En dayanamadığı da, benim özgürsüzlüğüm ——bağımlılıklarım: bir sürü (herhalde saçma-sapan) yükümlülükle —“ödev”le, “görev”le, “sorumluluk”la— kendimi kuşatmış olmam… (Ya da, bunlarla kendimi aldatmam…)
İşte, en yüksek değer duygusuyla kurduğum düşler, düşlediğim ülküler, hep, özgürlüğe yönelikti; o da, hep onlarla beslendi —onlardan oluştu—: şimdi, içeriğinin çoğunu unuttuğum; unutmadıklarımı da savsakladığım —giderek, kirlettiğim— o özgürlük ülküsü bu hale gelmişken, kıskacını takırdatmasın da ne yapsın?!…