Süreyya

Süreyya
@ocean__
Bir berduştur kalbim.
Bir yandan düş olduğunu bal gibi bildiğim şeylerin gerçekte bir karşılığı olabileceğini de —evet, gene— kurdum; bunların gerçekleşmesini beklerken, bir yandan da, onların aslında gerçeklikte karşılığı olamayacağını, gene, kurdum— her iki durumda da, kendimi avuttum, pohpohladım, aldattım. Oysa, düşlerimi gerçekten gerçekleştirmeye cesaretim olsaydı, beklemektense, işe girişip, en azından, başarısız da olsam, gerçek —ve evet, hakedilmiş— bir yıkıma ulaşabilirdim; ya da, korkaklığımı açıkça kabullenerek, gerçeklere boyuneğip, düşlerimi bir kenara atabilir; o zaman da, gene hakedilmiş bir lanetlenmeyi —gerçekten— yaşayabilir; sonunda da pısırık ve sessiz bir ölüm bulabilirdim.
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Ama nasıl da zor bu: hep yıkım ve kıyım duruyor çünkü geçmişimde— hep aykırılık… O da, anımsadıklarıyla, hem temiz kalabilmiş düşlerimi koruyor; ama, hem de, yaşadıklarımın ne denli karışık, bulanık, kirli olduğunu anımsatıyor bana— bu çatışma, dayanamadığı…
Şimdi, üstün mü saymalıyım kendimi; onu, oyunuma gelmiş bir zavallı yerine koyduğuma göre?… Benim, asıl zavallı—— Ülkülerime —ve,ona— ihanet ettim. Alçağın tekiyim ben——(—şimdi; bunu yazmışken bile, gene…[—üstelik hiç de yetmez —birşey de ifade etmez— yazmış olmak: yaşamımda ne yaptım ki ——beynimi yok etmekten; ortaya çıkarabileceklerimin yanından geçmekten, yaşar kılabileceklerime es geçmekten başka!
Zaman zaman da —büyüme süreci içinde— kabuğunu değiştirmek zorunda kalırmış—— O zaman(larda) ne yapar acaba: çırılçıplak, korumasız, savunmasız; bir devingen et parçası yalnızca —herhalde, o süreler içinde onu gören bir yırtıcı olsa, hemen yenilip yutulur— —bunun olmaması için— olmadığı zaman da—, herhalde, hiçkimsenin ulaşamayacağı bir kuytuya —bir kaya kavuğuna— sığınır; bir biçimde beslenmeğe çalışarak, yeni kabuğunun oluşmasını bekler— yeni zırhının; sonra, yeni —ve daha büyük, geniş, katı kabuğuyla çıkar ortaya: hiçbir yaratık (kimse) gelemez artık şimdi onun üstüne—— yepyeni ve sapasağlam, daha kalın ve katı kabuğu— spinofrons: “dikenli cephesi”—; daha keskin ve daha güçlü kıskaçları vardır artık, kendini savunmak için… • Oysa, o kuytuda —yeni zırhı oluşmadan önce geçen süre içinde… Acı doludur: Yumuşacık, vulnerable, güçsüz olmaktan, acılı ——zedelenebilir…
Oysa, o ülküler, ve onların odağı; özgürlük: en içimdekiydi hep —içimde bulunan ama hiç ulaşamadığım en derin kovuk; o kovuktaki en değerli şey; yaşamıma tam anlamını verecek tek ülkü— tutulamayan, ellenemeyen, görülemeyen… Bir tek o biliyor onu artık— ben değil. O,o…