Farabi ve İbn Sina'ya göre, insanlar filozoflar, seçkinler ve avam olmak üzere üçe ayrılırlar. İbn Sina, bunlar arasındaki en yüksek bilgi algılayışına sahip olan filozofların tanıtlamayla, orta derecedeki bilgi algılayışına sahip olan seçkinlerin diyalektikle ve zayıf bilgi kavrayışı olan avamın da retorikle tatmin edilebileceğini savlar. Zira İbn Sina'ya göre avam kesin bilgiyi kavrayamadığından tanıtlamaya ayak uyduramaz (Coşkun, 2014, s. 218-220). Dahası avam, gerçeğe ve doğruya uygun bilgi veren tanıtlamayı ve retoriğe oranla, tanıtlamaya duha yakın olan diyalektiği kavrayamamakla kalmaz, onları birer safsata olarak algılar. Avam, tanıtlamayı ya da diyalektiği, doğru olana değil de, güce dayanarak iş görenle aynı kefeye koyar (Coşkun, 2014, s. 222).
İbn Sina, El-Hatabe adlı çalışmasında bir önemli tespit daha yapar ve avamın algılamasının zayıf olmasından ötürü bir konuyu zor anladığını ancak, avamın onayının kolay olduğunu yazar. Bununla birlikte seçkinlerin bir konuyu kolay anladıklarını ancak zor onayladıklarını bildirir (Coşkun, 2014, 5. 224-225). Bu yüzden İbn Sina, düşünceye dayanan arı akılla yani tanıtlama veya diyalektikle kavrayamayacak durumdaki
“yönetilen” kişiye retorikle ulaşılabileceğini belirtir (Coşkun, 2014, s.225-226).