Sonra ruhu ona seslendi, dedi ki:
Kadim anamın oğulları, ey gelgitlerin süvarileri,
Düşlerimde ne sık yelken açtınız. Şimdi de ben uyanırken geliyorsunuz, o uyanış ki benim en derin düşümdür.
İşte o zaman pek bildiğim bir koku geldi burnuma. Çiftçilerin, tarım araçlarını kullananların ellerinin kokusuydu bu. Bu ekmek petrol kokuyor, demir kokuyor, saman kokuyor, olgun başak kokuyordu. Evet eskiden olduğu gibiydi her şey. Lokmami yutarken gözyaşlarımı tutamadım: "Ekmek ölümsüzdür, iş de ölümsüzdür!" dedim içimden.
Savaş kanlı çizmeleriyle insanları kırk yıl çiğneyip ezebilir, onları öldürebilir, her şeyi yakıp yikabilirdi ama, insan denen varlığa baş egdiremez, değerini düşürüp onu gerçek anlamda mağlup edemezdi.