benim işim, yapmak; onun işi de, bana, yapmadıklarımı, yapamadıklarımı, yanlış yaptıklarımı, yapmam gerekip de yapmadıklarımı, yapmamam gerekip de yaptıklarımı, anımsatmak —kıskaç takırdatmak!…
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Çok basit, belki çok kaba, çok yalın bir gerçeklik, ulaşmağa çalıştığım— ve ulaşamadığım) içimde bilmediğim birşey var: benim içimde, benim, bilmediğim birşey… ——Ona ulaşmağa çalışıyorum; ne olduğunu hiç bilmediğim birşey; ama, gerçekliğinden hiçbir kuşku duyamayacağım birşey, çünkü gerçekliğini benim yaşamımın ve ölümümün söz konusu olduğu yerlerde ortaya koyan birşey.
Ama bazen de, sanki, bu acıları istiyor —onaylıyor, onlardan hoşlanıyor, hatta onları arzuluyor— gibi geliyor bana.
Birincisi, onlardan kurtulmak için hiçbir şey yapmıyor; elinden (elimden) gelebileceği halde, hiç gidermeğe çalışmıyor onları—Bırakıyor, olsunlar, oluşsunlar, olgunlaşsınlar… (Ben de, o gecelerin ikincisinde, yere oturup, sırtımı duvara dayayıp, loş ışıkta, saatlerce —neredeyse sabaha dek— öyle oturmuştum: zonklayan beynimle, takırdayan kalbimle——
Hiç sesini çıkarmamıştı: onaylar gibi, sessizce durmuştu benimle birlikte —o denli acı çekiyor olmasaydım, o saatlerin dinginlik— hatta, sevinç; evet,: ‘mutluluk’—saatleri olduğunu düşünebilirdim.