“Bana gelince... tamam artık, balo bitti!.. Bırakın beni, hiç değilse rahatça ölebileyim!
Başını yastığa koyarak kendisini yeniden yatağına uzattılar.
- Ne? Papaz mı? Hayır, gerekmez... Boşuna para harcamayın... Benim hiçbir günahım yok!.. Olsa da Tanrı bağışlar... Kendisi de biliyor nasıl acı çektiğimi!.. Bağışlamazsa, eh, onu da kendi bilir!..”
“Raskolnikov, Sonya'ya bakıyor ve genç kızın kendisini ne kadar çok sevdiğini hissediyordu; ama tuhaf şey, böylesine çok sevilmek ona birden acı vermişti. Gerçekten de çok tuhaf, korkunç bir duyguydu bu! Kendisi için son umut, son çıkış yolu olduğunu düşünerek gelmişti Sonya'ya; acılarının hiç değilse birazını burada bırakacağını düşünmüştü, ama genç kızın bütün kalbini kendisine verdiğini anladığı şu anda, kendini birden eskisinden çok, ama çok daha mutsuz hissetmişti.”