Kitaplar benim hoşuma gidiyor ok?
Lise ortamını öyle düşünüyorum ehehe~BEKLE BEN 11.SINIF OLCAM NE YAPICAM BİLEMİYORUM YAAA😫🥹🥹🥹
Yaydan çıkan bir ok, fırlatıldığı andan itibaren artık okçunun değil; rüzgarın, yerçekiminin ve doğa kanunlarının egemenliğindedir. Hayatı zorlamak, artık senin kontrol alanından çıkmış bir okun gidişatına müdahale etmeye çalışmak kadar mantık dışıdır. Bir sonucu ne kadar takıntılı istersen, o sonuçla arana o kadar büyük mesafe koyarsın; çünkü aşırı ısrar derin bir güvensizlik ve korku sinyali yaratır. Avucundaki kumu sıkmaya başladığın an taneler dökülür; hayat da böyledir, zorladığında o durumun doğal yaşam alanını boğarsın.
Felsefe
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Haziran 2023'te arkeologlar Almanya'nın Nördlingen kentinde muhteşem bir keşif yaptı: olağanüstü iyi korunmuş, yaklaşık 3,400 yıl gömülmüş bir Bronz Çağı kılıç. Zarif bir sekizgen sapa sahip bu nadir silah, bir erkek, kadın ve çocuk kalıntılarının yanı sıra diğer bronz nesneler ve ok başlarının bulunduğu bir mezarda açıldı. Bu keşfi gerçekten olağanüstü kılan şey koruma durumudur: Yer altında üç bin yıldan fazla bir süre sonra, bıçağın büyük kısımları keskin kalıyor ve hala metalik bir parıltıyla parlıyor. Bilimsel analiz, Orta Avrupa'daki Bronz Çağı kuyumcularının dikkat çekici işçiliğini sergileyen ileri eritme teknikleri ve karmaşık dekoratif detayları ortaya çıkardı. Bu muhteşem kılıç sadece tarih öncesi işçiliğin şaheseri değil, aynı zamanda Bronz Çağı ailesinin hayatına, sosyal statüsüne ve cenaze uygulamalarına nadir bir bakış sunuyor.
Osmanlı ordusunda Azap askerleri Osmanlı devletinde çoğunlukla garnizon askeri olarak görev yapan askeri birimdir. Henüz evlenmemiş genç erkekler azab yazılabilirlerdi. Sözcüğün anlamı "bekar erkek"tir ve gönüllülerden oluşan yaya birliğidir. Savaşta ordunun en önünde yer alırdı. Azablar Osmanlı Ordusunun Anadolu'daki yaya askerlerinin çoğunluğunu oluştururlardı ve yerleşim birimlerinin güvenliğinin sağlanması, kalelerin savunulması gibi görevleri yerine getirirlerdi. Azablar yükseliş döneminde Osmanlı seferlerinin değişmez bir parçasıydı. Meydan savaşlarındaki görevleri ordu merkezinin ön tarafında, yeniçerilerin ilerisinde durmaktı. Hafif donanımlı olan azab askerleri düşman ordusunda Osmanlı merkezinin zayıf olduğu kanısını uyandırır ve bu durum padişahın tuğunun da bulunduğu merkeze doğru bir saldırı başlatılmasına yol açabilirdi. Beklenen bu saldırı gerçekleşirse, azablar düşman birliklerine ok atarak ilerleyiş sırasında kayıp vermelerini ve özellikle düşman süvarisinin saf düzeninin bozulmasını sağlamaya çalışırlardı. Düşmanla yakın temasa giren azab birliği geri çekilerek ya da kaçarak gerisindeki yeniçeriler ve topçu birliklerinin ateş açmaları için alan yaratmaya çalışırdı. Bu arada Osmanlı ordusunun kanatlarını oluşturan tımarlı sipahiler için merkeze yüklenen düşman ordusunu kanatlardan vurma fırsatı doğabilirdi. Azapları takip ederken safları daha da bozulan düşman ordusu, tahkim edilmiş yeniçeri siperlerine ve onların arkasındaki daha ağır donanımlı, daha iyi eğitilmiş profesyonel askerlere çarpardı. Tımarlı sipahiler tarafından kaçış yolları kapatılarak bozguna uğratılırlardı. Hilâl taktiği olarak adlandırılan bu stratejinin en önemli rolünü oynarlardı. Azab askerlerinin temel donanımı ok, yay, eğri kılıç ve savunma için bir kalkandan oluşurdu.
Hangi umut çiçeğidir bilmem, ellerin Uzanır da gönlüme Rüveyda Derinden bir ok saplanır bağrıma Beynimi çağıran bir sese doğru Alaca bir at koşar içimde Zamansız, mekansız, nefese doğru Nurullah Genç
Sinsi bir ok, öldürmeyen.