini, kafasını kemirir, hayatı kısaltırdı. Yaşama düzeni çoktan ve herkes için kurulmuş bitmişti; bu düzeni insana anası babası öğretirdi; onlar da bunu büyükbabalarından, büyükbabaları da büyükbabalarından hazır olarak almışlar, onu Vesta ateşi gibi hiç değiştirmeden, kutsallığına leke sürmeden korumaya ant içmişlerdi. İlya İlyiç'in babasının zamanında Oblomovka'da yapılan şeyler çok eskilerde neyse gene oydu, belki hala da odur.
Tasavvufta lüzumsuz bilgilerden arınmanın aslında gerekli olduğu,zihnin selameti esenliği açısından gereklidir.Belki de Oblomovlar gereksiz bilgilerin zararını görmüş ve buna göre hareket ediyorlardır.Ayrıca taklidîlik göze çarpıyor.Çünkü nesilden nesile sorgulamadan aktarım söz konusu.
Vesta ateşi gibi hiç değiştirmeden meteforu ise zamanın akışına direnci temsil ediyor.
Sonuç olarak durağan , muhafazakar , yeniliğe kapalı bir gelenek kutsanarak huzur aranıyor .
Nitekim Lenin diyor ki:
"Rusya üç devrim geçirdi, ama gene de Oblomov'lar kaldı;
çünkü Oblomov'lar yalnız derebeyler, köylüler, aydınlar ara sında değil, işçiler, komünistler arasında da vardır. Toplantılarda, komisyonlarda nasıl çalıştığımıza bakarsanız, eski Oblomov'un içimizde olduğunu görürsünüz. Onu adam etmek için daha çok zaman yıkamak, temizlemek, sarsmak, dövmek gerekecektir."