"Bana hep insanın akli bir varlık olduğu öğretildi ama bundan da hep kuşku duydum. Çünkü aşk var hayatta. Özveri var, feragat var, acı çekmek var. Kısacası nedensizlik var ve bunların da en iyi ifadesi akıl dışılıktır."
Anladım ki bir şey düzelme imkanını kaybettiği için bozuluyor. Bozulan şeyler ileride düzelmelerini sağlayacak özelliklerini korumuş olsalardı zaten hiç bozulmayacaklardı.
Düzelme olmayacaksa "battı balık yan gider!" mi diyelim. Hayır, tam tersine. Ben kırılanı tamire, eğrileni doğrultmaya, bozulmuşu düzeltmeye gayret sarf etmektense, yepyeni bir Türkiye kurma hazırlığını teklif ediyorum.
Yeni bir Türkiye'yi göze almak bizi tamirat ve restorasyon uğruna boşu boşuna çaba sarf etme aymazlığından kurtaracaktır. İçinde yaşadığımız toplum sakatlanmışsa, işte bu aymazlıkla sakatlanmıştır.
Aynı şehirde iki insan yaşıyordu. Birbirleri için yaratılmış iki insan. Ve mustariptiler ve yalnızdılar ve bekliyorlardı. Romeo ile Jülyet'i daha muhteşem, daha bütün, daha pırıl pırıl yaşayabilirlerdi. Aynı şehirde iki insan yaşıyordu. Yan yana idiler. Yan yana ve birbirlerinden habersiz. Kader kahkahalarla gülüyordu. Kahkahalarını mutlaka duymuşsundur. Ama kulaklarım sağırdılar. Bakışlarım belki de saçlarında, yanaklarında ürkek bir kelebek gibi dolaşmıştır. Ürkek ve aptal bir kelebek gibi. Görmeden.