Kitap, Hinduizm'in ana kaynağı olan Bhagavad Gita metnidir. Bhagavad Gita, 700 beyitten oluşur, orjinal metin Sanskritçe olup, M.Ö 100-300 yılları arasına dayandığı rivayet edilir. Eser Sanskritçe'den Türkçe'ye çevrilen ilk kitap olma özelliğini de barındırır. Gerek felsefi, gerekse kültürel açıdan muazzam bir eserdir.
Eserin sosyolojik etkileriyle konuya girmek isterim. Bhagavad Gita'da Kast Sistemi övülmüş, sınıfsal düzene uymayanların cehenneme gideceği belirtilerek, soysal bir yönetimin dinsel temelleri atılmıştır. Bu açıdan eserin soylu olarak nitelendirilen kişilerin amaçları ile örtüştüğü söylenebilir. Bunun dışında eserde ruhban sınıfı olarak tanımlayabileceğimiz Brahman'lar için ayrıca bir sınıf oluşturduğu da aşikardır. Brahman'ların sosyal statüsü, ruhbanlığın da üzerinde bir konumda yer alır. Esere göre, Brahmanlar için günah yoktur. Tam olarak aydınlanmış, dilimize ermiş olarak çevirebileceğimiz dinsel kişilikler, cinayet dahi işleseler herhangi bir günaha girmiş sayılmadığı için, sınırsız bir kanun serbestisine sahiptirler.
Eserin dinsel etkisi ise biraz karmaşıktır. Budizm, her hangi bir tanrı inancı barındırmayan, dünyevi bir felsefedir. Hinduizm'de ise Tanrı inancı vardır, hatta çok Tanrıcılığın yer aldığı bir anlayış hakimdir. Budizm ile Hinduizm'in kaynaşması ise enteresan bir şekilde gerçekleşmiştir: Hinduizm'de Buddha, Tanrı olarak görülmüştür.! Dolayısıyla Hinduizm'deki bazı inanışlar, Budist felsefesi ile girift bir çekilde harmanlanarak daha sonraları aynı potada eritilmeye çalışılmıştır. Budist felsefe kendi metodu ile sınırlı bir bölgede kalsa da, barındırdığı felsefe, akılla yol alan pek çok toplumda benzer şekillerde tezahür etmiştir. Arap yarımadasında Hinduizm yaşanmamış ve yayılmamış olsa da, Lat, Menat, Uzza ve Hübel isimli puta