Kitap okurken ya da ders çalışırken arka tarafta çalan hafif müzikleri çok severim, yoğunlaşmamı sağlar hatta bazen mekânı tinsel olarak aştırır bana.. Dolayısıyla düşünce rüzgârında daha iyi savrulabilirim.
Ben öyle bir eser bırakacağım bu iletiye, sizler de eğer isterseniz bu tarz eserler bırakabilirsiniz, en azından kendi müzik zevkimi çeşitlendirmiş olurum..
Ve tabii tinsel olarak mekânı aşmanın yanı sıra maddesel de aştırabilecek eserler varsa :D onlara da hayır demem..
m.youtube.com/watch?v=JHFsxys...
The Gates of İstanbul - Loreena McKennitt 🎼
#139967416
Uzun bir süre bu etkinlikleri görmezden gelmeye çalıştım, eski tutkum olan öykü yazmanın beni nasıl içine çektiğini biliyorum çünkü, fakat hâlâ o tutku taze mi diye kontrol etmek ve bu güzel etkinliğe bir ucundan dahil olmak istedim. Keyifli okumalar :)
~ Isırık ~
Aynaya baktı. Kendisini görkemli gösterebileceği, kendisini belki de yalnızca net görebileceği tek nesneye; herkesin hafifçe ürktüğü o sırlı cama dikti gözlerini… Bir gözünden baktığı “kendisi” ile öteki gözünden baktığı “ben” nasıl da farklıydı böyle? Nasıl da tüm gözenekleri, göz bebeğindeki kıvılcımı, dudağının yanındaki çukuru yön değiştiriyordu o saliselik bakışın ahengiyle…
Bir elini yılan yuvasına yaklaştırır gibi temkinli bir şekilde aynaya dokundurdu. Beyni dokunması için talimat verirken, dokunduğu şeyi tanımlama konusunda hiç de yardımcı olmuyordu ona. Yabancıydı işte karşıdaki, bakışıyla değişen bir kayganlık barındırıyordu. Her an çirkin her an güzel olabilecek bir kayganlıktı bu, hani şu tam da beğenme kaygısı barındıran kayganlık, herkesin ekseriyetle düştüğü ve genellikle yaralı çıktığı kayganlık…
Aynaya, orta parmağı ile tam göz çukurlarının yansımasına, daha sert bastırdı, o gözler değil miydi tüm bu yanılsamayı yaratan, kayganlığı sağlam toprak parçaları gibi sunup altını kocaman bir bataklık ile dolduran?
Tüm dünyayı bunlarla tanımıyor muydu insan? Bu bataklıktan bakmıyor muydu, her an içine çekerek yutmuyor muydu güzele dair ne varsa, tüketmiyor muydu?
“Tüketiyoruz.” Dedi seslice, sanki aynadakine bir şey ispat etmeye çalışır gibiydi. Gözlerden doğuyordu her gün binlerce algı şelalesi. Bu şelalerde sevilme mücadelesinde boğuluyordu varlıklar. Ve gözlerde batıyordu tüm olgular. Dayanamadığı tüm olguları rüya ile sarıyordu insan ve yeniden
Uzun zamandır film iletisi yazmayı düşünüyorum, özellikle ilgimi çeken filmler ise kitaptan uyarlanarak sinemaya aktarılanlar. Genelde bir kitabı hem okuyup hem de onun filmini izlediğimizde değerlendirme durumumuz daha gerçekçi oluyor çünkü zihnimizdeki sahne ile başka zihinlerin sahnesini kitap düzleminde karşılaştırabiliyoruz.
Bu nedenle kitaptan uyarlanarak sinema filmi haline getirilen eserleri incelemeye karar verdim. Elbette izlediklerim var ama daha izlemem gereken eminim çok fazla film vardır, o nedenle sizler de iletiye kitap uyarlaması filmleri (beğenmedikleriniz dahi olur) yazarsanız film kültürüme katkı sağlamış olursunuz :) keza iletiyi kaydederek de gelecek yorumlardaki filmleri değerlendirebilirsiniz. Ayrıca uyarlama olmayan ama sizlerin kesin izlenmeli dediğiniz filmleri de paylaşabilirsiniz. Sonuçta bu bir film iletisi :)
Ben bu gece izlediğim bir filmi ekleyerek iletiyi paylaşacağım :)
A Londoni Férfi - Georges Simenon'un L'Homme de Londres (Londra'lı Adam) kitabından uyarlanarak çekilen bir Béla Tarr filmidir.
Not: Ben de izledikçe filmleri ve kitaplarını yorumlarda belirteceğim. O nedenle yorum yaptıktan sonra bildirimlerden rahatsız olursanız bildirimleri kapatabilirsiniz.
Herkese keyifli seyirler ve mutlu okumalar dilerim :)
Uzun zamandır film iletisi yazmayı düşünüyorum, özellikle ilgimi çeken filmler ise kitaptan uyarlanarak sinemaya aktarılanlar. Genelde bir kitabı hem okuyup hem de onun filmini izlediğimizde değerlendirme durumumuz daha gerçekçi oluyor çünkü zihnimizdeki sahne ile başka zihinlerin sahnesini kitap düzleminde karşılaştırabiliyoruz.
Bu nedenle kitaptan uyarlanarak sinema filmi haline getirilen eserleri incelemeye karar verdim. Elbette izlediklerim var ama daha izlemem gereken eminim çok fazla film vardır, o nedenle sizler de iletiye kitap uyarlaması filmleri (beğenmedikleriniz dahi olur) yazarsanız film kültürüme katkı sağlamış olursunuz :) keza iletiyi kaydederek de gelecek yorumlardaki filmleri değerlendirebilirsiniz. Ayrıca uyarlama olmayan ama sizlerin kesin izlenmeli dediğiniz filmleri de paylaşabilirsiniz. Sonuçta bu bir film iletisi :)
Ben bu gece izlediğim bir filmi ekleyerek iletiyi paylaşacağım :)
A Londoni Férfi - Georges Simenon'un L'Homme de Londres (Londra'lı Adam) kitabından uyarlanarak çekilen bir Béla Tarr filmidir.
Not: Ben de izledikçe filmleri ve kitaplarını yorumlarda belirteceğim. O nedenle yorum yaptıktan sonra bildirimlerden rahatsız olursanız bildirimleri kapatabilirsiniz.
Herkese keyifli seyirler ve mutlu okumalar dilerim :)