Üç İstanbul Mithat Cemal Kuntay’ın tek romanı. İstanbul’un üç farklı dönemini ele alıyor: İstibdat İstanbul’u, Meşrutiyet İstanbul’u ve Mütareke İstanbul’u.
Mithat Cemal bu eserinde bambaşka şartların hüküm sürdüğü dönemlerde değişmeyen adam olmaya gayretli şahısların girdiği hâlleri konu ediniyor. Üç farklı İstanbul’da silinmemek üzere çırpınanların ağır eleştirisini başarıyla yaptığı kanaatindeyim. Dönemin önde gelen simalarının dönemin gerektirdiği kaygıları taşımadığına, şahsî menfaatlerin ve tatminlerin hep ön planda tutulduğuna sıkça değinmesini atlamamak gerek. Dönemler arasında keskin geçişler yerine hafif değişimler göze çarpıyor. Tarihî bir roman olarak nitelendirilmesine karşın boğucu bir tarih anlatımından uzak, dönemin ve karakterlerin yapısı gereğince tarihe dokunuyor. 576 sayfa boyunca mütemadiyen bütünüyle muazzam cümlelere rastlamaktasınız. Bir şahsın, bir duygunun, bir olayın, bir tahlilin kalifiye kelimelerle anlatılması okumayı pek keyiflendiriyor.
Üç İstanbul eleştiri niyetiyle baştan aşağıya aşırılığın, uç noktalardaki örneklerin yer bulduğu bir roman. Günlük hayatta tanıklık edilmesi pek mümkün görünmeyen uçurumlara denk geliyoruz. Romanın korkunç kalabalık bir kadrosu var. Bu korkunç kalabalığın neredeyse tamamının korkunç karakterleri var. Esasen romanın yazılma amacına hizmet eden bu keyfiyet bir yandan yazarın aşırıya kaçmış olma ihtimalini akla getiriyor. Aynı vakitte eserde acayip dinamik bir olay örgüsü var. Eminim ki Mithat Cemal dahi olan bitenlerin birçoğuna hakim değildir.
Ben Üç İstanbul’u okurken yeterince keyif aldım. Mithat Cemal’in kullandığı üslubun eserin kusurlarını kapatacak yahut görmezden gelmeye değecek derecede kudretli olduğuna inanıyorum. Uzun bir roman ve yer yer ağır tasvirleri, eski kelimeleriyle kimi okuru