“Sadakat korkunç bir bencillik ve aynı zamanda insan hayatındaki çoğu menfaat gibi kibirli bir şey değil mi? Sadakat beklerken, ötekinin mutluluğunu istiyor muyuz? Ve o, sadakatin incelikli hapishanesinde mutlu olamıyorsa, yine de ondan sadakat beklerken onu gerçekten sevdiğimizi söyleyebilir miyiz?”
“Bir insanın hayatında felaketin su yüzüne çıktığı, o kişinin yakın, içten içe bağlı ve bir sebeple öldürmek zorunda olduğu insanı öldürmek için silahını doğrulttuğu an, korkunç bir an olmalı.”
“O halde bilinçsiz arzular, keyfi heyecanlar kaynayan bir dünyadan neden başka bir şey bekleyelim ki; genç adamların başka milletlerden genç adamların parmaklarını süngüyle yonttukları, yabancı insanların birbirlerinin derisini yüzdükleri, bütün kuralların, bütün geleneklerin geçerliliğini yitirdiği, sadece dürtülerin hüküm sürdüğü ve gökyüzüne yükselen alevler çıkardığı bir dünyadan...”