Oktay Şen

Oktay Şen
Diş hekimliği
Samsun
111 okur puanı
Ekim 2016 tarihinde katıldı
“Komşumuz ihtiyar bir Türk olan Hüseyin Ağa çok yoksuldu, hanımı, çocukları da yoktu. Akşam eve geldi mi, avluda diğer ihtiyarlarla oturur, çorap örerdi. Ermiş bir adamdı Hüseyin Ağa. Bir gün beni dizlerine aldı; hayır duası eder gibi elini başıma koydu; ‘Aleksi’ dedi: …Bak sana bir şey söyleyeceğim, küçük olduğun için anlamayacaksın, büyüyünce anlarsın. Dinle oğlum, Tanrı’yı yedi kat gökler ve yedi kat yerler almaz; ama insanın kalbi alır, onun için aklını başına topla Aleksi, hiçbir zaman insan yüreğini yaralama.”
Can Yayınları·Kitabı okudu
Reklam
Başımın bahtı, günlümün tahtı Göz açıp gördüğüm Gönül verip sevdiğim
Tarih
8/10
·426 syf.··
Beğendi
·
2017 33. kitabı
Bir karikatürdeydi galiba, eleman çakır keyif halde yanında kendinden arta kalır yanı olmayan arkadaşına şöyle diyordu; " Abi mal bu Amerikalılar ya. Mehtaba çıkmak için o kadar paraya, masrafa ne gerek var. Bak biz iki tek atıp her akşam çıkıyoruz mehtaba." gülüşürler. Ve bir ağızdan başlarlar meşhur şarkıyı dillendirmeye;" Biz her gece Heybeli'de Mehtaba çıkardık." Kitabın kapağında -tahminimce aya çıkmış-, atlı bir astronot, bir ilköğretim Türkçe kitabı ve galiba Orhun yazıtlarından bir parça mevcuttu. Bu resim dahi çok şey anlatma gayretindeydi. Zengin, çok eski ve güçlü bir geçmişe sahip olan Türkler kendilerinin olan araçları hiçe sayarak, kültürlerinden utanarak, tamamen batı hayranlığıyla, Atatürk'ten sonra yükselme hedeflerini unutmuş, zar zor ayakta durma derdindeydi. Kendi öz benliğinden, bir sömürge anlayışın içine itilmiş ve çırpınma gayreti bile göstermeden kurtuluşu, çağın teknolojik ve ekonomik gücünü elinde barındıran dünün - ve hatta bugünün - sömürge efendilerinin yaptıklarını yaparak, onların dilini konuşup, onlar gibi yaşayarak sürekli kendini ve geçmişini kötüleyip bunu bir kompleks(Alınganlık) durumuna getirerek, aramak gayretindedir. Oktay Hoca geç tanıştığımız (Ki hala gerektiğince tanınmamıştır.) ömrü büyük başarılarla geçmiş, genç yaşta akademik olarak imkansızları yıkmış, Anştayn gibi büyük bilim insanlarıyla adı anılır hale gelmiş, yurt dışındaki bunca başarısına rağmen doğduğu toprakları unutmamış, oraların kurtuluşu, gelişmesi ve yükselmesi adına kafa yormuş, yol göstermeye çalışmış, bir memleket sevdalısı. Bye-Bye Türkçe kitabı, Türkiye'nin hali hazırdaki durumunu eleştiren bir rüya bölümüyle açılır ve Türk dilinin önemi üzerine tarihsel, siyasal, coğrafi yargılara dayanarak uyarılarda bulunur. Yabancı dillerin istilasına savaş
Bye Bye TürkçeOktay Sinanoğlu · Bilim & Gönül Yayınevi · 20195,7bin okunma
10/10
·1200 syf.··
Beğendi
·
2017 109. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 13 Eylül 2017 22:40
İkinci Dünya Savaşını, özellikle de Stalingrad muharebelerini yakından izleyip, devamında Sovyet ordusunun Berlin'e olan yolculuğunda da hep savaşı, en yakından takip eden bir gazeteci olan Vasili Grossman'ın baş eseri. Dünya tarihinde belkide mahkumiyetine karar verilen tek eser olma özelliğini taşıyan muhteşem bir kitap. Kitabın yazımı tamamlandıktan sonra,1960 yılında basılmak istense de, KGB tarafından aslı ve diğer kopyaları imha edilmiş. Fakat yazarın,sadece kendisinin bildiği iki arkadaşına birbirinden habersiz olarak saklamak için verdiği iki adet kopya ancak 1980 yılında yurt dışına çıkarılabilmiş ve ilk olarak İsviçre de basılması sağlanmıştır. Yani bu muhteşem kitap yazıldıktan ancak 20 yıl sonra, başka bir deyişle de, yazarının 1964 yılında sefalet ve baskı altında ölümünden tam 16 yıl sonra okuyucuya ulaşabilmiştir. Kitabın konusu,yazarın gazeteci kimliğiyle yaşadığı,takip ettiği, başta Stalingrad muharebeleri olmak üzere, o dönemde yaşanan tüm olayların bir ailenin fertleri ve etrafındaki insanlar baz alınarak kurgulanıp anlatılmasıdır. Ağırlıklı olarak Stalingrad'daki Rus cephesi ve Rusya'nın savaştan uzakta bulunan kısımlarındaki acımasız yaşam koşulları ön plana çıkarılmakla beraber Stalingrad'daki Alman cephesinde,Almanya toplama kamplarında,yine Almanya'daki tutsak kamplarında, Stalin döneminin Rus hapishanelerinde,Sibirya kamplarında yaşanan olaylar da Sapoşnikov ailesi ve etrafındakilerle özdeşleştirilerek bir roman havasında okuyucuya sunulmaktadır. Yazar gerçek hayatında, annesini, eşinin istememesi sonucunda Ukrayna'dan Moskova'ya getirememiş. İşgale uğrayan Ukrayna topraklarında kalan annesi Almanlar tarafından katledilmiştir. Grossman ömrünün sonuna kadar bu sebeple büyük acı çekmiş, bu durumu kitabının bir çok sayfasına yansıtarak
Yaşam ve YazgıVasili Grossman · Can Yayınları · 201522 okunma
Boş gurur, kendini beğenmişlik kusurların en acımasızıdır, çünkü insanı mutluluktan utandırır !
Sayfa 158 - İmge Kitabevi - Temmuz - 2016·Kitabı okudu