Georges Simenon

Georges Simenon

Yazar
7.4/10
113 Kişi
·
247
Okunma
·
36
Beğeni
·
2621
Gösterim
Adı:
Georges Simenon
Tam adı:
Georges Joseph Christian Simenon
Unvan:
Yazar
Doğum:
Liege, Belçika, 13 Şubat 1903
Ölüm:
Lozan, İsviçre, 4 Eylül 1989
1903 yılında Liège'de doğmuştur. Genç yaşlarda okulu bırakıp gazete muhabirliğine atılmış ve 19 yaşında Paris'e yerleşmiştir. İlk polisiye romanlarını bu dönemde Sim takma adıyla yayımlamıştır. 1945'te Amerika'ya yerleşmiş ve 20 yıl bu ülkede yaşadıktan sonra, önce Fransa'ya sonra da İsviçre'ye geçmiştir. 1989 Eylülünde Lozan'da ölmüştür. Polisiyeler dışında psikolojik romanlar ve denemeler de yazmıştır. Polisiyelerindeki psikolojik derinlik, gerilimi sürekli ayakta tutmakta ve okurun ilgisini sürekli sonuca yönelik olmaktan çıkarmaktadır. Birçok romanı sinema ve televizyona uyarlanmıştır. Bazı yapıtları: Pietr-le-Leton (1931, Letonyal Pietr), La Maison du Canal (1933, Kanaldaki Ev), L'homme Qui Regardait Passer les Trains (1938, Trenlerin Geçişini İzleyen Adam), La Chambre Bleue (1964, Mavi Oda).
Evde on sekiz çocuktuk. Evden ayrıldığım zaman, dünyada beyaz ekmek diye bir şeyin var olduğunu dahi bilmiyordum. Çavdar ekmeği, patates ve yulaf lapası ile büyüdük.
Georges Simenon
Sayfa 85 - Everest Yayınları - 1. Basım
Herkes birbirine hem kuşku hem güven duyuyor. Belki bu, az çok da olsa her birinin diğerini, dolayısıyla herkesin birbirini yargılayacak bir şeyler bulmaya çalışmasından ileri geliyor. Sonuç olarak; ihanet edilmemesinin nedeni, sırası geldiğinde ihanete uğramaktan duyulan korku.
Georges Simenon
Sayfa 62 - Everest Yayınları
Yüz ifadesi, iyi huylu bir adam olduğu hissini veriyordu. Cömert ve müşfik Tanrı’nın dünyasında gülümsemek için yaradılmıştı.
Georges Simenon
Sayfa 83 - Everest Yayınları - 1. Basım
İyileştirmesi gereken, kendinden daha hasta biri varsa, kendi acısını hissetmez hasta olan.
Georges Simenon
Sayfa 117 - Everest Yayınları
265 syf.
·6 günde·Beğendi·9/10
Insanlar kötü doğmaz, kötü olurlar ve her kötü birey iyi insan potansiyeline sahiptir.

Frank; anne ve babasından ayrı büyür, sadece belli zamanlar da annesi tarafından ziyaret edilir. Bir çocuk, sevgi periyotlarına bu kadar erken yaşta alışırsa iki ihtimalli olur. Ya içine kapanık bir birey ya da azılı bir suçlu adayı olup çıkar. Herşeyin bir sebebe bağlandığı dünyamızda bazı şeyleri eleştirirken, eleştirinin asıl odak noktasını kaçırıp direkt hedefe yönlendiririz oklarımızı.
Hedef ordadır ve vurulur ancak hedefi oraya kim koymuştur ? Düşünülmez.

Frank 'a gelecek olursak, sevgisiz büyümüş bir çocuğun kini vardır yüreğinde. Annesi bir genelev işleticisidir ve işgal yılları olduğu için bir çok masum kadını böylelikle ele geçirir. Yiyecek lokma bulamayan insanlar varken, onun evinde bu sıkıntı yoktur.
Frank cinayetler işler ve bence kitabın asıl ilgi çekici hale geldiği bölümlerini barındıran sorgu günlerini anlatan son bölümlerinde kendini sorgulamaya başlar.

Kitap ilk başlarda biraz sıksa ve zorlasa da yüzüncü sayfalardan itibaren hızla akmaya başlar. Üslûbunu çok beğendiğimi belirtmek isterim. Cümlelerin arasında zekası ışıl ışıl belli ediyor kendini. İçe dönük insanların betimlemelerini ustalıkla sergiliyor. Frank' ın iç dünyasının resmini görebiliyorsunuz. Simenon okumaya devam edeceğimi düşünüyorum. Son olarak William Faulkner, onun için :
" Simenon okumayı çok seviyorum, bana Çehov'u hatırlatıyor" diyor.
İyi insanların bol olduğu yarınlara...
26 syf.
Uyumadan önce okuyayım dedim bizim yazarımız sait faik abasıyanık çevirmiş bi güzel bizim öykü yapmış resmen çok basitti öykü ğüzel değildi hayalkırıklığına uğrattı tavsiye etmiyorum.
157 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
Muhteşem bir eser. Araç kullanırken kesinlikle yanınıza almayın..
Tanımadığım bir yazarın eserini okumaya karar verdiğimde genellikle zar atmış gibi bir hisse kapılırım. Bu eserde de okumadan önce bu his oluştu elbette. İlk on sayfasını okuduğumda bu kitapla birlikte araca binilmeyeceğini anlamış oldum. Eseri tamamladığımda ise attığım zarların düşeş geldiğini farkettim. 

Kurgu, zaman, karakter gelişimi hangi açıdan bakarsanız doyum sağlamanıza yetiyor. Eserin okunma sayısı çok düşük, bu sebeple kitap önerisi isteyen arkadaşlarıma daimi bir seçenek sunabileceğim için sevinçliyim. 
157 syf.
·Beğendi·10/10
Fransız edebiyatının en önemli isimlerinden biri olan yazardan son derece güzel bir roman. Felix Allard, hapisten çıkmış ve Annelet adlı bir kadının kitabevinde çalışan, Bib adlı bir kopeği olan bir adamdır. Doktoru ona öleceğini söyler ve intihar etmeye karar verir. Bu arada bir deftere anılarını yazmaya başlar. Böylece anne ve babasının ölümü, Anne Marie adındaki eşi ile tanışması, sonradan kurduğu ortaklık ve katil olmasına sebebiyet veren olayları böylece takip etme imkanı buluyoruz. Resmen o dönem Fransa'sını yaşatan, anlatımı oldukça güzel bir roman. Mutlaka okunması gerekenlerden.
157 syf.
·1 günde·9/10
Küçük köpeğiyle, kümese benzettiği, virane, az sayıdaki birkaç zorunlu eşyasıyla oturduğu gözlerden uzak yuvasında, sıradan, kendi halinde, sessiz ve münzevi bir hayatı sürdürmekte olan karakterimizin, yaşadıklarını rastgele edindiği defterlerine yazmaya başlamasıyla, başta edinilen izlenimin aksine, ne kadar şatafatlı,fırtınalı ve bir o kadar macera dolu bir hayatı hangi sebeplerle geride bırakmak zorunda kaldığını öğreniyoruz.
265 syf.
·3 günde·Beğendi·7/10
Georges Simenon' u ilk okuyuşum oldu.
Kirliydi Kar tam da ismi gibi, biraz kasvetli bir kitap. Elbette 2. dünya savaşında işgal edilmiş bir ülkede geçen bir kitabın neşe saçmasını bekleyemeyiz. Alman işgali altındaki Fransa' da neredeyse duygusuz diyebileceğimiz genç bir çocuğun kimseye minneti olmayan hareketlerinin ardında, o ruhsuzluğunun içinde aslında nasılda başkalarının fikrini önemsediğini, iç dünyasını, zorlu koşullar altında dik durmaya çalışmasına rağmen benliğinin çözülüşünü keyifle okudum.
Yukarıda kurduğum cümleleri okuduktan sonra beklentileri yanlış yöne saptırmamak adına şunu söylemem gerekiyor bu kitapta duygu sömürüsü yok , karakterin acılar içinde, travmalarla geçmiş bir çocukluk sonrası suça yönelimi irdelenmiyor ya da ne bileyim işlediği suçlardan yaptığı kötülüklerden pişman oluşu, Almanların nasıl da kötü oldukları vs vs yok.
Yıllardır kısmen edebiyat ama özellikle ''Hollywood'' yapımı filmler sebebiyle ikinci dünya savaşı ve nazi katliamı konusundan, özellikle bu konunun işleniş şekli sebebiyle bıkkınlık geldi bana. Bu sebeple daha sakin tarzda yazılmış, yaldır yaldır duygu sömürüsü yapılmamış eserleri okumak bana daha fazla keyif veriyor. Siz de böyle düşünüyorsanız kitaptan keyif alacağınızı düşünüyorum.
165 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
Georges Simenon'dan okuduğum ilk kitap.. Tavsiye üzerine almıştım. Üslubu akıcı, kurgu ise sürükleyici..
Karakterlerini sağlam bir şekilde ve okuyucuya bıraktığı boşluklarla oluşturmuş. Okuyucuyu kitabın içine çeken bir anlatımla karşı karşıya kaldım. Diğer kitaplarından da okuyacağım.
265 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10
#kitapyorum
#kirliydikar

Yazar ile ilk defa tanıştım ve iyi ki tanışmışım dedim. Harika bir kitap ortaya çıkarmış. Kitap da işgal altında olan Fransa'da annesinin genelevin de yaşayan frakn'in hayatına tanıklık edeceksiniz. Kahramanımız boş anti kahraman, küstah bir haydut. Kirliydi kar kitabı varoluşçuluğun kurgusal temsili gibi. Bakıldığı zaman kitap aslında suç faaliyetlerini içeren bir kitap gibi gözüküyor fakat geleneksel anlamda bir suç kitabı değil. Aksine bir karakter araştırması. Frank'ı genç adam haline getirmek için bir araya getiren kuvvetlerin kesin olarak bilincinde değiliz. Savaş mıydı Başka kadınları istismar eden bir kadının vatansız oğlu olarak büyümüş olması gerçeği mi? İlişkilendirdiği diğer hayatı mı yada yoksa tüm yaşadıklarının kombinasyonu muydu? Sonuç olarak tavsiye edeceğim çok güzel bir kitap

Yazarın biyografisi

Adı:
Georges Simenon
Tam adı:
Georges Joseph Christian Simenon
Unvan:
Yazar
Doğum:
Liege, Belçika, 13 Şubat 1903
Ölüm:
Lozan, İsviçre, 4 Eylül 1989
1903 yılında Liège'de doğmuştur. Genç yaşlarda okulu bırakıp gazete muhabirliğine atılmış ve 19 yaşında Paris'e yerleşmiştir. İlk polisiye romanlarını bu dönemde Sim takma adıyla yayımlamıştır. 1945'te Amerika'ya yerleşmiş ve 20 yıl bu ülkede yaşadıktan sonra, önce Fransa'ya sonra da İsviçre'ye geçmiştir. 1989 Eylülünde Lozan'da ölmüştür. Polisiyeler dışında psikolojik romanlar ve denemeler de yazmıştır. Polisiyelerindeki psikolojik derinlik, gerilimi sürekli ayakta tutmakta ve okurun ilgisini sürekli sonuca yönelik olmaktan çıkarmaktadır. Birçok romanı sinema ve televizyona uyarlanmıştır. Bazı yapıtları: Pietr-le-Leton (1931, Letonyal Pietr), La Maison du Canal (1933, Kanaldaki Ev), L'homme Qui Regardait Passer les Trains (1938, Trenlerin Geçişini İzleyen Adam), La Chambre Bleue (1964, Mavi Oda).

Yazar istatistikleri

  • 36 okur beğendi.
  • 247 okur okudu.
  • 6 okur okuyor.
  • 219 okur okuyacak.
  • 4 okur yarım bıraktı.