"İNCİ" O deli saçması umut...
23. BÖLÜM 🌹 İnci 🌹 Bekleme salonunda bu kez daha sakindim. İçimdeki dinmek bilmeyen sarsıntı, yerini daha tanıdık, daha sakin bir sızıya bırakmıştı. Hâlâ göğüs kafesimin ortasında bir düğüm vardı ama o eski, her an kaçmaya hazır ürkekliğim yatışmıştı. Belki de birinin beni gerçekten, tüm sessiz çığlıklarımla duymaya niyetli olduğunu hissetmek; ruhumun çatlaklarına sızan incecik bir güven ışığıydı. Kapı ağır ağır aralandı. Adım yankılandı koridorda: "İnci Hanım..." İçeriye adımımı attığımda, geçen seferin aksine başımı yerden kaldırmaya cüret ettim. Geçen hafta sadece ayakkabılarımın uçlarını izlediğim bu oda, şimdi tüm detaylarıyla bana açılıyordu. Yaz güneşi, pencerelerden süzülürken odayı hem sıcak hem de ferah bir aydınlığın içine hapsediyordu. Duvarlardaki yumuşak bej tonları, insanın ruhundaki pürüzleri silmek ister gibi huzur vericiydi. Odanın tam ortasında, üzerine birkaç kitabın ve bir not defterinin iliştirildiği küçük, ahşap bir sehpa duruyordu. Sehpanın üzerinde incecik cam bardaktan usulca buhar tütüyordu. Taze demlenmiş papatya çayının hafif, uçucu kokusu havaya öyle bir sinmişti ki... Köşedeki yeşil bitki, güneş ışığına uzanan yapraklarıyla sessiz bir yaşam mücadelesinin, zarif bir hatırlatıcısı gibi duruyordu orada. Yumuşak koltuğa yerleştiğimde, yüzüm hafifçe dışarıdaki manzaraya döndü. Dışarıda Temmuz sıcağı asfaltı eritirken, bu dört duvar arası zamanın ve gürültünün uğramadığı gizli bir sığınaktı benim için. Funda Hanım, not defterini önündeki sehpaya yerleştirirken dudaklarında hafif gülümseme belirdi. “Geçen hafta duygularınızı açıkça paylaşabildiniz İnci Hanım,” dedi sesi yumuşacık bir melodi gibi odaya yayılırken. “Bu, iyileşmek adına attığınız çok kıymetli bir adımdı. Bugün, hazırsanız eğer... biraz daha derine
1000Kitap
Rüyâdan odana Git Gel Git Gel Anlaşılsın diye, böyle olmalı.
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Çek git odana al kitabını oku usulca_🍷
Alıntı
"Git odana düşün" cümlesi çocuğa sadece yetersizlik ve yalnızlık aşılar. Geleceğe güvensiz bir tohum atar. Güvensiz tohumlar, cılız fidelere dönüşür.Cılız fideler ise potansiyelinin çok altında ürün verir. Bizim elimizde çok güçlü tohumlarımız var.Onları anlayış , huzur ve güven ortamında büyüterek güneşle buluşturmalı, mevcut potansiyellerini güvenle ortaya koymalarını sağlamalıyız. Sınır Var Sinir Yok
Bok etmenin telafı adabını bile bilmiyorlar
Dün tercih edenlerle birlikte ben de kendime yapmak istemiştim. En sona kendimi koymuşum ve eve gelince kardeşim salonda oyun oynuyordu. Babamla annem de sohbet ediyordu. Ama babam banyoya geçecekti. "Selam, şimdi sıra bana geldi. Salon daha sıcak o yüzden burayı kullanmak istiyorum. Babam banyoya geçerken sen istersen odana ya da dedeye çıkabilirsin." deyip tepkisini görmek istediğimde "Hayır, ben niye çıkıyorum, sen git odanda yap." dedi. Evin en soğuk odası bizimki. Isıtıcıya rağmen soğuk kalıyor ve o an tek ısınmış yer salondu. "Demin yeterince açıkladığımı düşünüyorum, ilkinden kafan basmadıysa yine söyleyeyim: Normal oda sıcaklığına yakın tek yer şu an burası. Çok önemli bir şey yapıyormuşsun gibi reddetmen sinir bozucu. Özellikle ilk kez olmasına rağmen böyle tepki vermen embesilce." dediğimde annemle babam ağzını açmamıştı. O yüzden daha çok sinirlendim. İnadına bütün ısıtıcıları alıp odama geçtim. Onları yakıp malzeme kutusunu da salondan almaya giderken "Sizi de tebrik ediyorum. Sessizliğinizle tam bir film sahnesi oldu. Bu sessizliğinizi hep koruyun tamam mı çünkü bundan sonra sizinle iletişimimi sıfırlıyorum. Sen de gösterdiğin saygının karşılığını alırsın." deyip odama geçtim. İşlem biterken onlar yemeğe geçmek üzereydi ama yemek istemedim. Zaten 2-3 saat yenmemesi daha iyiydi. Odamda takıldım. Yedim, etrafı halledip ısınmak için salona geçtim. Babam şakayla karışık takıldı ama umursamadım: ruhsuz, kısık sesle ve modsuz kısa geliştirici cevaplar verdim. Beni salmayacağını anladığımda ve derdi çay içmek olduğu için en son ona cevap vermeye bile tenezzül etmeyip odama geçtim. Bugün de aynı şeyi sürdürüyorum. Çünkü hiçbir şey olmamış gibi davranmak içimden gelmedi. Ve bugün alışılmış Asra yoktu: işkenceye devam eden vardı. Kardeşim de ben dün yemek yerken
Hayata Dair
Bir Evde ne kadar çok ışık yanıyorsa
Eskiden tüm aile aynı oda da oturur muhabbet ederdik. Çocuklar aile büyüklerinin edebinden, ahlakından nasiplenirlerdi. Şimdi evlerimiz çok odalı oldu. Çocuklarımızı yemekten sonra göremiyoruz. Anne babalar "odana git" cümlesini öğrendiler. Çocuklar odalarında neler yaparlar hiç bilemez olduk. Aile bireylerinin her biri kendine farklı dünya kurdu aynı çatının altında. En kötüsü çocuklarımızı kaybettik ama bunun bile farkında değiliz. Bir Evde ne kadar çok ışık yanıyorsa, o kadar ayrılık vardır. Safiye_Çetinkaya
Alıntı