Süreyya

Süreyya
@ocean__
Bir berduştur kalbim.
—Ama ‘unutma’ diye birşey var mıdır gerçekte— kişi nasıl ‘unutur’ ki yaşadığı birşeyi?… Kişinin belli bir andaki ‘bilinç içeriği’ açısından o sırada ‘anımsamadığı’ —örtülmüş, silinmiş, bastırılmış bir yaşanmışlık, “bilinçaltı”nda; yani, yaşadıklarının toplam bağlamı —karşılıklı etkileşimleriyle oluşturdukları bütün— içinde, tam da o yaşanmışlık yerinde, sürdürür ‘yaşam’ını—— [yalnızca bir sözcük oyunu değildi o söz: “Yaşadığın her an, her yaşadığın an, yaşar.”…] yaptıklarına karışır, onları yönlendirir, etkiler.
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
En dayanamadığı da, benim özgürsüzlüğüm ——bağımlılıklarım: bir sürü (herhalde saçma-sapan) yükümlülükle —“ödev”le, “görev”le, “sorumluluk”la— kendimi kuşatmış olmam… (Ya da, bunlarla kendimi aldatmam…) İşte, en yüksek değer duygusuyla kurduğum düşler, düşlediğim ülküler, hep, özgürlüğe yönelikti; o da, hep onlarla beslendi —onlardan oluştu—: şimdi, içeriğinin çoğunu unuttuğum; unutmadıklarımı da savsakladığım —giderek, kirlettiğim— o özgürlük ülküsü bu hale gelmişken, kıskacını takırdatmasın da ne yapsın?!…
hep aleste, pundunu bekliyor, beni tam olarak ele geçirerek sürükleyip götürebilmenin —nereye ——Deniz’e ve Ay’a, tabii ki!… Oysa, o benden hoşlanmıyor ama, ben onu seviyorum bile galiba. Belki benim de içimde (başka) biryerlerde hafif hafif kıpırdanıyor sürüklenip götürülmek arzusu —belki benim de bunu özlememdir, onu o kadar güçlü kılan; zorlukla direnebildiğim kadar güçlü… • Bu kıpırdanmalar da, yüreğimde oluyor: yüreğimde duyuyorum onu; ayak katırtısını, kıskaç çatırtısını —demek ki, seviyorum onu…
Katılmak istemiyor. Yalnız kalmak —yalnız olmak— istiyor. Yalnızlığı istiyor; ama yalnız olamıyor, çünkü, benim içimde hep —orada olmak zorunda—; benimle birlikte olmak zorunda… Bundan hoşlanmıyor. Benden hoşlanmıyor.
(—nasıl da mutluydum, o uzak ülkenin kıyısında kısa ve geçici bir yalnızlık yaşadığım evden çıkıp, kıyıda, çekilmiş suların açıkta bıraktığı kumsaldaki kayalarda gezinerek deniz kabukları toplarken…)