“Gerçek Halk”
Popülizm, eylemlerini meşrulaştırmak için referans verdiği kalabalık kitleye, “gerçek halk” adını verir. Bunun nedeni, popülizmin hiçbir zaman hiçbir halkın tamamını kapsamayı başaramıyor olmasıdır. Zira hiçbir halk aynı anda tamamıyla aynı şeyleri isteyecek ve dışlayacak kadar homojen değildir. Oysa halk adına hareket ettiğini iddia eden popülizmin, halk adına hareket ettiğini savunabilmesi için, halkın homojen bir yapıda bulunması gerekir. Popülizm bunu, halkın bir kısmının yozlaşmış, öz değerlere uzaklaşmış olduğunu savunup, buna karşılık diğer kısımda, özünü koruyan bir “gerçek halk” var olduğu iddiasıyla aşmaya çalışır.
Gerçek erdem de, bu basit ve sıradan halka aittir ve onun genlerinde yaşar (Wiles, 1970).
Bu iddia popülizme iki olanak tanır: Birincisi toplumda var olmayan homojenliğin inşası için bir gerekçe elde edilmiş olur, ikincisi “gerçek halk”ın tanımlanmasıyla birlikte, artık popülist siyasete onay vermeyen diğer kısım halkın yozlaşmış olduğu ilan edilerek, itirazlarının bir hükmünün kalmadığı savlanır. Böylece popülizmde hakikat önemsizleşir ve halkın bütününün ne istediğiyle bir ilgisi bulunmayan her türlü siyasi girişim, “gerçek halk”ın iradesi olarak kutsanır.
Bir siyasal aktör ya da hareketin popülist olması için, halkın bir bölümünün Halk olduğunu ileri sürmesi; yalnızca kendisinin bu halkla esaslı bir biçimde özdeşleştiği veya yalnızca kendisinin bu gerçek ve doğru halkı temsil ettiğini ileri sürmesi gerekir (Müller, 2017, s. 39). Yani popülizmde kendi ile özdeşleşen kitle konsolide edilirken, bunun dışında kalan kitle dışlanır. Dışlanan herkes yozlaşmış, halk düşmanı, vatan haini, terörist, işbirlikçi, bölücü, ajan, casus, dış mihrakların uşağı ve hiçbir iş yapmadan yabancısı olduğu halkı sömüren seçkinler gibi sıfatlarla