Ölümcül bir hastalıktan mustarip olduğu halde hâlâ yatağından kalkıp giyinen, gezinen bir insanın yanında hissettiğimiz çekingenlikle,tabiatüstü izlenimle yaklaştım ona.
Askerin sefaletinin yoksulunkinden fazla olduğunu, sefaletin her türlüsünü içinde barındırdığını biliyordum; askerin sefaletinde ayrıca daha fazla tevekkül,daha fazla asalet vardı,savaşa dönmek üzere olan asker,itişip kakışarak bir masa kapmaya çalışan uyanıkları görünce, nefret duymadan,filozofça başını sallayarak,"Savaş buraya hiç uğramamış sanki" dediği için,daha da dokunaklıydı.