odikitap

odikitap
@odikitap
Pandemide kurgu okumanın keyfini tekrar keşfeden
Üçleme
9/10
·144 syf.··
2024 53. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 24 Aralık 2024 01:01
Rachel Cusk'ın "Çerçeve", "Geçiş" ve "Övgü" romanlarından oluşan üçlemesinde, baş karakter yazar Faye. Kitaplarda, Faye'nin yaptığı yolculuklar ya da günlük hayatı esnasında “karşılaşmalarını” okuyoruz: uçakta yanında oturan, yazarlık dersi verdiği, edebiyat söyleşilerinde karşılaştığı, evini tamire gelen insanlar. Kitabın arka kapağında da belirtildiği gibi ketum bir kahraman Faye. O az konuşuyor, daha çok başkalarına sorular soruyor ve onların iç dünyalarına duygularına, düşüncelerine ayna tutuyor. Cusk, sade ve yalın bir dille yazıyor. Olay örgüsü yerine karakterlerin iç dünyasına, düşüncelerine ve duygularına odaklanıyor. Üçleme boyunca, kimlik, iletişim, yalnızlık, evlilik, ilişkiler, edebiyat dünyası ve feminizm gibi birçok temaya değiniyor. Faye'nin karşılaştığı karakterler ve onların hikayelerinin bir bütünsellik amacı gütmeden anlatılmasına bayıldım. Üçlemeyi tek sözle anlatmam gerekse dingin derdim. Okurken, hem edebi zevk veren hem de düşünsellik sunan kitaplar. Övgü, müthiş bir sonla bitiyor. Artfulliving sitesinde denk geldiğim şu cümle harika özetlemiş: "Övgü ile üçleme; erkeklerin açık ve gizli güç gösterileri içinde kadınların nefes alma çabasının giderek daha çok belirginlik kazandığı bir kapanış yapıyor." Tam tarihi bulamadım ama ben muhtemelen 2021 yılında almışım bu kitapları. Keşke 3 yıl bekletmeseymişim. 2024'ün favori kitapları arasında yer aldı üçü de ve Rachel Cusk ile tanıştığıma çok memnun oldum.
ÖvgüRachel Cusk · Yapı Kredi Yayınları · 2019114 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Muamma
Puan vermedi·284 syf.··
2024 29. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 08 Haziran 2024 23:41
Orada burada denk geldiğimiz ama tanımadığımız insanların hayatlarını bazen merak ederiz, hatta kurgularız. Maria'nin da böyle uzaktan gözlediği bir çift var, kusursuz çift. Çift de onun farkında, hatta ona ölçülü genç diyorlar. Bir gün bu çiftle karşılaşmamaya başlıyor. Onlarla ilgili bir haberi gazetede görünce bir anda kendini bu çiftin öyküsünün ve sonrasında yaşanan olayların içinde buluyor Maria. Her şey yaşanıp bittikten sonra başından geçenleri anlatırken, diğer karakterlerin de bu olaylar yaşanırken, yaşamış, düşünmüş olabileceği şeyleri de aktarıyor bize. Anlattıkları, varsayımları ne kadar gerçek ya da güvenilir bilmiyoruz ama biz de kapılıp gidiyoruz arkasından.  Ölüm, yas, kayıp, evlilik, arkadaşlık, hafıza, güven, kadın-erkek ilişkileri, ahlaki ikilem temaları, Marías'ın diğer kitaplarından da alışık olduğumuz temalar. Ancak hepsi hayattan konular olunca, daima merakla ve sorular sorarak okuyoruz. Her Marías çevirisi kolay okunmuyor ancak #salihanilüfer çevirisi su gibi aktı. Balzac’ın Albay Chabert'ini, Alexandre Dumas'nın Üç Silahşörler’ini dahil ediyor Marias romana. Ve olmazsa olmaz Shakespeare göndermeleri de var. Javier Marias'tan okuduğum beşinci kitap oldu Karasevdalılar ve bence Marias okumaya başlamak için en uygun romanı. Yine severek okudum. Özellikle okuyucuyu muammalar ve belirsizliklerle bırakıp, oralara da siz karar verin demesini sevdim.
Hayata Dair
KarasevdalılarJavier Marias · Yapı Kredi Yayınları · 20221,112 okunma
10/10
·280 syf.··
2023 31. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2023 10:00
Yıllar önce, herhalde çocukken, film uyarlamasını izlediğim ama hikayesi aklımda kalmamış şahane bir kitap okudum. Köy romanı deyip geçemeyeceğim. İnsanın, kraldan çok kralcı, otoritenin temsilcisi yerel yöneticiler karşısında direnme ve boyun eğme arasında kalmasının öyküsü. Yoksulun, zayıfın hakkını araması her daim zor bu topraklarda ve Fakir Baykurt bunu öylesine bir anlatmış ki okuyucu olarak biz de Kara Bayram, Irazca ile duygudan duyguya savruluyoruz. Onların düşünceleri bizim de zihnimizden akıp geçiyor. Onlarla dertlenip onlarla öfkeleniyoruz cımbıldak muhtara, Haceli'ye. Güzel insanlar ve fırsatçılar... Bir kitaptan da beklediğimiz bu değil mi, o katharsisi yaşamak? Ve yılanlar başrolde değiller ama arka planda hep varlıklarını hissettiriyorlar. Kitabı Storytel'den Erdem Akakçe'nin harika seslendirmesinden dinledim. En beğendiğim Türk klasiklerinden biri oldu. Ve kitabın sonunda öykünün bitmeyişi hissi, üçlemenin ilk kitabı olmasından. Irazca'nın Dirliği ve Kara Ahmet Destanı ile öykü devam ediyor.
Yılanların ÖcüFakir Baykurt · Literatür Yayıncılık · 20217,3bin okunma
Mavi Sakal
8/10
·249 syf.··
2023 2. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 07 Ocak 2023 15:48
Marias bildiğiniz gibi. Yine çarpıcı bir girişle neler oluyor, neler olacak dedirterek okuyucuyu kıskıvrak yakalıyor. Shakespeare yine baş köşede. Bu sefer Macbeth ile: "My hands are of your colour; but I shame to wear a heart so white". Beyaz Kalp ismi de buradan geliyor. Macbeth'i okumadım ama Marias hem alıntıyı hem de kitapta sık sık geçen "I have done the deed" cümlesini yeterli düzeyde anlatmış. Yine upuzun ama okurken mest eden cümleler. Çeviri üzerine analizler, kelime oyunları. Marias'ın İngilizce'den İspanyolca'ya çok sayıda çevirisi var, unutmayalım. Bu sefer odakta evlilik konusu var. Sadece anlatıcı erkeğin taze evliliği değil, babasınınkiler de, babasının evlilikleri üzerindeki sır perdeleri özellikle. Baba, masaldaki Mavi Sakal gibi. Çarpıcı girişteki “neden” soruları çarpıcı sonda cevap buluyor. Sanat (özellikle resim) da kitaptaki önemli konulardan, çünkü baba bir sanat danışmanı. Okurken açıp Nedimeler tablosuna mutlaka bakın. Anlatıcı bir çevirmen. Henüz Yarınki Yüzün serisini okumadım ama bildiğim kadarıyla orada da baş karakter bir çevirmen. Marias hiç okumadıysanız hangi kitabından başlamalı bilmiyorum ama Beyaz Kalp güzel bir başlangıç olabilir. Ya da daha kısa kitapları da olabilir. Duygusal Adam kısa bir kitap mesela. Başta o uzun cümleleri, paragrafları okumaya çalışmak zor gelse de kısa sürede alışılıyor. Belki sakin ya da beyninizin yorgun olmadığı bir zaman tercih etmek iyi olabilir. Özetle yine çok severek okudum.
Beyaz KalpJavier Marias · Yapı Kredi Yayınları · 2016967 okunma
Gündüz bina ettiğin gece yıkılır
Puan vermedi
"Gündüz bina ettiğin gece yıkılır". Kitabın başındaki bu söz kitabı öyle güzel özetliyor ki. Kitapta bir günü hatta yaklaşık 12 saatlik bir zaman diliminde yaşananlar konu ediliyor. İki Dünya Savaşı arasındaki yıllarda Budapeşte'de geçiyor öykü. Kuşaklardır hukuk alanında çalışan bir aileden gelen yargıç Kömives'in bulunduğu toplumsal sınıf ve o sınıfın gerekliliklerine ait olan gözlemleri (birbirine benzeyen evler, evlerdeki eşyalar, giyim-kuşam gibi) ile başlayıp onun çocukluğu ile devam ediyor. Kömives hayatı bir sorumluluk gibi gören ve ona göre yaşayan biri. Önüne gelen bir dava dosyası ile gençliğini kısmen hatırlasa da olayların çok üzerinde durmuyor. Bu dosya, Kömives'in gençliğinden tanıdığı doktor Greiner ve karısının boşanma davası. Kömives ve Greiner'in çocuklukları çok farklı olsa da olmayan anne ve baba figürleri gibi ortak noktaları da var. Kitabın bu ilk kısmı (yaklaşık 80 sayfa) biraz ağır ilerliyor. Bu kısmı okurken biraz sıkıldım fakat çocukluklarını okuyarak iki karakterin de davranışlarını daha iyi yorumlayabiliyoruz ve Kömives'e ve Greiner'e hem sinir olup hem de empati kurmamızı sağlıyor yazar. Kitabın ikinci yarısında ise iki karakterin karşılaşmaları ile öykü çok daha heyecanlı bir hale geliyor ve bu kısmı daha çok sevdim. Fakat bu kısımdan ve Anna'dan sürpriz bozmadan bahsetmek zor ama temalar: insan ruhu, takıntılar, rüyalar, vicdan ve adalet üzerine diyebilirim. Sandor Marai'nin zor bir hayatı olmuş. 1948’de Ruslar Macaristan’a gelince ülkesini terk etmiş, sonrasında İtalya, İsviçre ve Amerika'da yaşamış. turkinfo.hu sitesinde ayrınıtılı olarak okuyabilirsiniz: 1984’te “Olduğum adam 40 yıl önce öldü ve şimdiye kadar dönüştüğüm diğeri doğdu. Gerçi bu sonuncusu da şimdi dağılıyor”, diye yazmış. Uzun süredir yeni baskısını beklediğim bir
Buda'da Bir BoşanmaSándor Márai · Yapı Kredi Yayınları · 2011686 okunma