Puan vermedi·132 syf.·
2026 447. kitabı
İnsan kendine özgü bir şekilde olağandışı bir yaratıktır. Ateşi keşfetti, şehirler inşa etti, muhteşem şiirler yazdı, dünyaya çeşitli yorumlar getirdi, mitolojik imgeler icat etti vs. Fakat aynı zamanda, hemcinslerine savaş açmaktan, yanılgıya düşmekten, çevresini yok etmekten vs. bir türlü vazgeçmedi. Terazinin bir kefesine yüksek zihinsel meziyeti, öbür kefesine bayağı salaklığı koyduğunuzda terazi neredeyse dengede kalır. Umberto Eco İklim krizi ve çevresel kıyametin ardından hayatta kalmaya çalışan isimsiz bir kadın, kurtuluş ümidiyle "Kutsal Kutsalların Kutsalı" adlı kapalı bir dini tarikata (manastıra) sığınır. Ancak burada onu barış ve inançtan ziyade, "O" olarak adlandırılan bir liderin ve katı kuralların hakim olduğu sadist bir düzen beklemektedir. Değersizler "Değersizler Kavramı: Tarikatın katı hiyerarşisinde dışarıdan gelen ve itaat etmesi gereken kadınlar, aşağılanan "değersizler" olarak görülür. Dini temelli bu toplulukta beden, acı, sadakat ve ataerkil iktidar sorgulanır. psikolojik, ruhsal ve dinsel bir şiddet temasını işler. Totaliter rejimlerin baskıcılığını, tarikat yapılanmalarını ve çaresizliğin insan psikolojisindeki tahribatını eleştirir. Anlatım Biçimi: Kahraman, maruz kaldığı baskıya ve dehşet verici koşullara rağmen yazarak, yani kendi hikayesini anlatarak direnmeye çalışır. Kural tanımaz, sert ve okuru sınayan alegorik bir dili var.. okuduğumuz Değersizler
Roman-Edebiyat
DeğersizlerAgustina Bazterrica · Siren Yayınları · 2025166 okunma
Şunu farkettim...
1/10
Şunu farkettim:Bir şeyin (herhangi bir şey olabilir bu kavram da olabilir canlı yaşayan bir varlık da...) normalleşmesi için toplumun alışması gerekir. Yani alışılagelmiş şeyin toplumda yer edinmesi gerekir. Mesela tecavüz, eşcinsellikten daha kötü olmalı herhalde. Anlamayanlar için açıklayayım: tecavüz yaşayan bir varlığın (hayvanlara da yapıldığından insan diyerek geçmek istemedim.) iradesini yok sayarak onu cinsel ilişkiye zorlamaktır. Bilinenin aksine asıl amaç zevk almak değildir sadece. Varlığı kontrol altına almanın verdiği zevktir, sahip olma gücü... Tecavüz bazı durumlarda cinayetten bile daha kötüyken nasıl olur da homoseksüellik gibi bir nötr kavram karşısında aklanabilir?... Çünkü alışık değiliz eşcinselliğe, toplum filmlerle dizilerle tecavüzü normalleştirirken hatta bazen tecavüzcü ile empati kurdururken eşcinsellike alakalı varlığı ile anlatımını pekiştirecek pek eser yok hele de olumlu bir bakış oldukca ender rastlanır literatürümüzde. Anlamıyoruz eşcinselleri anlamak da istemiyoruz korkuyoruz nefret etmeye zorlanıyoruz toplum tarafından. Sonra o toplumda bir birey oluyoruz. Döngüyü devam ettiriyoruz. heteronormatiflik zorluyor bizleri çünkü doğal değil derken doğada da var örnekleri. İnsanlar olarak hepimiz isteyerek istemeyerek gruplara ayrılıyoruz (cinsiyet, ırk, yönelim, ideolojik gruplar) bazen bunlardan bağımsız tek başına yaşayan bir insan olduğumuzu da unutuyoruz. Erkekler öfke harici öbür duygulardan arındırılması istenerek ataerkillikle kadınlara hükmetmesi isteniyor kadınlar da ya karşı çıkıyor ya da kabul ediyor acizliği. Hepimiz insanız yaşıyoruz ve ameleyiz, sırtımıza yüklenen normlardan acı çekiyoruz ancak acıya alışığız, belirsizlik karşısında ilerleyebilir miydik? Elbette cinsiyet rollerimizden çıkıp bizi kısıtlayan her şeyi
Bir Zambak HikayesiMehmet Rauf · Sel Yayıncılık · 2008311 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
9/10
·408 syf.··
Beğendi
·
2026 52. kitabı
Josh Malerman / Evdeki Tuhaf Olaylar Merhaba sevgili dostlarım. Konusuna bayıldım bir kitapla geldim sizlere. Her ne kadar korku ve gerilimle ilerlese de ben yer yer gülme krizlerine girdim. Çünkü acının ve çaresizliğin getirdiği mizahı çok başarılı buluyorum. Gelelim kitabın konusuna… Sekiz yaşındaki Bela’nın tüm dünyası annesi babası ve anneannesiden oluşuyordu. Küçük çocuk tüm hayatını babasıyla birlikte ya da odasında bir yaratıkla geçiriyordu! Evet doğru anladınız bir yaratık! Öbür Anneyle… Küçük kızın dolabından çıkarak şekilden şekile giriyor, büyüyüp küçülüyor ve iğrenç kokuyordu. İstediği tek şey ise Bela’nın kalbine girebilmek. Reenkarne olabilmek. Küçük kızdan cevap alamayan Öbür Anne gittikçe huzursuzlaşıp sınırlarını aşmaya başlamıştır. Artık bu yaratığı gören tek kişi küçük çocuk Bela değildir. Aileye ve Bela’nın tüm çevresine musallat olmuştur. Küçük çocuğun annesi bir gün onu gördüğünde aklını kaçırır ve kocasıyla birlikte çocuğu aldığı gibi evden kaçarlar. Evden kaçmaları hiçbir işe yaramaz çünkü bu yaratık küçük çocuğun peşindedir. Onun masumiyetinin peşindedir… Ailenin başına gelen bu talihsiz olaydan sonra çevrelerinde kimse kalmamıştır. Sığındıkları tüm evleri zindana çevirip kovuluyorlardı. Arkadaşları, akrabaları, tanıdıkları, komşuları, polisler ve rahipler kimse onlara çare olamamıştır. Çaresizlik onlara öyle bir boyuta getirmiştir ki anne ve baba eline bıçak alarak yaratığı bıçaklamaya çalışmışlardır. Eve takılan kameralar, eğitilmiş köpekler çare olmamıştır. Artık onun da yüzleşip def etmeleri gerekiyordur. Fakat bunu nasıl yapacaklarını, onu nasıl vazgeçeceğini bir türlü bulamazlar. İyi,kötü verilen tüm önerileri değerlendiren çaresiz aile artık çatırdamaya başlamış ve itiraflar da gelmeye başlamıştır. Bu varlığın küçük çocuğa musallat
Evdeki Tuhaf OlaylarJosh Malerman · Olimpos Yayınları · 202686 okunma
Puan vermedi·210 syf.··
2026 20. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 22:38
Bozkırkurdu topluma yabancılaşma, kimlik çatışması, kimlik arayışı, intihar gibi oldukça geniş kapsamlı konuları işler. Felsefi yönü oldukça ağırdır. Kitapta sembolizm çokça kullanılmış ve psikolojik olarak derin analizler içerir. Kitap oldukça derince incelenebilecek bir kitaptır. Ben incelememde normal bir okuyucu gözünden inceleyeceğim. Kitabın baş karakteri Harry Haller 3 farklı bakış açısından anlatılır girişte. Komşusuna göre sakin birisidir ve sorun çıkarmaz. Oldukça uyumludur ancak varlığıyla bir karamsarlık yayar ve çevresine huzursuzluk verir. Harry Haller kendi gözünden yaşadıklarını ve düşündüklerini anlatır. Son olarak da Bozkırkurdu üzerine bir akademik denebilecek bir inceleme verilir. Harry Haller'a göre bozkırkurdu onun vahşi yönünü temsil eder ve ikisi arasında sürekli bir savaş olduğunu varsayar. Kitapta ise dendiği gibi insanın bir ruhu değil, binlerce ruhu vardır. Bununla kastedilen insan sadece iki kavramın zıtlığından değil birçok kavramın zıtlığından oluştuğudur. İyi tarafı olduğu gibi kötü tarafı, us olduğu gibi duygusal tarafı da vardır. Harry ise sadece Bozkırkurdu olduğunu ve onunla çekişme içinde olduğunu düşünür. Burada bozkırkurdu mesajın rahat anlaşılması için yapılan mitolojik bir indirgemedir. Bozkırkurdu, Harry'nin mantık ve acımasızlığın baskın olduğu tarafıdır. Harry dünyaya karşı eleştireldir, en çok da kendine. Çok ciddidir ve Harry'nin eğlenip hayatı yaşamasına izin vermez. Parlak bir fikri olsa hemen hata bulur mesela, hevesini söndürür. Aralarındaki bu çatışma kendisinin her hareketini sorgulamasına ve kaygılı olmasına sebep olur. Harry Haller 50'li yaşlarda, orta boylu, boşanmış, bakımlı, nazik ve içten birisidir. Toplumdan uzaklaşmış, günlerini yalnız geçirir. Kendisini burjuva dünyasının dışında, aile yaşamı ve toplumsal
BozkırkurduHermann Hesse · Yapı Kredi Yayınları · 20229,7bin okunma
10/10
·496 syf.··
Beğendi
·
2026 32. kitabı
Bulikov olayının üstünden 5 yıl geçti. Shara Komayd başbakan oldu ve en iyi arkadaşı Turyin Mulaghesh, bir kolunu kaybettikten sonra emekliye ayrıldı.Ancak Shara onu saklandığı yerden buldu ve önemli bir görev için yardımını istedi. Voortyashtan topraklarına gizli bir görev aracılığıyla gitmeli ve bir araştırmanın içinde olan Sumitra Choudry’nin nereye kaybolduğunu çözmeliydi.Ancak oraya gittiğinde madendeki toprağın altından çıkan bir tür elektromanyetik gizli cevher ile yani Thinadeskite ile karşılaşması işin bonus kısmı oldu çünkü bu cevherin ilahi olduğu düşünülüyordu.Yani kıcacası işin içinde yine mucizevi güçler ve tanrılar dolaşıyordu.Bunu çözmek ise Turyin’e kalmıştı, en büyük yardımcıları ise Signe ve eski dostu Sigrud olacaktı. Beyaz sahil ayini, kadim bir cevher, Kılıçlar Kenti adlı öbür dünya, vahşi cinayetler, büyülü kılıçlar, ele geçirilen bedenler, gizli tüneller ve heykeller, muzaffer ordular. Yine oldukça sürükleyici ve güzel işlenmiş bir kitaptı, keyifle okudum.Polisiye ve fantastiğin bir araya gelmesiyle ortaya çok iyi bir seri çıkarmış yazar bence.Serinin ilk kitabında Shara Komayd’ın macerasını okumuştuk, bu kitapta ise Turyin Mulaghesh’e eşlik ettik ki kendisini ilk kitapta da tanımıştık.Sigrud ve kızı Signe ise işin sürpriz kısmı oldu, renk kattılar kitaba.Bakalım serinin son kitabında kimin maceralarına ortak olacağız.
Kılıçlar KentiRobert Jackson Bennett · İthaki Yayınları · 201956 okunma
Yarının Adamı
Puan vermedi·352 syf.··
2026 8. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 20:22
Kitabın tarihi romanlaştırarak anlatması akıp gitmesine yol açmış. Öbür tarih kitaplara nazaran Atatürk’ün kırılma anlarının geçtiği ortamı daha iyi anlatmış gibime geldi. Bu sayede ülkemizin geçtiği süreç daha iyi anlaşılabiliyor.
Yarının Adamı 1 - Mustafa Kemal'i AnlamakCon Sinov · Masa Kitap · 20221,713 okunma