Haziran 2019 da başladığım büyük külliyatın sonuna gelmiş bulunmaktayım.Geriye dönüp bakarsam hem kitabı okuduğum zaman dilimlerinde hem de serideki kitaplar için ne çok şey yaşamışım,ne çok şey öğrenmişim,hayatımda ne çok şey değişmiş dedim.Seriyle birlikte hayatıma giren kitap dostlarının yeri de ayrı tabiki.Onlarla çok şey paylaştık,unutulmaz onca ay yaşadık.Hepsine ayrı ayrı teşekkürlerbuketinkitaplari liber_epifani yasminin.kitapligi booksincoffee ♥
Bana bu seriyi tek bir kelime ile özetle deseler "Sabır" derdim herhalde. İnce ince dizilmiş satıları okuyabilmenin,hakkını verebilmenin ki tam anlamıyla verdiğimi düşünmüyorum da sabretme sayesinde oldu.Hızlı,akıp giden modern zamanda "yavaşlama" nın durmanın,durup düşünmenin,düşünüp ayrıntılara bakabilmenin,baktığım ayrıntılardan ne kadar çok şükredecek varlığımın olduğunu Proust Amca bakış açısıyla bir kez daha idrak etmiş oldum.
Yakalanan Zaman kitabında şöyle bir tabir geçiyordu."Ağaçlardaki kuşların insanı yalnız bırakmadığı"...Her sabah işe giderken o kuşların sesine odaklanıp insanoğlunun aslında her an Yaratıcısı ile birlikte olduğunu ama bizlerin nankörlük yaparak unutmaya meyilli olduğumuzu hep bir gaflete sürüklendiğimizi tekrar gördüm.
Böylesine büyük bir eser bırakan yazarın dahi gene Yakalanan Zaman'ın son sayfalarında geçen şu cümleleri de çok etkiledi beni.
"Hiç şüphesiz kitaplarım da bedensel varlığım gibi günün birinde mutlaka ölecekti.Ama ölüme razı olmak gerekir.Kendimizin on yıl sonra,kitaplarımızın da yüz yıl sonra var olmayacağını kabulleniriz.Ebedi hayat insanlara da,eserlere de bahşedilmemiştir."
Al-i İmran Suresinde de geçen "Her nefis ölümü tadacaktır." ayetinde olduğu gibi ölüme razı olup,yaşamın değerini anlamaya çalışmak çabalamak için okumalıyız,gözlem yapmalıyız.Şu karantina