Tuncer TAMTÜRK profil resmi
Yunus'un eğri odunu.
Lisans
Adana
Erkek
154 okur puanı
07 Nis 2017 tarihinde katıldı.
  • 2142 syf.
    ·312 günde·Beğendi·9/10
  • Rüzgardır eser,
    Kana susamış bir akbaba gibi
    Çatıdır;
    Başımıza geçer.
    Yağmur rahmetiyle,
    Öyle doyurur ki bizi
    Sel olur, akarız
    İhmal nehirlerinde.
    Yanarızda çıra misali;
    Ne çığlımız duyulur,
    Ne ateşimiz aydınlatır,
    Veballerdeki cehaleti.
    Cereyan gider,
    Karanlık bir sohbete düşeriz,
    Mumun tenezzülünde.
    Şişeli, bidonlu dostlar ediniriz
    Sularımız tükendiğinde.
    Kaldırımsız şehirlerin,
    Cambazı,
    Üstü açık kuyuların
    Talihlisiyiz.
    İcab ederse - Fıtraten yani -;
    "Güzelde ölürüz",
    Alınteri madenlerinde.
    Şehitler ölmezde
    Acıyla kalanlar
    Yaşar mı?
    Bir küpür de, iki satırlık;
    Sayı bol olursa,
    Bültene de çıkarız,
    Ünlü de ölürüz yani,
    Ünsüz ömrümüzde.

    -ketum
  • Varım – ama neyim, kimse bilmez, ne de ipinde.
    Kayıp bir anı gibi unutmuş dostlar beni;
    Tüketirim kendimi kendi dertlerimde,
    Kabarır, havalanırlar yokluk içinde,
    Coşkun ve ezik, âşık gölgeler gibi;
    Oysa varım ve yaşarım, savrulmuş hallaç bulutları gibi,

    Ezilmişliğin, gürültünün boşluğu içinde,
    Uyanık düşlerin diri denizi içinde,
    Ne yaşamın, ne mutluluğun kavram olduğu
    Hayat gemimin muazzam kazası içinde;
    Ve en canlarım bile – yani en yakınlarım – bir garip,
    Hatta diğerlerinden bile daha acayip.

    Bir manzara düşlerim, adam ayağı başmamış,
    Kadın yüzü gülmemiş, ağlamamış.
    Yaşayayım orada Yaradanımla, Tanrımla
    Ve uyuyayım çocukluğumun tatlı uykusuyla,
    Rahatsız etmeden, edilmeden uzandığım yerde,
    Altımda yeşil çimen – üzerimde gök kubbe.

    John Clare
    (1793 – 1864)

    Çeviri: Sinan Fişek
  • Sonra benim annem,
    Öğrendimki gömleğiyle ölmüş Orhan veli
    O gün bugün yağmurlara asılan her ceket
    Garibanlığın bayrağı,
    Ve kahra doymuyor memleket,
    Şiir gibi yaşayanlar,
    Gitti gideli.
  • "Ben İzmirliyim, benim çocukluğumda bir Çakırcalı Memed Efe vardı, bin kişiden fazla adam öldürmüştü. Onda da böyle bir yüzük, böyle bir gömlek olduğu söyleniyordu. Çünkü o bin kişiyi öldüren Çakırcalı zenginleri soyuyor, fıkara obalara, köylere para dağıtıyordu tıpkı Köroğlu gibi. Sonunda Çakırcalıyı vurdular, ölüsünü de kasabanın çarşısında bir ağaca ayaklarından çırılçıplak astılar. Sonra, ona kurşun geçmeyeceğine inanmış halk, onun ölüsünü aldı, ovaya, dört yol ağzındaki bir çınarın altına gömdü. Altı ay geçmeden Çakırcalınm mezarı evliya mezarı ilan edildi. Bütün köylüler gece onun mezarına, dağlardan bir top ışığın süzülerek indiğini, gelip Çakırcalı nın başucuna oturduğunu gördüler. Bundan sonra da Çakırcalı nın mezar toprağı bütün dertlere deva oldu. Ve o dört yol ağzından geçen köylüler, onun mezarına bir kilometre yaklaştıklarında bağırıyorlardı, destur Çakırcalı Efe, destur, yaban değiliz, yol ver de geçelim. Ben o yoldan babamla ne zaman geçmişsem, babam atının başını çekiyor, gece olsun, gündüz olsun, var sesiyle bağırıyordu, destuuuuuuuuur!" "Ben de duydum bunu," dedi Kaymakam, "o yörelerde kaymakamlık ederken." "İnce Memedi de böyle yapacaklar," dedi Savcı, kaim pos bıyıklarıyla gülerek. "Bu cahil halkla başa çıkılmaz." "Başa çıkılmaz," dedi Yargıç.
  • İskenderül Zülkarneynin bir atı vardı. O at, İnce Memedin atı, Köroğlunun Kıratı, Alinin Düldülü ve de öteki ölümsüz atlar gibi onun alnına yazılmıştı. O, daha on altı yaşındayken o at gelmiş babasının sarayının önünde durmuş, o atı yakalamak istemişler, kimseye yakalanmadığı gibi, oradan da ayrılmamış, ta ki İskender gelene kadar. İskender gelince kuzu kuzu gitmiş onun elini yalamış. Çift boynuzlu İskender de, bu atın kendisine gaipten gönderildiğini anlamış. Hazreti Ali nasıl Düldülün üstünden kılıcını sallayıp, Anavarza kayalıklarını ikiye bölmüş, Ali kesiğini açmışsa...
    İskender bir de bakmış, kendisi nasıl çift boynuzluysa, at da çift kafalı... Atın adını çift kafa koymuş. Dört gözlü, dört kulaklı, iki ağızlı, dört burunlu. Bukefalosun üstüne binmiş, kılıcını sallamış, onun kılıcı da Hazreti Alinin kılıcı gibi... Babasına gitmiş İskenderül Zülkarneyn, yani çift boynuzlu, babası, oğlunun altındaki çift kafa atı görünce, bu nedir biliyor musun oğul, o da bilmiyorum baba, demiş, bu at senin alnına yazılmış ki, bunun da manası şu ki, sen bu dünyayı zapt edeceksin, günün doğduğu yerden, battığı yere kadar, bir dünya daha olsaymış, onu da gene sen zapt ederdin, demektir, bunun, bu atın sana gönderilmesinin manası... İskenderdir çok sevinmiş. Ben bu çifte kafalı atı geçen yıl Akçasazın kıyısında gördüm de yakalayamadım. Atın donu demirkırdı, gözleri de dört yalp yalp yanan yıldızdı. Onu yakalasam da Alaman müzesine bir satsam, bana dünyanın parasını verirlerdi. İskenderül Zülkarneynin atı ne demek, onun nalları yakuttan, yeleleri sırmadan, eyeri de yeşil yeşim, inci, pırlanta döşeli... Ne yazık ki, ben ata yaklaştım, yaklaştım, yaklaştım, elimi değdirdim, yaaaa, ben şanlı Bukefalosa elimi değdirdim, ben elimi ona değdirince o da bir mor bulut oluverdi ve hem de göğe çekildi. O göğe çekilen bulutun içinde ışıklar patladı, yıldızlar kaynadı. Az sonra da yıldız yakuta kesip kıpkızıl, göğün ucuna yapıştı kaldı, sabaha kadar da bütün geceyi yakut kızılına boyadı koca Akdenizi bile... İşte İnce Memedin atı da böyle bir attır. Böyle bir at için bin beş yüz lira da para mı? O atı, geçen yıl Akçasazın kıyısında gördüğümde, önce aldırmadım, öyle, bayağı, beygir gibi bir attı, ama azıcık sonra anladım ki bu atta bir tuhaflık var, dikkatlice bakınca bu atın çift kafalı olduğunu gördüm ve dahi ona koştum. Demirkır donlu at, bir zayıf, bir kurada attı ki, tıpkı aşağıdaki İnce Memedin atı gibi... Ve de uçtu gitti. Size halisane, hulusu kalple tavsiyede bulunabilirim ki, bu at da bu gece Bukefalos gibi uçar hemen bu atı benden ala, derakap, şimdi kurşuna dizesi Yoksa çok geç kalmış olabilirsiniz. Ben o anda akıl etseydim de ata atlasaydım, at gene göğe ağardı ya, ama ben de üstünde, yelesine yapışmışını, yıldızların arasında... Sonra orada, yıldızların arasında dolaş dolaş ne olacak, acıkıp yere inecekti... Ali kılmanı çekti, Düldülü doldurdu, salladı, Anavarza kayalığını tepeden tabana ikiye ayırdı." Ve çift boynuzlu İskender, çift başlı Bukefalosun üstündeydi. Geldi Toros dağlarının, ulu kayalıkların önünde durdu. Bu dağı aşmanın, bu kayalıkları geçmenin mümkünü çaresi yoktu. Kumandanları, askerleri dağı aşmanın yollarını çok aradılar, günlerce düşündüler, bu başı göklere ulaşmış keskin, mor, çakmaktaşı kayalıkları aşmanın bir yolunu bulamadılar. Çift boynuza geldiler, eeeey İskender, dediler, bu dağı aşmanın bir mümkünü çaresi yok, geriye dönelim. İskenderdir, kızdı köpürdü, dönmek de ne söz, dedi, eğildi çift kafa Bukefalosun dört kulağının dördüne de bir şeyler söyledi, dört gözünün dördünden de öptü, ardından da kılıcını çekti, elindeki kılıç şimşek gibi yedi kez çaktı. Bukefalosu doldurdu, at, dağa yıldırım gibi sündü, kılıç dağın sırtında yedi kez şimşek gibi çaktı, dağ güm güm öttü ve ikiye ayrıldı. Gülek Boğazını İskender işte böylece atının gücüyle açtı. İskenderül Zülkarneyn Gülek Boğazını açtığını bildiren yazıyı kılıcının ucuyla kayalara kazıdı. Bu yazı daha Gülek Boğazının en dar yerinde durur ve de Bukefalos o gün bugündür, her bahar aylarında, kayalar çiçeklenirken Gülek Boğazına gelir, yüzünü yazıya sürer, ardından da kişner, kişnemesi bütün Toros kayalıklarında koyaktan koyağa geçerek yankılanır.
  • Faydası anca kendine,
    Memleketi düzmekten düzeltmeye vakit bulamamış,
    Posterine bakınca vaybe diyen,
    Gençliğe hitabeyi zoraki duvarlarda görmüş,
    Nutuk' u okumamış adını bilse kafi,
    Namussuzlar kadar cesur olamamış ülkesinde,
    Korkudan bir evladına Mustafa Kemal adını verememiş,
    İçtiği rakıdan, sevdiği kadından magazin devşiren,
    Fikrini, azmini, hüznünü ve herşeye rağmen,
    Hatta bazen kurtardığı milletine rağmen,
    Büyük Zaferinin manası idrak edemeyen,
    Yurdu için en büyük felsefesi,
    "Nolacak Bu memleketin hali olan",
    Herkes birşey yazıp kutlamış
    Bende katılayımda arada sırıtmayım hesabına,
    Ata'lı, bayraklı paylaşım yapan
    Küçük hesapların "insanı"
    Gönül rahatlıyla kutla,
    Gölgesinde göbeğini kaşıyıp,
    okeyde yancılık yaptığın bu Cumhuriyet;
    Hâlâ ayakda duran Yiğit fikirlerin,
    İmanlı yüreklerin,
    Vatan diyen genç bileklerin,
    Vefayla, sabırla, gayretle, duayla
    Her acıya inatla duran direklerin,
    Hatırına senin gibilere dahi çatı olmakta.
    Umulur ki Bir bayram,
    Daha da kaybetmeden kazanımları,
    İdrak edebilesin seyr-i sefan için,
    Rahmete koşanları.
  • İçimde bir sevgi mezarlığı, ellerim semaya, dilim amin'e durmuş. Göz ucuyla topraktan yeşeren fidana bakıyorum. böyle cılız, körpe. Ama bir kelebek dolanıyor etrafında konsa, sanırsın kıyamet kopacak. İhtimalini düşünüyorum, gönlüm yangın yeri, gönlüm çağlayan bir sel. Dahada karıyorum kendimi, karmakarışık bırakıyorum öyle. nasip diyor nasibin sahibi, kader diyorum susuyorum.

    -2013 ün 2 eylülü. (Eylül benim kıyıya vurduğum mevsimdir.)
  • Gönül ikramındayız kardeşim, oruçsan ilişme bize. Muhabbetimizden tatmadan, acı eyleme bizi.

    /

    yokluktayım keke, varlık sahasında yok oluyorum....
    aşkı kaldıramıyorum, baş kaldıramıyorum, meşke düştüm şarhoşum, ayılamıyorum...
    Aşk'a düşmedim aşktan düştüm, cisman-i aşktan değil derd-i aşktan yaralıyım...

    -ketum (ümit ormanımıza, kibrit çakılan zamanlar. Ah gençlik)
  • İçi boş anmalardır bundan sonra.
    Biraz pişmanlık kırıntısı, dilimlenmiş bir ümit, ekşimiş yarım bardak teselli.
    Yüreğinin açlığını bastırmaya çalışırsın. Ne gam iftara daha çok vardır. Ve soluduğun gurur doyurmaz adamı. Bundan sonra içi boşanma lardır, dışı kimi ilgilendirir.

    /ketum - 13092011
Yunus'un eğri odunu.
Lisans
Adana
Erkek
154 okur puanı
07 Nis 2017 tarihinde katıldı.

Şu anda okudukları 2 kitap

  • Tanrı'nın Doğum Günü
  • Ulusların Düşüşü

Okuduğu kitaplar 49 kitap

  • İnce Memed
  • İlber Ortaylı Seyahatnamesi
  • Metastaz
  • Tüfek, Mikrop ve Çelik
  • Başkaldıran İnsan
  • Hayvan Çiftliği
  • Saklı Seçilmişler
  • Kahramanın Sonsuz Yolculuğu
  • Esir Şehrin İnsanları
  • Bir Kayıp Denizci

Okuyacağı kitaplar 15 kitap

  • Kendi Ülkesinde Kuşatılan ve Bölünen Ordu - Türk Silahlı Kuvvetleri
  • Hay bin Yakzan
  • Gallemit
  • Filmlerle Sosyoloji
  • Uçurtma Avcısı
  • Türkler, Türkiye ve İslam
  • Siyasetname
  • Sömürgecilikten Küreselleşmeye
  • 1984
  • Türklerin Tarihi

Kütüphanesindekiler 49 kitap

  • İnce Memed
  • İlber Ortaylı Seyahatnamesi
  • Saklı Seçilmişler
  • Metastaz
  • Tüfek, Mikrop ve Çelik
  • Başkaldıran İnsan
  • Hayvan Çiftliği
  • Ermiş
  • Kahramanın Sonsuz Yolculuğu
  • Esir Şehrin İnsanları

Beğendiği kitaplar 53 kitap

  • İnce Memed
  • İlber Ortaylı Seyahatnamesi
  • Saklı Seçilmişler
  • Metastaz
  • Tüfek, Mikrop ve Çelik
  • Başkaldıran İnsan
  • Hayvan Çiftliği
  • Ermiş
  • Kahramanın Sonsuz Yolculuğu
  • Esir Şehrin İnsanları
Okur takip önerileri
Daha fazla