Süreyya

Süreyya
@ocean__
Bir berduştur kalbim.
Benim en içimde yaşadığı halde, bana son derece yabancı —nasıl oluyor da içimde bulunuyor öyleyse; bunu da, bilmiyorum. Tek bildiğim, orada olduğu —hep, ben yaşadığım sürece, orada olacağı. ——Ondan kurtuluşum yok.
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
——— Çünkü onun benim yaşamımdan bekledikleri ile benim kendi yaşamımdan beklediklerim, çok farklı. Benim, birşey yapmak için bir neden bulamadığım bir durum, onun için, hemen, o anda birşey yapmayı gerektiren bir durum olabiliyor— ve tersi: ben birşey yapmağa karar verip kendimi buna yönelttiğimde, o, kovuğuna çekilip, sinebiliyor.
En çok dayanamadığı da, benim, devinimsiz, eylemsiz kaldığım zamanlardaki halimdir —(gün olur, hiçbirşey yapmak gelmez içimden; ya da: hiçbirşey yapmak gelir —öyle, bir köşeye oturur, saatlerce, etrafıma bakınırım— seyrederim. Kafamdan binbir türlü imge, tasarım, düşünce —öylesine, gelişigüzel— geçip durur; zaman da geçer ya, öyle —— aldırmam…), bu durumlarda, içimde, kocaman kıskacının çat-çatını, sert ayaklarının yan yan eşelenen öfkeli katırtısını duyarım. “Yürü git!”, der bana; ama ben kalakalmış olurum. Dinlemem onu; belki, dinlemek elimden —içimden— gelmez.
İçimde bir yengeç var. • İçimdeki en kuytu kovukta yaşıyor olmalı; oradan seyrediyor herhalde her yaşadığımı. Ancak arada bir hissediyorum varlığını —ancak arada bir belli ediyor kendini. Ama biliyorum: hep orada… Ortaya çıkıp kendini gösterdiği —kovuğundan çıkarak yaşadıklarımın içine girdiği— durumlar, galiba çoğunlukla, deniz kıyısında olduğum zamanlardır: O zamanlar —hele bir de ay varsa— hele hele, dolunay; ışığı da denize vuruyorsa— dayanamadığı bir itkiyle çıkar kovuğundan, kıyıya yönelir; beni de sürükler, götürür.
…bir yolu tutturabilmiş olmak —tutarlı olarak, bırakmadan, tutmak…