Her sabah, talime çıkmadan önce tabur imamları bize vaaz ve nasihatlerde bulunuyorlardı. Bu hocalar eski hocalara benzemiyorlardı. otuz beş yaşlarında, tıraşlı, üniformalı, üniformalarının yakalarında ay-yıldız bulunan, ateşe girip çıkmış, ateşli din adamlarıydı. Bize, bizim gibi asırlardır ezilmiş insanlara böyle hocalar lazımdı. Birkaç ay sonra, Ukrayna ovalarında Şehit düşmüş gençlerimizin taşsız mezarlarının ayak uçlarında diz çökerek, kafaları üstünde vızıldayan kurşunlara, patlayan şarapnellere aldırmadan, Yasin okurken, bunu bize iyiden iyiye ispat ettiler.
- Üniformalarınızın kol yenlerine bakınız! diyorlardı.
Üniformalarımızın kol yenlerine üç beyaz Semerkand camisi, çevresine de "Allah bizimledir" cümlesi işlenmişti.
- O camilerinizi, Allah'a söven Rus gavurundan kurtarmayacak mısınız?
Biz hep bir ağızdan cevap veriyorduk:
- Kurtaracağız!..