‘Şimdi-burada’ —işin aslı, hiçbirzaman böyle değildir; ‘şimdi’de de, ‘bura’da da —sanki, bir ‘dünya’nın saptanabilir bir belirgin ‘nokta’sında—değildir yaşam: çoktan geride kalmış, anı olarak durağanlaşmış; hem de, çoktan öteye geçmiş, ulaşılmak istenen ereklere doğru yürüyüp ilerlemiştir. Garip bir biçimde, ancak geldiği yer ile çıkacağı yol iyice belirsizleşince bilinçlendirir kişi ‘şimdi-burada’sını: artık orada olmayacağı belirginleştiğinde, ‘ora’sı da belirginleşmiştir. Örneğin, epey bir süre içinde bulunduğu, önemli —şiddetli, sevinçli, ağrılı— şeyler yaşadığı bir uzama, birgün, bakıp, “Burası öldü artık…”, dediğinde…